ABD-İsrail ile İran arasında tırmanan savaş, yalnızca bölgesel güvenliği değil küresel ekonomiyi de tehdit ediyor. Petrol fiyatlarındaki sert yükseliş, tahvil piyasalarındaki dalgalanma ve artan enflasyon baskısı, dünya ekonomisini yeni bir kriz riskiyle karşı karşıya bıraktı.
Başkentler (SANA) – ABD-İsrail ile İran arasında tırmanan savaşın etkileri, artık yalnızca çatışma bölgeleriyle sınırlı kalmıyor; küresel ekonominin merkezine kadar uzanıyor. Petrol fiyatlarındaki sert yükseliş, tahvil piyasalarındaki dalgalanma ve artan enflasyon baskısı, dünya ekonomisini yeni bir enerji krizi endişesiyle karşı karşıya bıraktı.
Küresel enerji ticaretinin önemli bölümünün geçtiği Hürmüz Boğazı ise piyasalardaki en kritik risk başlığı haline geldi. Uzmanlar, boğazdaki sevkiyatın uzun süre aksaması durumunda küresel petrol stoklarının kritik seviyelere gerileyebileceği ve bunun dünya ekonomisinde ciddi sarsıntılara yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Petrol stokları eriyor, fiyat baskısı büyüyor
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), stratejik petrol rezervlerindeki hızlı düşüşün, yaz aylarında artacak taleple birlikte petrol ve yakıt fiyatlarında yeni yükselişleri tetikleyebileceği uyarısında bulundu. CNBC’ye göre ExxonMobil CEO’su Darren Woods, mevcut ticari ve stratejik rezervlerin arz krizinin etkisini geçici olarak hafiflettiğini ancak Hürmüz Boğazı’nın uzun süre kapalı kalmasının sürdürülebilir olmadığını söyledi.
UBS verilerine göre küresel petrol stokları şubat sonunda 8 milyar varil seviyesindeyken nisan sonunda 7,8 milyar varile geriledi. JPMorgan analistleri, stoklardaki düşüşün küresel tedarik zincirleri üzerinde ciddi baskı oluşturabileceğini belirtti.
Bankanın emtia stratejisi başkanı Natasha Caneva, petrol krizinin yalnızca enerji arzını değil küresel ekonominin işleyişini de tehdit ettiğini ifade etti. Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması halinde stokların eylül ayında kritik seviyelere düşebileceği uyarısı yapıldı.
Rapidan Energy ise enerji ve ulaşım altyapısındaki aksaklıkların küresel ekonomiyi durma noktasına yaklaştırabileceğini, bunun öncesinde ise petrol fiyatlarında sert artış ve ekonomik daralma riskinin büyüyeceğini değerlendirdi.
Enerji krizi tahvil piyasalarını sarstı
Yükselen enerji fiyatları ve yeniden güçlenen enflasyon endişeleri, küresel tahvil piyasalarında sert satış dalgasını tetikledi. Yatırımcıların, merkez bankalarının faizleri uzun süre yüksek tutacağı beklentisine yönelmesiyle tahvil getirileri son yılların en yüksek seviyelerine çıktı.
Wall Street’te enerji krizi ve enflasyon baskısı nedeniyle özellikle sanayi, ulaşım ve teknoloji hisselerinde satışlar hız kazandı. Analistler, petrol arzındaki aksamaların sürmesi ve tahvil getirilerindeki yükselişin, küresel piyasalarda stagflasyon korkularını artırdığı uyarısında bulundu.
ABD’nin 10 yıllık Hazine tahvili faizi yüzde 4,63 ile Şubat 2025’ten bu yana en yüksek seviyeye yükselirken, 30 yıllık tahvil getirisi de son bir yılın zirvesini gördü.
Japonya’da ise hükümetin yeni harcama paketlerini finanse etmek amacıyla ek borçlanmaya gideceği yönündeki haberler sonrası uzun vadeli tahvil getirileri rekor seviyelere ulaştı.
FedWatch verilerine göre piyasalarda, ABD Merkez Bankası’nın yıl sonuna kadar yeniden faiz artırabileceği beklentisi yüzde 50’nin üzerine çıkarken, Avrupa Merkez Bankası ve İngiltere Merkez Bankası’nın atacağı adımlar da yakından izleniyor.
Küresel şirketlerin kaybı büyüyor
Savaşın ekonomik etkileri şirket bilançolarına da yansımaya başladı. Reuters analizine göre dünya genelindeki şirketlerin doğrudan ve dolaylı kayıpları şimdiden 25 milyar doları aştı.
Yaklaşık 279 şirket, yükselen enerji fiyatları ve aksayan tedarik zincirleri nedeniyle maliyet baskısının arttığını, bu nedenle fiyat artışları, üretim kesintileri, işten çıkarmalar ve ek tasarruf önlemlerine yöneldiklerini açıkladı.
En büyük darbeyi havacılık sektörü aldı. Jet yakıtı fiyatlarındaki sert yükseliş nedeniyle sektörün yaklaşık 15 milyar dolar zarar ettiği tahmin ediliyor. Toyota, Procter & Gamble, Whirlpool ve Continental gibi küresel şirketler de artan işletme maliyetleri ve düşen karlılık konusunda uyarıda bulundu.
Sanayi ve kimya sektörleri ise özellikle Orta Doğu’dan gelen gübre, alüminyum ve petrokimya tedarikindeki aksaklıkların hammadde fiyatlarını hızla yükselttiğini belirtti.
Uzmanlara göre küresel piyasalar son derece kırılgan bir döneme girerken, tartışılan temel konu artık yalnızca savaşın süresi değil; dünya ekonomisinin enerji arzında yaşanabilecek uzun süreli bir kesintiye ne kadar dayanabileceği.
T.K / Y.H