Suriye, 8 Aralık 2024’ten itibaren sağlanan istikrar ortamıyla birlikte komşu ülkelerle ulaştırma, enerji ve ticaret ağlarını yeniden kurarak bölgesel ekonomik entegrasyonun kilit kavşağı ve güvenli bir yatırım merkezi haline geliyor.
Şam (SANA) – Suriye, yıllarca süren savaşın yıprattığı bir coğrafya olmaktan çıkarak, bölgesel ekonomik entegrasyonu güçlendiren vaat dolu bir fırsat merkezine dönüşüyor.
Ülkede 8 Aralık 2024’te sağlanan özgürleşmenin ardından başlayan istikrar ve komşu ülkelere açılım süreci; ulaştırma ve enerji ağlarının yeniden inşasına, ayrıca karşılıklı çıkarlara dayalı ekonomik işbirliklerinin geliştirilmesine dayanan yeni bir dönemi başlattı.
Bölgesel ticaret ağının kilit kavşağı: Suriye
Suriye’nin jeopolitik konumu, Asya, Körfez ve Avrupa arasında ticaret ve enerji transferinde ana koridor olma rolünü yeniden kazanmasını sağlayan en kritik unsurlardan birini oluşturuyor.
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed El-Şara, ülkenin stratejik konumuyla ticaret ve enerji nakli için güvenli bir alternatif hat sunduğunu vurguladı. El-Şara, 24 Nisan’da Kıbrıs’ın başkenti Lefkoşa’da düzenlenen Avrupa Birliği (AB) Liderleri ve Bölgesel Ortaklar Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, “Dört Denizi ve Dokuz Koridoru Bağlama İnisiyatifi”nin Orta Asya ve Körfez’i Avrupa’nın kalbine bağlayan en güvenli hat olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı El-Şara ayrıca, Suriye’nin Akdeniz kıyılarının, Doğu-Batı arasındaki ticaret ve enerji nakil hatlarının güvenliğini sağlama ve tedarik zincirlerinin kesintisiz işlemesine katkıda bulunma kapasitesine sahip olduğunu belirtti.
Sınır güvenliği: Ekonominin temel altyapısı
Sınır kapılarında istikrarın sağlanması, bölgesel bağlantı projelerinin başarısında belirleyici bir rol oynuyor. Gümrük kapılarındaki verimliliğin artırılması ve bürokrasinin azaltılması, lojistik maliyetleri düşürürken ticari koridorların rekabet gücünü artırıyor.

Bu doğrultuda Suriye, Türkiye ve Ürdün arasında geçtiğimiz nisan ayında imzalanan Mutabakat Zaptı; kara, deniz ve demir yolu ulaşımını geliştirmeyi, sınır geçişlerini kolaylaştırmayı ve tedarik zincirlerinin etkinliğini artırmayı hedefleyen pratik bir adım oldu.
Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Esad Hasan El-Şeybani ise Suriye’nin komşu ülkelerle bağlarını güçlendirmek için çalıştığını vurgulayarak; Ürdün, Lübnan, Irak ve Türkiye ile olan ortak sınırların güvenli ve istikrarlı olması gerektiğini, bunun da yatırım ve ekonomik işbirliği evresine geçişin ön şartı olduğunu belirtti. El-Şeybani, Suriye ve Ürdün’ün stratejik konumunun ulaştırma, kara yolu ağları ve enerji alanlarında bölgesel halkların çıkarına hizmet edecek geniş ortaklık fırsatları sunduğunu ifade etti.
Ulaştırma ve enerji: Bölgesel rolü canlandıran entegre hatlar
Suriye’nin bölgesel rolü sadece mal taşımacılığıyla sınırlı kalmayıp, bölgedeki ekonomik entegrasyonun en önemli ayaklarından biri olan enerji sektörüne de uzanıyor.
Nisan ayı başında Irak akaryakıtını taşıyan ilk konvoy, Tanf Sınır Kapısı’ndan Suriye’ye giriş yaparak Baniyas Rafinerisi’ne ulaştı ve dünya pazarlarına ihraç edilmek üzere sevk edildi. Bu gelişme, Suriye’nin Akdeniz’e açılan stratejik bir kapı olma konumunu bir kez daha teyit etti.

Temmuz ayında ise Suriye ve Irak, bölgenin en önemli enerji hatlarından biri olan Kerkük-Baniyas Petrol Boru Hattı’nın yeniden tesisi ve ihyası için bir mutabakat zaptı imzaladı. Proje, sınırlar ötesi altyapının yeniden faal hale getirilmesi ile enerji, lojistik ve ulaştırma sektörlerinde yeni yatırımların önünü açması açısından örnek bir model oluşturuyor.
Bölgesel işbirliği haritası yeniden çiziliyor
Bu projeler, Suriye’nin komşularıyla ekonomik entegrasyonu güçlendirmek amacıyla yürüttüğü geniş kapsamlı mutabakat sürecinin bir parçası olarak öne çıkıyor.
Suriye ve Ürdün, Mayıs 2025’te Yüksek Koordinasyon Konseyini kurdu. Konsey; ticaret, sanayi, enerji, ulaştırma, demir yolu bağlantıları ve transit geçişlerin kolaylaştırılması alanlarında birçok anlaşmaya imza attı.
Suriye ve Türkiye de kurulan Suriye-Türkiye İş Konseyi aracılığıyla gümrük altyapısının geliştirilmesi, geçiş süreçlerinin iyileştirilmesi ve ortak yatırımların desteklenmesi adımlarını attı.
Aynı doğrultuda Suriye ve Lübnan, temmuz ayında imzalanan anlaşmayla Suriye-Lübnan Yüksek Komitesini kurdu. Komite; elektrik entegrasyonu, yük taşımacılığı, vatandaş geçişlerinin kolaylaştırılması ve bakanlıklar arası koordinasyonun sağlanmasını amaçlıyor.
İstikrar, yatırımlar için çekim merkezi
Büyük ölçekli yatırımlar; üretime ve ticarete destek verebilecek güvenli bir ortama ve güçlü bir altyapıya ihtiyaç duyuyor. Yatırımcılar yalnızca pazar büyüklüğüne değil, pazara erişim kolaylığına, ulaşım ağlarının kalitesine ve operasyonel istikrara önem veriyor.
Bu çerçevede yol, liman, demir yolu ve enerji projeleri sadece birer hizmet yatırımı değil; Suriye’nin bölgesel ve küresel ekonomiye yeniden entegre olmasını sağlayan temel araçlar niteliği taşıyor.
Bu kapsamda kritik sektörlerde önemli yatırım anlaşmalarına imza atıldı. Fransız CMA CGM şirketi ile Lazkiye Limanı Konteyner Terminali’nin işletilmesi ve yönetimi için anlaşma sağlanırken, Türk KUZEY STAR SHIPYARD firması ile yapılan anlaşmayla Suriye’de uluslararası standartlarda gemi inşası döneminin başlatılması ve Tartus Limanı’nda entegre bir gemi yapım ve bakım tersanesinin kurulması kararlaştırıldı.
Transit coğrafyasından bölgesel entegrasyon platformuna
Küresel ticarette daha güvenli ve verimli koridor arayışlarının sürdüğü bu dönemde Suriye; Körfez, Irak, Türkiye ve Avrupa’yı Akdeniz üzerinden birbirine bağlayan doğal bir merkez olarak yeniden öne çıkıyor.
İstikrarın pekişmesi, altyapı projelerinin hız kazanması ve bölgesel ortaklıkların genişlemesiyle birlikte Suriye; sadece yük ve enerji taşıyan bir transit ülke olmanın ötesine geçerek, tüm bölgede ticaret, yatırım ve kalkınmaya katkı sağlayan etkin bir bölgesel entegrasyon aktörü haline geliyor.
V.K / İ.K