LAZKİYE–TARTUS (SANA) – Suriye sahil kırsalında, kışın kalbinde yakılan küçük ateşler yalnızca soğuğu kırmak için değil, hafızayı canlı tutmak için de yanar. “Kuzelle” adıyla bilinen bu gelenek, Suriyelileri binlerce yıl öncesine, Asur ve Ugarit uygarlıklarının zaman algısına bağlayan nadir ritüellerden biri olarak varlığını sürdürmektedir.
Asur Takviminden Günümüze Uzanan Bir Ad
Kuzelle, Doğu takvimine göre kutlanan Ras es-Seni ile ilişkilendirilen kadim bir bayramdır. Dilbilimsel çalışmalara göre kelimenin kökü, Asurca “Kuvzel”e uzanır ve “ateşin parıltısı” anlamını taşır.
Ateş burada yalnızca fiziksel bir unsur değil, sıcaklığın, bereketin ve yeni bir başlangıcın simgesidir. Bu yönüyle Kuzelle, yılın dönüşüm anını kutsayan sembolik bir eşik olarak kabul edilir.

Doğu takviminin, Jülyen takviminden çok daha eski bir zaman algısına dayandığı bilinir. Bu durum, Kuzelle’nin yalnızca folklorik bir gelenek değil, aynı zamanda erken dönem astronomi ve zaman ölçüm pratiklerinin halk kültürüne yansıması olduğunu gösterir.
Takvimler, Yıldızlar ve 14 Ocak
Suriyeliler bugün Kuzelle’yi her yıl 14 Ocak’ta, özellikle Lazkiye ve Tartus kırsalında anar. İklim bilimci Dr. Riyad Kurra Falah’a göre bu tarih, Jülyen ve Gregoryen takvimleri arasındaki yüzyıllar boyunca biriken astronomik farkın doğal sonucudur.
Jülyen takvimi yılı 365,25 gün olarak kabul ederken, Gregoryen takvimi 365,2425 gün üzerinden hesaplanır. Bu küçük fark, zamanla büyüyerek günümüzde 13 güne ulaşmıştır.
Böylece Batı takviminde 7 Ocak olan tarih, Doğu takviminde 25 Aralık’a, halk belleğinde ise Kuzelle’ye karşılık gelir. Bu nedenle bayram, yalnızca bir gün değil, iki farklı zaman anlayışının kesişim noktasıdır.
Ugarit’te Bereket ve Tarım Yılının Başlangıcı
Arkeolog Dr. Gassan El-Kayyem’e göre Kuzelle’nin izleri, Asur geleneğinin yanı sıra Ugarit uygarlığına kadar uzanır. Ugarit halkı, yıldızların hareketlerini izleyerek tarım yılının başlangıcını belirler, toprağı yeni bir üretim döngüsüne hazırlardı.
Bugün dahi birçok Suriyeli çiftçi, Doğu takvimine dayanarak tarımsal dönemleri hesaplamayı sürdürür. Kış ve yaz “kırkları”, elli günler, cemrelerin düşüşü, “Suudat” ve “Husum” günleri gibi kavramlar bu kadim zaman bilgisinin yaşayan parçalarıdır. Kuzelle, bu nedenle doğayla kurulan tarihsel ilişkinin sembolik bir özetidir.
Ateş, Sofra ve Misafirlik
Lazkiye kırsalındaki Sidre köyünden Siham Mana, Kuzelle’yi “insanları bir araya getiren sessiz bir bayram” olarak hatırlıyor. Küçük ateşler yakılır, halk ezgileri söylenir, kışın geride bırakıldığına inanılarak ateşin üzerinden atlanırdı.
Bayram sofraları ise ritüelin ayrılmaz parçasıydı. Unla hazırlanan ve kıyma ya da pazıyla doldurulan “kubeybat”, zalabiye, tandır ekmeği ya da “Kuzelle ekmeği”, çörekler ve baharatlar komşularla paylaşılır, evler misafirlere açık tutulurdu. Bu yönüyle Kuzelle, yalnızca takvimsel değil, toplumsal bir yenilenme anıydı.
Unutulmaya Direnen Bir Bellek
Modern yaşamın baskıları, ekonomik zorluklar ve toplumsal dönüşümler Kuzelle ritüellerini büyük ölçüde sadeleştirmiş olsa da gelenek tamamen kaybolmuş değil. Bugün Kuzelle, ateşin etrafında toplanan kalabalıklardan çok, kolektif hafızada yaşamayı sürdürüyor.
Bereket, yağmur, toprağın döngüsü ve yeniden başlama fikriyle örülü bu ritüel, Suriyelilerin doğayla ve tarihle kurduğu derin bağın sessiz ama dirençli bir tanığı olarak varlığını koruyor.
Hazırlayan: Nada Abu Ali




