Suriye’nin Hama ili kırsalında yer alan, Helenistik dönemden İslam medeniyetine kadar birçok köklü döneme ev sahipliği yapan antik kent Afamya, İslami Eğitim, Bilim ve Kültür Organizasyonu (ICESCO) tarafından somut kültürel miras listesine dahil edildi.
Hama (SANA) – Helenistik dönemden Roma, Bizans ve İslam dönemlerine uzanan askeri, ekonomik ve sanatsal bir tarihi taşlarında barındıran antik kent Afamya, İslami Eğitim, Bilim ve Kültür Organizasyonu (ICESCO) tarafından somut kültürel miras listesine dahil edilerek yeniden dünya gündemine oturdu.
Söz konusu tescil, Suriye’nin kültürel mirasının eşsiz değerini ortaya koyan ve antik Doğu’nun en önemli klasik kentlerinden birine ışık tutan kültürel bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Karar aynı zamanda, Suriye’deki arkeolojik sit alanlarını yeniden ön plana çıkarmak ve geçmiş yıllarda zarar gören bölgeleri korumak amacıyla yürütülen ulusal ve uluslararası çabaların devam ettiği bir dönemde geldi.
Antik dünyanın kavşak noktası: Medeniyetlerin kalbinde doğan kent
Hama Tarihi Eserler ve Müzeler Müdürü Mervan Ahmed Cerban, SANA’ya yaptığı açıklamada,Afamya’nın Asi Nehri‘nin doğu kıyısında, Hama şehrinin yaklaşık 55 kilometre kuzeybatısında yer aldığını belirtti. El-Gab Ovası’na hakim kalkerli bir tepe üzerinde kurulu olan bu yerleşim, kente antik çağlardan itibaren stratejik bir önem kazandırdı.
Müzeler ve Tarihi Eserler Genel Müdürlüğü ile uzmanlık araştırma raporlerine göre, bölgedeki ilk insan yerleşimi çok eski çağlara kadar uzanıyor. Ancak kent, asıl yükselişini MÖ 4. yüzyılın sonlarında, Selefkos hükümdarı 1. Selefkos Nikator tarafından MÖ 300-299 yılları arasında kurulmasıyla yaşadı. Hükümdar, kente Pers kökenli eşi Apama’nın adını verdi.
Kısa sürede Antakya, Seleucia Pieria ve Lazkiye ile birlikte Suriye’deki dört büyük Selefkos merkezinden biri haline gelen Afamya; bölgenin en önemli askeri, idari ve ekonomik üssü konumuna yükseldi.
Mervan Ahmed Cerban, Afamya’nın Helenistik dönemde üstlendiği büyük askeri role dikkati çekerek, buranın antik dünyada savaş filleri ve at yetiştiriciliğinin en büyük merkezlerinden biri olduğunu ifade etti. Tarihi kaynaklar, Selefkos ordularında kullanılan binlerce at ve yüzlerce savaş filinin bu kentte barındığını kaydediyor.
MÖ 64 yılında Roma idaresine geçmesiyle birlikte kent, mimari ve ticari açıdan yeni bir refah dönemine girdi. Akdeniz’i Mezopotamya ve Arap Yarımadası’na bağlayan ticaret yollarının ana durağı haline gelen Afamya, Roma Doğu’sunun en büyük ve en canlı metropollerinden biri oldu.
İhtişamın mimari şahidi: Bin sütunlu tarihi koridor ve nadide mozaikler
Afamya’nın en ünlü ve dünya çapında en görkemli mimari yapılarından biri, yaklaşık 1850 metre uzunluğunda ve 37 metre genişliğindeki Sütunlu Cadde olarak öne çıkıyor. Yol boyunca karşılıklı sıralanan binin üzerindeki işlemeli taş sütun, ziyaretçilere antik kentin ihtişamını ve genişliğini doğrudan hissettiriyor.
Bu cadde, Roma dönemi şehir planlamacılığının en ileri örneklerinden birini oluşturuyor. İki yanında sıralanan çarşılar, hamamlar, tapınaklar ve idari binalarla kentin ekonomik ve sosyal kalbini oluşturan cadde, antik Suriye mimarisinin ulaştığı mühendislik ve estetik başarının şahidi oldu.
Sütunlu Cadde’nin yanı sıra Afamya, Suriye’nin en büyük amfitiyatrolarından biri olan Roma Tiyatrosu, Bizans kiliseleri, saraylar, geniş meydanlar ve yönetim binaları gibi manyetik öneme sahip birçok anıtsal yapıya ev sahipliği yapıyor.
Bölgede yürütülen arkeolojik kazılarda, antik Doğu’nun en nadide sanat eserleri arasında gösterilen taban mozaikleri gün yüzüne çıkarıldı. Bu mozaikler, mitolojik sahneleri, günlük yaşamı ve bitki motiflerini işleyen üstün işçilik kalitesiyle dikkati çekiyor.
Mervan Ahmed Cerban, bu keşiflerin büyük bir kısmının, tarihi bir Osmanlı hanından dönüştürülen Afamya Müzesi’nde korunduğunu ve bölgenin tarihi evrelerini temsil eden zengin bir koleksiyona sahip olduğunu belirtti.
Çok katmanlı kültürel miras: Helenistik dönemden İslamiyet’e uzanan hafıza
Afamya’nın arkeolojik katmanları; Helenistik dönemden başlayıp Roma ve Bizans’tan geçerek İslam fetihlerine kadar uzanan medeniyetlerin birbirini takibini gösteriyor. Bu yönüyle kent, köklü bir kültürel etkileşimin açık hava arşivi niteliği taşıyor.
Bizans döneminde önemli bir dini merkeze dönüşen ve çok sayıda kiliseye ev sahipliği yapan kent, erken İslam dönemlerinde de yerleşim alanı olma özelliğini korudu ve Suriye’nin tarihi şehir ağındaki yerini muhafaza etti.
Sittedeki bulgular, Suriye’nin Doğu ve Batı medeniyetleri arasında bir kesişim noktası, çağlar boyunca fikirlerin, sanatın ve ticaretin geçiş koridoru olma rolünü yansıtan kültürel bir çeşitlilik sunuyor.
İnsanlığın ortak mirasını koruma çabaları ve uluslararası tescil
Hama Tarihi Eserler ve Müzeler Müdürü’nün aktardığına göre, bu muazzam kültürel hafıza ne yazık ki günümüzün risklerinden tamamen korunamadı. Afamya, devrim yıllarında kaçak kazılara ve anıtsal yapılarına zarar veren saldırılara maruz kaldı; bu durum uluslararası raporlar ile Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından da belgelendi.
Uğradığı tahribata rağmen Afamya, tarihi ve arkeolojik değerinin çok büyük bir kısmını korumaya devam ediyor. Kentin ICESCO listelerine dahil edilmesi, koruma ve belgeleme çalışmalarına yeni bir ivme kazandırırken, Suriye mirasının insanlığın ortak hafızasındaki yerini bir kez daha tahkim ediyor.
Müzeler ve Tarihi Eserler Genel Müdürlüğü, 25 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, 14 yıllık bir aranın ardından Afamya dahil olmak üzere Suriye’ye ait 9 yeni kültür varlığının ICESCO somut miras listesine kaydedildiğini duyurmuştu. Bu adım, Suriye mirasının tarihi önemini yeniden teyit ederken, İslami ve küresel mirasın uluslararası platformlarda tanıtılması sürecindeki varlığını gösteriyor.
İ.K