HAMA (SANA) – Suriye’nin kadim kenti Hama, dev noriaların (su çarkları) beslediği asırlık hamamlarıyla Roma estetiğini ve Osmanlı ihtişamını bugüne taşıyarak ziyaretçilerini binlerce yıllık bir arınma yolculuğuna çıkarıyor.

Suriye’nin en köklü yerleşim merkezlerinden biri olan Hama, sadece gökyüzüne meydan okuyan dev su çarklarıyla değil, bu çarkların hayat verdiği tarihi hamamlarıyla da adeta bir “su medeniyeti” müzesi niteliği taşıyor. Kentin labirenti andıran dar sokaklarında yükselen taş kubbeler, yüzyıllardır hem bedensel temizliğin hem de toplumsal hafızanın merkezi olma özelliğini koruyor.
Noriaların Hayat Verdiği Eşsiz Sistem
Hama İl Turizm Direktörü Mai El-Bekri, hamamların kent kimliği üzerindeki stratejik önemine dikkati çekerek, bu yapıların Asi Nehri ile ayrılmaz bir bütün oluşturduğunu belirtti. Hamamların su ihtiyacının yüzyıllardır nehir üzerindeki dev norialar ve tarihi su kemerleri aracılığıyla karşılandığını vurgulayan El-Bekri, “Bu eşsiz sistem, hamamların asırlardır can damarı olmuştur. Su çarklarının dönen sesi, hamamların kubbelerinde yankılanan tarihin sesidir.” ifadelerini kullandı.
Mimari Estetik ve Tarihin Buluşma Noktası

Zamanın yıpratıcı etkisine rağmen ayakta kalarak kadim kentin sokaklarında bağımsız birer sanat eseri gibi yükselen tarihi hamamlar, mimari ihtişamlarını koruyor. Hama’nın kalbinde yer alan ve bölgedeki Türk-İslam mimarisinin en zarif örneklerinden biri kabul edilen Nureddin Zengi Hamamı, yüzyıllara meydan okuyan asaletiyle ziyaretçilerini tarihi bir yolculuğa çıkarmaya devam ediyor
Tarihi “Uzun Çarşı” esnafının buluşma noktası olan ve Esad Paşa El-Azm tarafından inşa ettirilen Esediye Hamamı ise kentin ticari hafızasını simgeliyor.
Öte yandan, mermer işçiliğiyle hayranlık uyandıran Sultan Hamamı’nın bir parçasının bugün Londra’daki bir müzede sergileniyor olması, bu yapıların küresel çaptaki değerini gözler önüne seriyor. 16. yüzyıldan bu yana kapılarını kapatmayan Dervişiye ve Abisi hamamları ise bölge halkı için hala yaşayan birer sosyal merkez konumunda.
“Taşların İçinde Akan Su, Hama’nın Tarihidir”
Kentsel dönüşüm ve savaşın gölgesinde bazı tarihi duraklar kapansa da Hama halkı mirasına sahip çıkıyor. Kent sakinlerinden Hacı Mervan Gazal, bu mekanların sadece taş yapılardan ibaret olmadığını belirterek şunları kaydetti: “Bu hamamlar bizim çocukluğumuz, bayram sabahlarımız ve atalarımızdan kalan mirasımızdır. Onların içinde akan su, aslında Hama’nın tarihidir. Bu mirası korumak, kendi kimliğimizi ve ruhumuzu korumaktır.”
Savaşın ve yılların izlerine rağmen, kubbelerden süzülen mistik ışık huzmeleri ve mermer şadırvanlardan gelen yankılı su sesleriyle Hama hamamları, ziyaretçilerini sadece temizlenmeye değil, tarihin içinde sessiz bir yolculuğa çıkmaya davet ediyor.


