Bakü (SANA) – Azerbaycan’ın kuzeybatısında yer alan Kebele, tarih boyunca Araplar, Türkler ve Kafkas halkları arasında etkileşim noktası olarak öne çıkarak, günümüz Azerbaycan kimliğinin şekillenmesinde önemli rol oynayan merkezlerden biri olarak dikkati çekiyor.
Tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan şehir, yüzyıllar boyunca yalnızca ticaretin değil, aynı zamanda fikirlerin ve kültürlerin de buluşma noktası oldu.
Kebele’nin geçmişi, Kafkas Albanyası’nın başkenti olduğu dönemlere kadar uzanırken, bu konum şehre erken dönemden itibaren siyasi ve idari bir önem kazandırdı. Daha sonraki süreçte İslam dünyasına dahil olması ve Selçuklu etkisiyle şekillenmesi, kenti ticaret, savunma ve kültürel etkileşimin kesiştiği bir merkeze dönüştürdü.
Azerbaycan Trend Haber Ajansı Genel Müdür Yardımcısı Rufiz Hafızoğlu, SANA muhabirine yaptığı açıklamada, Kebele’nin Kafkasya’daki en eski ve stratejik merkezlerden biri olduğunu belirterek, bu öneminin bin yılı aşkın bir süreçte siyasi, ekonomik ve kültürel rollerle pekiştiğini söyledi.
Hafızoğlu, şehrin İpek Yolu üzerindeki konumunun, onu Asya ile Avrupa arasında bir geçiş noktası haline getirdiğini ve bu sayede farklı kültürlerin etkileşim alanına dönüştüğünü ifade etti.
Azerbaycan televizyonunda tarih bölümü başkanı olan tarihçi Maher Garibov ise Kebele’nin bu konum sayesinde Doğu ile Batı arasında ticari ve kültürel bir köprü işlevi gördüğünü belirterek, bunun kente çok katmanlı ve açık bir karakter kazandırdığını dile getirdi.
Sur sistemleri yalnızca savunma değil, ekonomik düzenin parçasıydı
Kebele’yi çevreleyen surlar, yalnızca savunma amacı taşımakla kalmayıp, aynı zamanda şehrin ekonomik ve idari düzeninin önemli bir parçasını oluşturdu.
Hafızoğlu, bu yapıların askeri işlevlerinin ötesinde, ticaret yollarının kontrolü, vergi toplama ve giriş-çıkışların düzenlenmesi gibi çok yönlü bir sistem sunduğunu ifade etti.
Garibov da surların hem güvenliği sağladığını hem de ticari faaliyetlerin düzenlenmesine katkıda bulunduğunu belirterek, bu yapının Kebele’nin organize bir ekonomik merkez olduğunu gösterdiğini söyledi.
İslam dünyasına entegrasyon ve ticari ağların güçlenmesi
Sekizinci yüzyıldan itibaren İslam dünyasının bir parçası haline gelen Kebele, bölgesel ilişkiler ağında yeni bir konum kazandı.
Bu süreçte Müslüman Arapların rolüyle şehir, daha geniş bir siyasi ve ekonomik sistem içine entegre edilirken, ticaret yollarının daha etkin şekilde organize edilmesi ve bölgesel istikrarın sağlanması da mümkün hale geldi.
Hafızoğlu, Kebele’nin bu dönemde yalnızca bir sınır noktası olmadığını, askeri ve ekonomik işlevleri bir arada barındıran çok yönlü bir merkez haline geldiğini ifade etti.
Garibov ise şehrin aktif bir ticaret merkezi olarak varlığını sürdürdüğünü ve kervan yollarının daha sistemli hale geldiğini belirtti.
Selçuklu dönemi: Kimliğin şekillendiği dönüşüm süreci
Onbirinci yüzyılda ise Selçukluların bölgeye girmesiyle Kebele’de yeni bir dönem başladı.
Hafızoğlu, bu sürecin bir “yer değiştirme” değil, yerel miras ile Türk unsurların birleşmesi olduğunu belirterek, bunun günümüz Azerbaycan kimliğinin temellerini oluşturduğunu söyledi.
Garibov da bu dönüşümün dil, toplumsal yapı ve yaşam biçimleri üzerinde etkili olduğunu, değişimin kademeli şekilde gerçekleşmesinin farklı unsurların entegrasyonunu kolaylaştırdığını ifade etti.
Kafkasya’nın yansıması mı, yoksa özgün bir örnek mi?
Kebele’nin Kafkasya tarihindeki yeriyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Hafızoğlu, şehrin hem bölgenin genel tarihini yansıttığını hem de özgün bir örnek olarak öne çıktığını belirtti.
Garibov ise Kebele’nin, Kafkasya’nın imparatorluklar arasında bir geçiş ve etkileşim alanı olarak anlaşılmasında önemli bir model sunduğunu ifade etti.
Garibov ayrıca, Kebele’nin günümüzde de Türk Devletleri Teşkilatı kapsamında düzenlenen toplantılarla bölgesel işbirliğinde rol oynamayı sürdürdüğünü belirterek, bu etkinliklerde alınan kararların katılımcı ülkeler arasında ekonomik, siyasi ve kültürel ilişkilerin gelişmesine katkı sağlamasının beklendiğini dile getirdi.
Tarihi veriler, Kebele’nin yalnızca bir ticaret durağı olmadığını, aynı zamanda Doğu ile Batı arasındaki etkileşimin derinliğini yansıtan önemli bir merkez olduğunu ortaya koyuyor. Bu çok katmanlı yapı, günümüz Azerbaycan’ının kültürel kimliğinde hala izlerini koruyor
Raghad Younes


