Yıllarca süren bombardıman ve kuşatmaların simge mekanlarından Doğu Guta’da yaşayan 60 yaşındaki Um Mervan’ın hafızasında taşıdığı acılar, halka karşı suç işleyen aralarında 17 pilot ve komutanın da bulunduğu 23 kişinin yakalanmasıyla adalet umuduna dönüştü.
Şam (SANA) – Vatandaşları hava bombardımanının günlük hayatlarının bir parçası haline geldiği Suriye bölgelerinden Doğu Guta’da, 60’lı yaşlarındaki Um Mervan, “ölüm varilleri”nin fotoğraflarını anımsıyor ve hafızasında Doğu Guta ile kentlerinin acısını taşıyor. Böylece kayıp oğulun hatırası ve yıllarca bombardıman ve kuşatma altında yaşayan Suriyeli aileler yeniden uyanıyor.
Yüresi yanık anne, şehidinin fotoğrafını çıkarıp gözyaşı dökerek, devrik rejimin pilotlarından oluşan büyük bir grubun yakalandığı haberini aldıktan sonra bunların bu kez sevinç gözyaşları olduğunu söylüyor.
İç Güvenlik Güçleri, geçen eylül ayı içinde, aralarında hava kuvvetlerinden 17 pilot ve komutanın da bulunduğu, Suriye halkına karşı suç işlemekten sorumlu 23 kişiyi tutukladı. Yapılan soruşturmalar, bu kişilerin askeri konumlarını ve savaş ve helikopter pilotluğundaki uzmanlıklarını, çok sayıda ölü ve yaralıya yol açan, sivillerin yerinden edilmesine, şehir ve kasabalarda büyük zararlara, evlerin, tesislerin ve sivil altyapının yıkılmasına neden olan bombardıman ve hedef alma operasyonlarını gerçekleştirmek için kötüye kullandıklarını ortaya koydu.
Kendisinin de hava bombardımanına sahne olan İdlib’li genç Mahmud Abdullah, devrik rejimin suçlularının takip edilmesinin ve yakalanmasının şehitleri geri getirmediğini ve acı yıllarını silmediğini, ancak mağdurlar önünde uzun süredir beklenen bir kapıyı araladığını, bunun da gerçeği bilmek ve sorumluluğu kanıtlananları yargı önünde sorguya çekmek olduğunu düşünüyor.
3200 savaş sortisi: Sayda katliamı ve Hamza El-Hatib
Haldun Hüseyin Mübarek, Şam Kırsalı’ndaki El-Sin Askeri Havalimanı‘nda 17. Tugay bünyesinde albay rütbesine ulaşana kadar devrik rejimin hava kuvvetlerindeki uzun hizmeti süresince genel olarak Suriyelilere ve özel olarak kuzey bölgelerine karşı işlediği ağır ihlallerle tanınan bu subaylardan biridir.
Aynı sicili, devrik rejim döneminde Dera kırsalındaki Sayda beldesinde 138. Hava Savunma Tugayı komutanı olarak görev yapan ve kuşatılması döneminde Dera El-Balad’a giden yolu kullanan barışçıl göstericileri hedef almasındaki rolüyle tanınan meslektaşı Tuğgeneral Cabir İbrahim ile paylaşmaktadır; bu olayda aralarında çocuk Hamza El-Hatib’in de bulunduğu yüzlerce barışçıl aktivist öldürülmüş ve işkenceye uğratılmıştı.
İçişleri Bakanlığı’nın tutuklanan dokuz pilotla ilgili soruşturmaları, savaş yıllarında 3200’den fazla hava sortisi kaydettiklerini, ayrıca birçok Suriye bölgesini hedef alan saldırılarda çeşitli türde taarruz helikopterleri ve jet savaş uçakları kullandıklarını gösterdi.
Birleşmiş Milletler katliamları belgeliyor
Devrik rejimin ve subaylarının hava bombardımanı dosyası, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’ne bağlı Suriye Arap Cumhuriyeti Uluslararası Bağımsız Soruşturma Komisyonu’nun çalışmalarında temel bir eksen oluşturdu.
Devrimin ilk yıllarından bu yana komisyon, nüfusun yoğun olduğu bölgelerde geniş çaplı hava bombardımanlarını belgelemiş, devrik rejimin uçakları, helikopterleri, güdümsüz mühimmatları ve varil bombalarını kullanımını ele almıştır.
10 günde 560 ölü
Suriye İnsan Hakları Ağı’nın belgelemesine göre, 2013 yılında yalnızca on gün içinde (15-24 Aralık tarihleri arasında) devrik rejimin pilotları Halep şehri ve kırsalına 152’den fazla varil bombası atarak aralarında 148 çocuk ve 63 kadının bulunduğu 560 kişinin ölümüne yol açtı.
Uluslararası Soruşturma Komisyonu o dönemde, özellikle hava saldırılarının evleri, pazarları, tıbbi tesisleri ve diğer sivil mahalleleri hedef alması ve geniş çaplı yerinden edilme dalgalarına yol açması nedeniyle uluslararası insancıl hukuk uyarınca ciddi endişelerini dile getirmişti.
Geleneksel saldırılardan kimyasal saldırılara
Uluslararası belgeleme, devrik rejimin kimyasal silah kullanımını da kapsadı. Bu saldırıların en belirginleri arasında, BM misyonunun sarin gazı yüklü karadan karaya füzelerin kullanıldığını kanıtladığı ve aralarında 200 çocuk ve kadın ile binlerce yaralının bulunduğu 1400’den fazla şehre mal olan 21 Ağustos 2013 tarihindeki Doğu Guta katliamı yer alıyor.
Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü Soruşturma ve Teşhis Ekibi de devrik rejimin hava kuvvetlerinin Mart 2017’de Hama kırsalındaki Latamine’yi ve 7 Nisan 2018’de Duma’yı hedef alan kimyasal saldırılardan sorumlu olduğu sonucuna varmıştı.
Mayıs 2015’te Uluslararası Af Örgütü “Her Yerde Ölüm” başlıklı bir raporda, hastaneler, okullar ve pazarlar dahil olmak üzere Halep’teki yerleşim mahallelerini ve sivil tesisleri hedef alan saldırıları belgelemiş ve belgelenen bazı saldırıların savaş suçları teşkil ettiği sonucuna varmıştı.
“Her mağdurun arkasında adalet bekleyen bir aile var”
Devrik rejim uçaklarının katliamları hala hafızalardadır; çünkü halkına karşı en iğrenç suçları işleyenlerin hesap vermesini isteyen Suriye halkının hafızasına kazınmış görüntüler canlılığını koruyor.
Devrik rejimin hava saldırılarının yarattığı travmalar hafızalardaki yerini korurken, mağdur yakınları adalet arayışını sürdürüyor.
Um Mervan, adalet mücadelesine ilişkin duygularını şu sözlerle dile getirdi:
“Mervan şehit oldu ancak onun hatırası ve emaneti boynumun borcudur. Beklenen mahkeme kararları sevdiklerimizi geri getirmeyecek biliniyor; ancak bu adımlar, tüm mağdurların haklarını savunmamız için bize güç veriyor. Çünkü her mağdurun arkasında adalet bekleyen bir aile var.”
V.K / İ.K / E.D