Suriyeli gazeteci Muhammed Ebu Halka, “Ateşin Çemberinden Bir Muhabir“ Hakikatin Peşinde” adlı kitabında kişisel deneyimini saha gazeteciliğiyle buluşturarak, kameranın olayları aktaran bir araçtan toplumsal hafızayı koruyan bir tanığa dönüşmesini ele alıyor.
Şam (SANA) – Sahanın ateşi ile hafızanın ağırlığı arasında Suriyeli gazeteci Muhammed Ebu Halka, “Ateşin Çemberinden Bir Muhabir“ Hakikatin Peşinde”adlı kitabında kişisel yaşam öyküsü ile gazeteciliğin kesiştiği bir deneyime ışık tutuyor.
Bu deneyimde kamera, anı kaydeden bir araç olmaktan çıkarak onu koruyan bir araca, olayların tanığı olmaktan da bir ülkenin hafızasının parçasına dönüşüyor.
El-Rumuz El-Arabiye Yayınevi tarafından 2026’da ilk baskısı yayımlanan 170 sayfalık kitap, Suriye Devrimi yıllarının kapsamlı bir tarihini sunmaktan ziyade, yaşananların içinden kişisel bir tanıklık aktarıyor.
Bu tanıklık zamanla gazetecilik, görüntü ve belgelemenin yanı sıra muhabir, foto muhabiri ve yurttaş gazetecilerin son derece karmaşık bir dönemin olaylarını kayıt altına almadaki rolüne ilişkin soruları da kapsayan daha geniş bir çerçeveye ulaşıyor.
Kamera Ulusal Hafızaya Dönüştüğünde
Bu dönüşüm, kitabın temel fikirlerinden birini oluşturuyor. Başlangıçta gözün gördüklerini kaydetmek için kullanılan basit bir araç olan kamera, zamanla bir sorumluluğa dönüşüyor. Çünkü kamerayı taşıyan kişi, kaydedilmedikleri takdirde olayların, yüzlerin ve bütün hikayelerin kaybolabileceğinin farkına varıyor.
Yazar, kendi deneyiminden hareketle Suriyelilerin yurttaş gazeteciliğinin ortaya çıkışıyla yaşadığı daha geniş bir deneyime de yer veriyor. Medya eğitimi almamış kişiler, medya kuruluşlarının birçok bölgeye ulaşmasının son derece güç olduğu bir dönemde, kent ve kasabalarında yaşananları ve devrik rejimin Suriyelilere yönelik suçlarını cep telefonları ve basit kameralarla aktarma zorunluluğuyla karşı karşıya kaldı.
Bu noktada görüntü, geçici bir kare olmaktan çıkarak unutmaya ve çarpıtmaya direnen bir belge niteliği kazanıyor. Ebu Halka, belgeleme uğruna bazıları hayatını kaybeden gazeteci, foto muhabiri ve aktivistlerin deneyimlerini de hatırlatıyor. Onlardan geriye kalan materyaller ise haberin zaman sınırını aşarak hafızaya uzanan geniş bir görsel arşivin parçalarına dönüşüyor.
Son Dakika Haberinden Tanıklığa
Kitap, kişisel hafızayı gazetecilik diliyle harmanlayan bir anlatım benimsiyor; hikaye, sahadan betimlemeler ve mesleğin anlamına ilişkin değerlendirmeler arasında ilerliyor.
Ebu Halka, gazeteciyi insandan ayrı ele almıyor. Bilgiyi aktarma görevinin yanında korku, acı ve kayıp da anlatıda kendine yer bulurken, haberin arkasındaki insani deneyim onu anlamanın bir parçasına dönüşüyor.
Kitabın açık ve doğrudan dili boyunca görüntü ile unutma, sessizlik ile tanıklık, kamera ile silah, haber ile hafıza gibi karşıtlıklar öne çıkıyor. Gerçek, sorumluluk, dürüstlük, saha ve belgeleme kavramları ise yalnızca anlatımı güçlendiren ifadeler olarak değil, yazarın gazeteciliğe bakışını ortaya koyan temel unsurlar olarak kullanılıyor.
Ebu Halka, günlük haberden kitaba geçişin kendisine son dakika haberlerinde yer bulamayan duyguları, küçük ayrıntıları, isimleri ve olay sona erdikten sonra hafızada kalan mekânları yeniden ele alma imkânı sunduğunu belirtiyor.
Ancak bu süreç, ağır görüntülerle yüklü saha hafızasını yeniden açma ve olaylara sadakat ile anlatımın canlılığı arasında denge kurma zorluğunu da beraberinde getiriyor.
Bu açıdan kitap, hafızayı kayda geçirmenin yanı sıra onu yeniden düzenleme çabası olarak da öne çıkıyor. Yazar, yıllar sonra deneyimlerine yalnızca “Ne oldu?” sorusuna cevap vermek için değil, aynı zamanda “Yaşananlardan geriye ne kaldı?” sorusunu sormak için dönüyor.
Gerçeği Unutulmaya Bırakmayan Gazetecilik
“Ateşin Çemberinden Bir Muhabir”in temel mesajı, gazeteciliği hem gerçeğe hem de hafızaya karşı bir sorumluluk olarak ele almasında belirginleşiyor.
Bu bakış açısına göre gazeteci yalnızca bilgiyi hızlı biçimde aktaran kişi değil; olayın bağlamını anlamaya, nedenleriyle sonuçları arasında bağ kurmaya çalışan ve bugün yayımladığı bir haberin yarın o dönemi yaşamamış insanların başvuracağı bir belgeye dönüşebileceğinin bilincinde olan bir tanık konumunda bulunuyor.
Kitabın öne çıkan özelliklerinden biri de otobiyografik anlatımla mesleki değerlendirmeyi bir araya getirmesi. Bireysel deneyim, sınırlı imkanlarla ve olağanüstü koşullar altında bütün bir dönemin görsel ve insani kaydını oluşturan gazeteciler, foto muhabirleri ve yurttaş gazetecilerden oluşan bir kuşağın deneyimine doğru genişliyor.
Kitap, saha deneyimini yalnızca yüceltmek yerine, gürültü dindikten ve canlı yayın sona erdikten sonra geriye ne kaldığını sorguluyor.
Görüntü onu kaydeden kişiden daha uzun yaşayabilirken, güncelliğini yitiren haber bir belgeye dönüştüğünde farklı bir değer kazanıyor.
Kamera ise giderek bir çalışma aracından insanların hafızasını muhafaza eden bir araca dönüşüyor.
Ebu Halka böylece “Ateşin Çemberinden Bir Muhabir”de, yalnızca olayın peşinden gitmekle yetinen geleneksel meslek anlayışının ötesinde bir gazetecilik yaklaşımı ortaya koyuyor.
Gerçeği yalnızca yaşandığı anda aktarmakla kalmayıp, ateş söndükten ve tanıklar ortadan kaybolduktan sonra gelecek kuşaklar için de erişilebilir kılmaya çalışıyor.
Yazar Hakkında
Muhammed Ebu Halka, Suriyeli gazeteci ve saha muhabiri olarak çeşitli Arap ve Türk medya kuruluşlarında çalıştı. Suriye dosyasındaki gelişmeleri olayların merkezinden takip ederek ülkenin farklı illerinden gelişmeleri ses ve görüntüyle aktardı.
Gazetecilik çalışmalarının yanı sıra İstanbul’da Suriyeli yetenekleri desteklemeyi ve sanatsal ile kültürel etkinlikler düzenlemeyi amaçlayan kültürel bir girişim olan Vecd Sanat Ekibi’ni kurdu. Ayrıca uluslararası konferans ve forumların haber takibinde görev aldı.
Kitap, Ebu Halka’nın yıllar süren saha çalışmalarının bir ürünü olarak, bizzat tanık olduğu olayları ve muhabirlik kariyerine eşlik eden insani deneyimleri kayıt altına alıyor.
Ebu Halka böylece Suriye tarihinin kritik bir dönemine ilişkin kişisel tanıklığını sunarken, doğru sözün ve gerçeğe sadık görüntünün hafızayı korumanın ve gerçeği muhafaza etmenin bir parçası olduğu inancını ortaya koyuyor.
M.M/A.KH
