DEYRİZOR (SANA) – Fırat Nehri’nin iki yakasını onlarca yıl boyunca birbirine bağlayan Deyrizor Asma Köprüsü, bugün hâlâ kentin belleğinde silinmeyen bir iz olarak duruyor. Fransız mühendislerce inşa edilen ve 2013’te devrik Esed rejiminin hava saldırılarıyla yıkılan köprü, Deyrizorlular için yalnızca bir ulaşım yapısı değil, şehrin kimliğini şekillendiren başlıca simgelerden biriydi.
Yıkılışının üzerinden on yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen, köprünün yeniden inşa edilip edilmeyeceği sorusu kentte canlılığını koruyor. Tartışma, basit bir altyapı ihtiyacının ötesinde, Deyrizor’un geçmişiyle kurduğu bağın ve geleceğe dair umudunun bir yansıması olarak görülüyor.

Gündelik Hayatın Merkezindeydi
Asma Köprü, uzun yıllar boyunca kentin gündelik yaşamının ayrılmaz bir parçası oldu. Okula giden çocuklardan ticaret yapan esnafa, düğün fotoğraflarını burada çektiren çiftlerden balıkçılara kadar pek çok kesimin yolu bu köprüden geçti. Bu süreklilik, köprüyü Deyrizor’un en tanınan simgesi hâline getirdi.
Bir Fikirden Simgesel Yapıya
Köprünün inşası fikri 1923’te gündeme geldi, çalışmalar 1925’te başladı ve Fransız mühendis Vivaux’nun denetiminde altı yıl sürdü. Mart 1931’de açılan köprü, Batı tarzı asma köprü mimarisinin bölgede öne çıkan örneklerinden biri oldu. Döneminde, Fransa’nın güneyindeki benzer bir yapıdan sonra bu türdeki ikinci köprü olarak anıldı.
Yaklaşık 450 metre uzunluğunda ve 4 metre genişliğindeki yapı, dört adet 36 metre yüksekliğindeki taş kuleye ve çelik taşıyıcılara dayanıyordu. İnşa maliyetinin dönemin koşullarında 1,3 milyon Suriye lirası olduğu kaydedildi.

Zaman İçinde Değişen Bir Sembol
1947’de elektrikle aydınlatılan köprü, 1955’te kulelerinin sarıya boyanmasıyla yeni bir görünüme kavuştu. Uzun süre hem yayalara hem araçlara açık olan köprü, 1980’de alınan kararla yalnızca yayaların kullanımına bırakıldı ve böylece Suriye’nin öne çıkan turistik noktalarından biri hâline geldi.

2013’te Gelen Yıkım
Ülkedeki tüm çalkantılara rağmen yaklaşık 90 yıl ayakta kalan köprü, 2 Mayıs 2013’te devrik Esed rejiminin hava saldırılarıyla hedef alındı. Taşıyıcı kabloların kopmasıyla yapı tamamen çöktü; bazı bölümleri Fırat’ın sularına gömülürken, geride kalan parçalar savaşın simgesel tanıkları olarak kaldı.
Yeniden İnşa Mümkün mü?
Rejimin devrilmesinin ardından 2024’ten itibaren köprünün kalıntıları üzerinde teknik değerlendirmeler yapılmaya başlandı. Yerel uzmanlar, beton ayakların çatlaklara rağmen ayakta olduğunu, metal aksamın ise büyük ölçüde hasar gördüğünü belirtiyor. Buna karşın, yeniden inşanın teknik olarak mümkün olduğu görüşü ağırlık kazanıyor.
Hayal ile Öncelikler Arasında
Köprünün geleceğine ilişkin farklı öneriler dile getiriliyor. Kimileri tarihî kimliğin korunması için birebir bir kopya yapılmasını savunurken, kimileri modern bir tasarım öneriyor. Bir başka görüş ise mevcut kalıntıların korunarak alanın açık hava müzesine dönüştürülmesi yönünde.
Suriyeli mimar Muhammed el-Abdullah’a göre, orijinaline sadık bir yeniden inşa 12–18 milyon dolar arasında bir maliyet gerektirirken, modern bir tasarım bu rakamı 25 milyon dolara çıkarabilir. Konut, hastane ve okul gibi acil ihtiyaçların bulunduğu bir şehirde köprü resmî öncelikler arasında üst sıralarda yer almayabilir.
Buna rağmen Deyrizorlular için Asma Köprü’nün yeniden yükselmesi, yalnızca bir kamu yatırımı değil; kentin hafızasının onarılması ve kimliğinin yeniden inşa edilmesi anlamına geliyor.



