HUMUS (SANA) – Suriye’nin orta kesimlerinde yer alan Humus kentinde bulunan Kemerli Meryem Ana Katedrali, dünyanın en eski kiliselerinden biri olarak kabul ediliyor ve ülkenin en önemli arkeolojik ve dini miras alanları arasında yer alıyor.
Kentin El-Hamidiye semtinde bulunan katedral, Hristiyan geleneğine göre Hz. Meryem’e ait kutsal kemerin burada muhafaza edilmesi nedeniyle bu adla anılıyor. Yapı, milattan sonra 1. yüzyıla uzanan tarihiyle, erken Hristiyanlık dönemine ışık tutan nadir örneklerden biri olarak öne çıkıyor.
Tarihsel ve Dini Önemi
Kemerli Meryem Ana Katedrali, 20. yüzyılın ortalarına kadar Antakya ve Tüm Doğu Süryani Ortodoks Patrikliği’nin merkezi olarak hizmet verdi. Patriklik merkezinin Şam’a taşınmasının ardından ise Humus ve Hama Süryani Ortodoks Başpiskoposluğu’nun merkezi haline geldi.
Siyah bazalt taştan inşa edilen katedral, kemerli mimarisiyle dikkat çekiyor. Yapının bitişiğinde, derinliği yaklaşık 20 metreyi bulan doğal bir su kaynağı bulunurken, katedral bünyesindeki özel bir kutsal mekânda Hz. Meryem’e ait kemer sergileniyor.
Her yıl 15 Ağustos’ta, Hristiyan dünyasında Meryem’in Göğe Kabulü olarak anılan günde, kutsal emanet kiliseden çıkarılarak çevredeki sokaklarda düzenlenen dini törenle dolaştırılıyor.
Yeraltı Kilisesinden Başpiskoposluk Merkezine
Humus’taki bu kutsal alanın kökeni, milattan sonra 59 yılına kadar uzanıyor. Rivayete göre, Hz. İsa’nın yetmiş havarisinden biri olan Elyas tarafından inşa edilen yeraltı kilisesi, Roma döneminde baskılardan kaçınmak amacıyla gizli ibadetler için kullanıldı.
Humus’un piskoposluk merkezi haline gelmesiyle birlikte yapı, resmî bir episkopal merkez oldu. İlk piskopos Silvanus’un, 312 yılındaki vefatına kadar yaklaşık kırk yıl boyunca burada yaşadığı belirtiliyor.
313 yılında Milano Fermanı’nın ilan edilmesiyle Hristiyanlara tanınan özgürlük sonrası, yeraltı mabedinin üzerine geniş bir kilise inşa edildi. Yapının duvarlarında Homs’a özgü siyah taş kullanılırken, çatısı ahşaptan yapıldı. Kutsal kemer ise metal bir kap içinde ve bazalt bir hazneye yerleştirildi.
Yenilemeler ve Mimari Dönüşüm
Katedral, yüzyıllar boyunca çok sayıda onarım ve genişletme çalışmasına sahne oldu. 1852 yılında Piskopos Julius Boutros döneminde gerçekleştirilen kapsamlı restorasyon sırasında, ahşap çatı kaldırıldı ve yapı, sekizi merkezde olmak üzere toplam 16 büyük sütun üzerine yeniden inşa edildi.
yüzyılın başında bugünkü çan kulesi eklendi; 1910 yılında Osmanlı Sultanı Mehmed Reşâd’in emriyle yeni bir restorasyon gerçekleştirildi. 1953’te, Patrik İgnatius Efrem I Barsoum döneminde kutsal emanet ana sunaktan alınarak, ziyaretçilere açık özel bir bölüme taşındı. Ertesi yıl ise yapının batı kısmına ek bir kanat inşa edilerek katedral günümüzdeki mimari formuna kavuştu.
Yaşayan Bir Miras
Bugün Kemerli Meryem Ana Katedrali, Süryani Ortodoks Başpiskoposluğu’nun merkezi olmasının yanı sıra, yerli ve yabancı ziyaretçiler için önemli bir hac ve kültür noktası olma özelliğini sürdürüyor.
Başpiskoposluk ile Suriye Turizm Bakanlığı arasında yürütülen ortak çalışma kapsamında, alanda arkeolojik inceleme, kazı ve restorasyon projeleri devam ediyor.
Uzmanlar, bu çalışmaların, yalnızca tarihi bir yapının korunmasını değil, aynı zamanda Suriye’nin çok katmanlı dini ve kültürel mirasının gelecek nesillere aktarılmasını amaçladığını vurguluyor.


