ŞAM (SANA) – Devrik rejim döneminin baskısı, savaşın yıkımı ve kamusal alanın sistemli biçimde tasfiyesiyle şekillenen Suriye yakın tarihinde, bazı bireysel hayat hikâyeleri sivil devrimin ne anlama geldiğini hâlâ berrak biçimde anlatıyor.
Bu isimlerden biri olan Mecd İzzet El-Çorbacı, şiddet dışı mücadeleyi, hapishane deneyimini ve sürgünü adalet ve onur talebine dönüştüren bir sivil direniş çizgisini temsil ediyor.
Darayya doğumlu bir insan hakları savunucusu olan El-Çorbacı, 1981 yılında Şam kırsalında dünyaya geldi. Şam Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu. 2011 öncesinde, yerel düzeyde sosyal dayanışma ve idari keyfiliğe karşı mücadele yürüten sivil girişimlerin içinde yer aldı. Bu dönem, onun siyasal değil ama kamusal ve yurttaşlık temelli bir aktivizm anlayışı geliştirmesinde belirleyici oldu.
2011 baharında Suriye devriminin başlamasıyla birlikte El-Çorbacı, siyasi tutukluların serbest bırakılması ve güvenlik devletine son verilmesi talebiyle düzenlenen ilk barışçıl gösterilere katıldı. Darayya’da, kısa sürede sivil itirazın simgelerinden biri hâline gelen bu kentte, protestoların ve farkındalık faaliyetlerinin örgütlenmesinde aktif rol üstlendi. Hareketin mezhepsel ya da askerî bir yöne savrulmasına açık biçimde karşı çıktı ve devrimi, silahlı bir çatışmadan ziyade kapsayıcı bir toplumsal yeniden inşa süreci olarak tanımladı. Bu yaklaşımda kadınların konumu merkeziydi; El-Çorbacı’ya göre kadınlar devrimin pasif mağdurları değil, asli siyasal öznesiydi.
Hapishane: Bastırmanın Devamı, Direnişin Yeni Alanı
Bu sivil duruş, Aralık 2012’de rejimin güvenlik birimleri tarafından tutuklanmasıyla sonuçlandı. Aylar süren gözaltı sürecinde farklı cezaevleri arasında nakledildi. Uluslararası insan hakları raporlarında sıkça belgelenen cezaevi koşullarıyla karşı karşıya kaldı; psikolojik baskı, sürekli tehdit ve yargısal güvenceden yoksun bir tutukluluk hali bu sürecin parçasıydı.
Ancak El-Çorbacı için hapishane yalnızca bir bastırma mekânı olmadı. Cezaevi içinde diğer tutuklu kadınlarla kolektif tartışmalar başlattı, yurttaşlık, barış ve haklar üzerine gayriresmî buluşmalar organize etti. Yaklaşık 150 kadının katıldığı kolektif bir açlık grevinin örgütlenmesinde belirleyici rol oynadı. Amaç, mahkemelere erişim ve asgari hukuki prosedürlerin uygulanmasıydı. Bu nadir sivil eylem, cezaevi keyfiliğinde geçici de olsa bir gedik açmayı başardı.
Baskı, kişisel düzeyde daha ağır bir boyuta ulaştı. Eşi de tutuklandı ve cezaevinde işkence altında hayatını kaybetti. Bu kayıp, rejim hapishanelerinde akıbeti belirsiz on binlerce Suriyelinin yaşadığı kolektif trajedinin bir parçası olarak hafızalara kazındı.
Sürgün: Mücadelenin Coğrafyasını Değiştiren Bir Eşik
2013 yılında serbest bırakılan El-Çorbacı, yeniden tutuklanma tehdidi altında çocuklarıyla birlikte gizlice Suriye’den ayrıldı ve Lübnan’a sığındı. Sürgün, onun için bir kopuş değil, mücadelenin yeniden yapılandığı bir aşama oldu.
2014 yılında Beyrut’ta Women Now for Development adlı örgütü kurdu. Kuruluş, Suriyeli mülteci kadınları desteklemeyi hedeflerken, güvenlik koşullarının elverdiği ölçüde Suriye içinde de faaliyetlerini sürdürdü. Mesleki eğitim, dil öğretimi, psikososyal destek ve kadın hakları alanlarında programlar geliştiren örgüt, acil insani ihtiyaçlarla uzun vadeli toplumsal güçlenmeyi bir arada ele alan bir yaklaşım benimsedi.
El-Çorbacı, bu çalışmalar aracılığıyla şu temel fikri savundu: Suriye’de kalıcı bir barış ve yeniden inşa, ancak toplumsal dokunun onarılması ve kadınların ekonomik ve siyasal olarak güçlenmesiyle mümkündür.
Uluslararası Tanınırlık ve Siyasal Mesaj
Mart 2015’te El-Çorbacı, ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından verilen International Women of Courage Award ile onurlandırıldı. Büyük zorluklar altında insan hakları mücadelesi yürüten kadınlara verilen bu ödül, onun hem Suriye cezaevlerindeki direnişini hem de sürgündeki örgütlü çalışmalarını uluslararası kamuoyunun gündemine taşıdı.

Washington’daki törende yapılan konuşmalarda, El-Çorbacı’nın cezaevi koşullarında gösterdiği örgütleme kapasitesi ve siyasi tutuklular ile Suriyeli kadınlar lehine sürdürdüğü kararlı savunuculuk vurgulandı. El-Çorbacı ise bu tür tanınırlıkları bir amaç değil, bir araç olarak gördüğünü dile getirdi; hedefinin, rejim suçları ve tutuklular meselesinin uluslararası gündemden düşmesini engellemek olduğunu ifade etti.
Sivil Hafızanın Israrı
Bugün Mecd İzzet El-Çorbacı, uluslararası savunuculuk faaliyetleri, sivil toplum çalışmaları ve kayıpların hafızasını diri tutmaya yönelik çabalarıyla mücadelesini sürdürüyor. Onun hikâyesi, Suriye’de devrimin yalnızca askerî ve jeopolitik bir süreçten ibaret olmadığını; aynı zamanda sivil, kadın öncülüğünde ve ısrarcı bir adalet arayışının ürünü olduğunu hatırlatıyor.
Bu çizgi, hâlâ adalet, hesap verebilirlik ve onurun pazarlık konusu edilemeyeceğini savunan başka bir Suriye anlatısının varlığını koruduğunu gösteriyor.
André Chatta