Suriye, devrik rejim döneminde işlenen insan hakları ihlalleriyle yüzleşmek amacıyla geçiş dönemi adaletini temel bir ulusal seçenek olarak benimserken, hesap verilebilirliğin bireyler yerine devlet kurumları eliyle ve hukuk çerçevesinde sağlanacağını vurguluyor.
Şam (SANA) – Devrik rejimin onlarca yıl süren yönetimi boyunca işlenen ağır insan hakları ihlallerinin ardından ve Suriye tarihinde yeni bir dönemin şekillenmeye başlamasıyla birlikte, geçiş dönemi adaleti geçmişin mirasını ele almak için temel bir ulusal seçenek olarak öne çıkıyor.
Bu yaklaşım, hesap verilebilirliğin bireylerin değil devlet ve kurumlarının sorumluluğunda olması, hakikatin ortaya çıkarılması, mağdurların adaletinin sağlanması ve hukukun üstünlüğünün pekiştirilmesini hedefliyor. Aynı zamanda haklar ve vatandaşlık temelinde bir devlet inşasına ve gelecekte benzer ihlallerin tekrarlanmasının önlenmesine katkı sağlamayı amaçlıyor.
Hesap verilebilirlik düzenli bir hukuki süreç çerçevesinde yürütülüyor
Adalet Bakanı Mazhar El-Veys, pazartesi günü X platformunda yaptığı paylaşımda adalet sürecinin hukuk ve devlet kurumları aracılığıyla devam ettiğini belirterek, kaos ve intikama yer olmadığını, esas olanın hukukun üstünlüğü ve mağdurların haklarının korunması olduğunu vurguladı.
İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Nureddin El-Baba ise düzenlediği basın toplantısında, Suriye halkına karşı suç işleyenlerin hesap vermesinin mağdurların hakkı olduğunu, ancak bu hakkın uygulanmasının devlet ile yargı ve güvenlik kurumlarının sorumluluğunda bulunduğunu ifade etti.

Yargılama süreci adaletin gerçek güvencesi
Cumhuriyet Başsavcısı Hassan El-Turba, Suriye’deki geçiş dönemi adaleti sürecinin tek bir yönteme dayanmadığını, hukuki, insan hakları ve siyasi boyutları bulunan bütüncül bir sistem üzerine kurulduğunu belirtti. El-Turba, sürecin Suriye yasalarına uygun şekilde doğal seyrinde ilerlediğini kaydetti.
Geçiş Dönemi Adaleti Ulusal Komitesi, sürecin bireysel sorumluluk ve hukuki hesap verilebilirlik esasına dayandığını, intikam ve rövanşizm anlayışına dayanmadığını vurguladı.
Komite, toplu cezalandırmanın adalet ve insan hakları ilkeleriyle bağdaşmadığına dikkat çekerek bunun yeni mağduriyetlerin ortaya çıkmasına yol açabileceği uyarısında bulundu.
Adalet Bakanlığı suçları belgeliyor ve failleri yargıya sevk ediyor
Adaletin sağlanması ve cezasızlığın önlenmesi kapsamında Adalet Bakanlığı, Suriye halkına karşı katliam ve ihlaller gerçekleştiren failleri yargı önüne çıkarmak için çalışmalarını sürdürüyor.
Bakanlık, soruşturma yürütülmesi, delillerin toplanması ve olayların belgelenmesine dayanan açık hukuki prosedürler doğrultusunda dosyaların yetkili mahkemelere sevk edildiğini belirtti.
Bakanlık ayrıca bu adımın şeffaflık ve yargısal hesap verilebilirlik ilkesinin güçlendirilmesi, hukukun üstünlüğünün ve yargı bağımsızlığının sağlanması amacı taşıdığını, devletin adaleti tarafsız ve ayrım gözetmeksizin uygulama konusundaki kararlılığını yansıttığını ifade etti.
Bakanlığın yayımladığı bir video kaydında, bazı tutukluların devrik rejim döneminde Tişrin Askeri Hastanesinde gerçekleştirildiği belirtilen organ hırsızlığı ve infazlara ilişkin itiraflarına yer verildi.
Devrik rejim sembollerine yönelik ilk dava
Yargı makamları, devrik rejimin önde gelen isimlerine yönelik davaları sürdürürken, Atıf Necib’in yargılanması üst düzey güvenlik yetkililerine yönelik ilk dava olarak öne çıkıyor.

Bu dava, hakikatin ortaya çıkarılması, sorumluların hesap vermesi ve mağdurların adaletinin sağlanmasını hedefleyen geçiş dönemi adaleti sürecinin fiili başlangıcı olarak değerlendiriliyor.
Hukuk uzmanlarına göre bu açık yargılamalar, Suriyelilerin maruz kaldığı ihlallerin tekrarlanmasını önleyecek bir adalet sisteminin kurulmasına yönelik daha geniş bir vizyonun parçasını oluşturuyor.
Söz konusu vizyon; suçlardan sorumlu kişilerin yargılanmasını, mağdurların tazmin edilmesini ve ülke tarihinde önemli dönüm noktaları oluşturan olayların belgelenmesini kapsıyor.
N.W.A/Y.H