2 Kasım dolayısıyla, Suriye’de devrik rejim döneminde gazetecilere yönelik işlenen suçların faillerinin yargılanması ve cezasızlığın sona erdirilmesi çağrısı yinelendi.
Şam (SANA) –Uluslararası Gazetecilere Karşı İşlenen Suçların Cezasız Kalmasını Sona Erdirme Günü dolayısıyla Suriye’de devrik rejimin gazetecilere yönelik sistematik ihlallerinin hesabının sorulması ve faillerin ulusal ve uluslararası yargı mekanizmaları önünde hesap vermesinin sağlanması amacıyla hukuki ve kurumsal çalışmalar yürütülüyor.
Her yıl 2 Kasım’da kutlanan Uluslararası Gazetecilere Karşı İşlenen Suçların Cezasız Kalmasını Sona Erdirme Günü, devrik rejim güvenlik güçlerinin Suriyeli gazetecilere yönelik geniş çaplı ve sistematik saldırılarının dosyalarının yeniden gündeme getirilmesi açısından önem taşıyor. devrik rejim, öldürme ve zorla kaybetme eylemleriyle kalem ve kamerayı takip ettiği birer hedefe dönüştürerek, gazetecilerin yaşananları özgürce aktarma iradesini kırmayı ve Suriyelilere karşı işlenen suçları gizlemeyi amaçladı.
Bugün ise insan hakları kuruluşları ve meslek örgütleri, bu uluslararası günün gerekliliklerini kurumsal ve hukuki çalışmalarla hayata geçiriyor. Bu çalışmalar kapsamında belgeleme raporlarının, ulusal ve uluslararası adalet mekanizmalarına sunulabilecek eksiksiz ceza dosyalarına dönüştürülmesi, faillerin yargılanması ve cezasızlık ile hesap verebilirlikten kaçışın önlenmesi hedefleniyor.
Devrik rejim 559 gazeteciyi öldürdü
Suriye İnsan Hakları Ağı Direktörü Fadl Abdülgani, bugün SANA’ya yaptığı açıklamada, ağın Mart 2011’den devrik rejimin devrilmesine ve 8 Aralık 2024’te Suriye’nin kurtuluşuna kadar geçen sürede devrik rejim güçleri tarafından 559 gazeteci ve medya çalışanının öldürüldüğünü belgelediğini belirtti. Abdülgani, bunlardan 48’inin gözaltı merkezlerinde işkence altında hayatını kaybettiğini, ayrıca en az 1612 gazetecinin yaralandığını bildirdi.

Abdülgani, ağın medya çalışanlarına yönelik en az 1358 tutuklama veya kaçırma vakası kaydettiğini, devrik rejim güçleri tarafından alıkonulan ve aralarında sekiz kadın gazetecinin de bulunduğu 392 kişinin hala zorla kaybedilmiş durumda olduğunu ifade etti. Bu kişiler arasında dört yabancı gazetecinin de bulunduğunu belirten Abdülgani, sahada medya çalışanlarına, çalışma merkezlerine ve ulaşım araçlarına yönelik çok sayıda doğrudan saldırının da belgelendiğini kaydetti.
Savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar
Abdülgani, uluslararası insancıl hukukun gazetecileri, çatışmalara doğrudan katılmadıkları sürece sivil statüsünde koruma altına aldığını belirtti. Bu korumanın, Uluslararası Kızılhaç Komitesi tarafından yayımlanan Uluslararası İnsancıl Hukukun Örf ve Adet Kuralları çalışmasının 34. kuralına dayandığını ifade eden Abdülgani, aynı hususun 2015 tarihli Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi‘nin 2222 sayılı kararında da teyit edildiğini hatırlattı.
Gazetecilerin kasten hedef alınmasının, hukuki unsurların oluşması halinde savaş suçu teşkil ettiğine işaret eden Abdülgani, devrik rejim güvenlik birimleri tarafından gerçekleştirilen öldürme, işkence ve zorla kaybetme eylemlerinin ise sivil nüfusa yönelik yaygın ve sistematik bir saldırının parçası olmaları nedeniyle insanlığa karşı suçlar kapsamına girdiğini vurguladı.
Suriye İnsan Hakları Ağı Direktörü, ağın veri tabanının bir belgeleme kaydından, emir-komuta zincirini ortaya koyan ve suçlara karışan askeri birlikler ile güvenlik şubelerinin doğrudan sorumluluğunu belirleyen güçlü bir adli delil dosyasına dönüştüğünü belirtti. Söz konusu dosyanın, adaletin tesis edilmesi ve faillerin yargılanması amacıyla ulusal ve uluslararası mahkemeler nezdinde temel dayanak oluşturduğunu ifade etti.
Kadın ve erkek gazetecilere yönelik çok katmanlı ihlal sistemi
Merkezi Avukatlar Barosu Kadın Komisyonu ile Haklar ve Özgürlükler Komisyonu üyesi Avukat Ruhada Abdullah Abduş ise devrim yıllarında kadın ve erkek gazetecilerin, güvenlik takibatı ile yargısal keyfiliğin iç içe geçtiği çok katmanlı bir ihlal sistemi aracılığıyla sistematik biçimde hedef alındığını belirtti. Abduş, bu uygulamaların gazetecilerin iradesini ve gerçekleri ortaya çıkararak sivillerin yaşadığı acıları belgeleme rollerini kırmayı amaçladığını kaydetti.

Abduş, Avukatlar Barosu’nun komisyonları aracılığıyla mağdur kadın ve erkek gazetecilerin haklarının korunması, savunma ve destek çalışmalarının kurumsallaştırılması ve dava açmak isteyenlere tüm imkânların sunulması amacıyla kapsamlı bir strateji benimsediğini belirtti.
Bu stratejinin iki temel eksende yürütüldüğünü kaydeden Abduş, ilk eksenin avukatların uyuşmazlıkların çözümü ve özgürlüklerin korunmasına yönelik ileri düzey hukuki mekanizmalar konusunda eğitilmesini kapsadığını, böylece medya çalışanlarının soruşturma makamları ve mahkemeler önünde profesyonel hukuki temsilden yararlanmasının amaçlandığını ifade etti.
İkinci eksenin ise kadın gazetecilerin anayasal hakları, ihlallerin belgelenme yöntemleri ve baskı ile takibat karşısında doğru hareket etme konusunda hukuki farkındalıklarının artırılması ve güçlendirilmesini içerdiğini belirtti.
Güvenli çalışma ortamının sağlanması ve ihlallerin belgelenmesi için veri tabanları oluşturulması
Avukat Abduş, baronun şubeleri aracılığıyla sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği içinde koruma mekanizmaları ve yasal düzenlemelerin değiştirilmesine yönelik özel çalışma atölyeleri düzenlendiğini bildirdi.
Baronun bu çalışmaları kurumsallaştırmak amacıyla kalıcı birimler oluşturulması, mağdurlara ücretsiz hukuki danışmanlık sunulması ve ihlallerin belgelenmesine yönelik veri tabanları hazırlanması için çalıştığını belirten Abduş, bu girişimlerin sorumluların hesap vermesine zemin hazırlamayı ve Suriyeli kadın gazeteciler için güvenli ve korunaklı bir çalışma ortamı sağlamayı amaçladığını vurguladı.
Abduş ayrıca Avukatlar Barosu’nun, şikayette bulunmak veya hukuki süreç başlatmak isteyen kadın ve erkek gazeteciler ile mağdur yakınlarına destek olmak için tüm hukuki imkanlarını seferber ettiğini belirtti. Bu kapsamda hukuki danışmanlık sağlandığını, iddianame ve dava dosyalarının hazırlanmasına yardımcı olunduğunu ve olayların, faillerin yargılanmasını gerektiren ağır suçlar olarak hukuki açıdan nitelendirilmesi için destek verildiğini ifade etti.
Baronun, Suriyeli kadın ve erkek gazetecilerin haklarının teslim edilmesi ve faillerin yargılanması sürecinde onları koruyan ve destekleyen hukuki bir sığınak olmayı sürdüreceğini vurguladı.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 2013 yılında aldığı kararla her yıl 2 Kasım’ı Uluslararası Gazetecilere Karşı İşlenen Suçların Cezasız Kalmasını Sona Erdirme Günü ilan ettiği hatırlatıldı. Günün, gazetecilerin maruz kaldığı ihlallere dikkat çekmek ve bu ihlallerden sorumlu kişilerin hesap vermesini sağlamak amacıyla kabul edildiği belirtildi.
Söz konusu gün, Suriye bağlamında özel önem taşıyor. İnsan hakları kuruluşlarının 2011-2024 yılları arasında devrik rejim tarafından yüzlerce gazeteci ve medya çalışanına yönelik gerçekleştirildiğini belgelediği ihlaller arasında öldürme, tutuklama, işkence, zorla kaybetme ve dijital gözetim ile tehditler başta olmak üzere çeşitli baskı yöntemleri bulunuyor.
N.W.A / R.Y/ H.A