Suriye’nin yerleşime açık tek adası Arvad’da kayalıklar üzerine inşa edilen tarihi Osmanlı Hamamı, 1918’deki büyük fırtına ve olumsuz deniz koşullarına rağmen görkemli kubbesiyle adanın kültürel ve mimari hafızasını yaşatmaya devam ediyor.
Tartus (SANA) – Tartus ilinin Arvad Adası‘nın batı ucunda, bir kaya kütlesi üzerinde ve adanın eski sur kalıntılarının yakınında yer alan Osmanlı Hamamı‘nın kubbesi, bir zamanlar adanın yaşamında özel bir işlevi olan bir yapının izlerini taşıyor.
“Suriye Arkeoloji Ansiklopedisi”ne göre hamam, Osmanlı döneminde Arvad yöneticisi için kullanılırdı. Kubbesindeki açıklıklar ise içeriye ışık sızmasını sağlayarak, inşa edenlerin mekanın tasarımına verdiği önemi ve kullanıcının ihtiyaçlarını karşılama çabasını gözler önüne seriyor.

Bugün ise bu tarihi eser, yüzyıldan fazla bir süre önce kendisine zarar veren bir deniz fırtınasının izlerini ve Tartus Eserler Müdürü Abdülhay Muhammed’in güney kısmının bir bölümünün çökmesi dahil olmak üzere “büyük” olarak nitelendirdiği yapısal hasarları taşıyor.
Kullanım tarihi ile çöküntü durumu arasında, korunması özel mülkiyetine ilişkin prosedürlerin tamamlanmasının yanı sıra teknik ihtiyaçlarının da çalışılmasını gerektiren bir hamamın hikayesi öne çıkıyor.
Yapının izlerini koruyan bir kubbe
Hamam, kemerli kapılarla birbirine bağlanan “Barrani” (dış) ve “Cuvani” (iç) olmak üzere iki ana kısımdan oluşuyor. Büyük kubbeli bir oda ile iki küçük banyo odasından oluşan bu yapının bazı unsurları kaybolmuş olsa bile mekansal dağılımını tanımak mümkün olabiliyor; kubbe ise mimari siluetini öne çıkaran en belirgin işaretlerden biri olarak kalıyor.
Ansiklopedi, yapının kalan kısmının boyunlu ve pencereli bir kubbeyle örtülü olduğunu, içerisine aydınlatma sağlamak üzere kumriyelerin (ışıklıkların) dağıtıldığını belirtiyor. Ayrıca ihtimal olarak, iç duvarlarının kırmızı rengin ağırlıkta olduğu renkli süslemelerle bezeli olduğunu ifade ediyor ki bu detay, mekanın zarar görmeden önceki halini canlandırarak kalan taşlara eski süslemelerinden bir iz katıyor.
Hamamın tanımında, su tahliyesi için ayrılmış suyla bağlantılı çömlek borular da dikkat çekiyor. Bu borular, banyo odaları ve aydınlatma açıklıklarıyla birlikte tasarımı su, ışık ve bölümler arası hareketi düzenlemeyi gerektiren bir yapının tablosunu tamamlıyor.
Muhammed, SANA’ya yaptığı açıklamada, hamamın tarihi ve mimari öneminin sularla çevrili bir adada yer almasından kaynaklandığını, bunun da konumuna Arvad’ın kentsel mirası içinde bir hususiyet kazandırdığını belirtiyor. Adanın yöneticisi tarafından kullanılması ise bu yapıya Osmanlı dönemindeki yaşam doğasıyla bağlanan bir başka hususiyet katıyor.
Daha eski sorular barındıran kayalar
Hamamın her iki yanında ve çevresinde, kayaya oyulmuş mağaralar ve oyuklar yakınlardaki sur kalıntılarının yanında yer alıyor. Muhammed, bu kanıtların Osmanlı yapısından daha eski tarihsel katmanlara işaret ettiğini ve Fenike dönemine ait olabileceğini belirterek, sahanın hamamın inşa tarihini aşan bir önem kazandığını ifade ediyor.
Bu tarihlendirme, yapının ve çevresinin birlikte incelenmesi gerekliliğine dikkat çekiyor. Oyuklar ve surlar, sahanın tarihini hamamın adını taşıdığı dönemle sınırlamak yerine, hamam inşa edilmeden önce mekanın nasıl kullanıldığına ve bitişik yapılar arasındaki ilişkiye dair sorular ortaya çıkarıyor.
1918 fırtınasından bugünkü hasarlara
“Suriye Arkeoloji Ansiklopedisi”, hamamın bazı bölümlerinin Arvad’ı 1918 yılında vuran bir deniz fırtınası sonucunda yıkıldığını kaydediyor. Bu tarih, eski hasarları belirli bir bağlama oturtarak deniz etkisinin yapının güvenliği üzerindeki etkisinin yüz yılı aşkın süredir kayıtlı olduğunu gösteriyor.
Nem izlerinin bazı taşları ve aralarındaki harcı etkilemesi, kalan kısımların bütünlüğünü korumayı daha da zorlaştırdı. Bu aşınma, yıkım manzarasına yapının yapısal durumunun incelenmesini ve ihtiyaçlarının belirlenmesini gerektiren bir zarar ekliyor; bu da yaklaşık restorasyon planına detaylarını koruma noktasında önem kazandırıyor.
Mevcut durumuna gelince Muhammed, bunun büyük yapısal hasarları içerdiğini, bunların en belirgininin güney kesimin bir kısmının çökmesi olduğunu belirtiyor ve bunu olumsuz hava koşulları ile deniz iklimine sürekli maruz kalmanın yanı sıra son yıllarda bakım ve restorasyon yapılmamasına bağlıyor. Bu durumun, açıklamasına göre hamamın genel durumunu ve mimari unsurlarının güvenliğini olumsuz etkilediğini vurguluyor.
Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün hamamı 2004 yılında restore ettiğini, o tarihten bu yana ise herhangi bir bakım veya restorasyon çalışması yapılmadığını ekliyor. Böylece hamamın son restorasyonu ile eseri koruma yönündeki mevcut çabalar arasında yirmi yıldan fazla bir süre bulunuyor, bu da durumunun takip edilmesini eseri korumaya yönelik her türlü gelecek çalışmanın temel bir parçası haline getiriyor.
Özel mülkiyet ve restorasyon süreci
Müdahale adımları aynı zamanda Muhammed’e göre mülkiyeti şahıslara ait olan hamamın hukuki durumuyla da bağlantılı. Muhammed, hamam sahibinin yıllar önce vefat ettiğini ve Suriye dışında ikamet ettiğini belirterek, Tartus Eserler Dairesi’nin yapının korunması hususunda kendileriyle koordine olmak üzere ilgili şahıslara ve varislere ulaşmak için halihazırda çalıştığını ifade ediyor.
Daire, kapsamlı bir çalışma hazırlayıp özgün mimari unsurlarını ve hususiyetini dikkate alan bütüncül bir plan koyduktan sonra, onu restore etmek için gerekli hukuki ve teknik koşulları güvence altına almaya çalışıyor. Bu çabalar mevcut çalışma aşamasını belirliyor: İlgili taraflarla iletişim kurmak ve müdahale koşullarını hazırlamak; çalışma ve plan hazırlamak ise uygulamaya geçiş için gerekli bir adım olarak kalıyor.
Çalışmanın önemi, sahanlıkta belgelenmesi gereken unsurların çokluğundan kaynaklanıyor: Hamamın kalan kısımları, hasar ve çöküntü yerleri, kaya kütlesi ve çevresindeki kalıntılarla ilişkisi. İşte bu detaylar esere değerini kazandırıyor, hatlarını koruyacak şekilde restorasyona yön vermeye yardımcı oluyor ve tarihi ile işlevinin tanınmasını sağlıyor.
Arvad’da ayakta kalan kubbe, bu yerin hikayesini özetliyor: Tasarlanan açıklıklardan içeri giren bir ışık, bazı kısımlarını kaybetmiş taşlar ve daha eski bir zamana dair sorular uyandıran kayalar. Hamam, koordinasyon ve çalışma çabalarının kalan kısmını koruyacak bir faaliyete dönüşmesini bekliyor; öyle ki detayları görülebilir ve okunabilir kalsın, adaya gelenler kubbesinde adanın yaşamından bir kesitin korunmuş tanığını bulabilsin.
V.K / İ.K / A.K