ŞAM (SANA) – Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ahmed El-Ayid, Ramazan ayında kalp hastalarının oruç tutma kararının sağlık durumlarının istikrarına bağlı olduğunu belirterek, her vakanın tedavi eden doktora danışılarak ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Mübarek Ramazan ayında oruç tutmak, kalp hastaları için sigara kullanımı, aşırı kafein ve gıda tüketimi gibi sağlıksız alışkanlıklardan uzaklaşmaya katkı sağlayarak sağlık açısından önemli bir fırsat sunuyor. Bu durum bazı kronik hastalıkların seyrinin iyileşmesine yardımcı olabiliyor. Ancak kalp hastalarının oruç tutması, yemek, içecek ve ilaç saatlerindeki değişikliklerin sağlık durumlarını etkilemesi nedeniyle özel dikkat gerektiriyor.
Kardiyoloji ve Girişimsel Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ahmed El-Ayid, kalp hastalarının oruç tutma kararının temel olarak sağlık durumlarının istikrarına bağlı olduğunu belirterek, her vakanın ayrı ayrı değerlendirilmesi için mutlaka tedavi eden doktora danışılması gerektiğini vurguladı.
“Hastalar istikrar durumuna göre ikiye ayrılıyor”
Dr. El-Ayid, oruç açısından kalp hastalarının iki ana gruba ayrılabileceğini ifade etti. Buna göre durumu istikrarsız veya akut olan hastaların kesinlikle oruç tutmalarının yasak olduğunu, durumu stabil olan hastaların ise gerekli önlemleri almak kaydıyla oruç tutabileceklerini söyledi.
Dr. El-Ayid, oruç tutmasına izin verilmeyen hasta gruplarını şöyle sıraladı:
- İstikrarsız anjina (kararsız göğüs ağrısı) hastaları.
- Önemli ritim bozukluğu bulunan hastalar.
- İleri ya da akut kalp yetmezliği olan hastalar.
- Yakın zamanda miyokard enfarktüsü (kalp krizi) geçirenler.
Doktora danıştıktan sonra oruç tutabilecek gruplar ise şunlardır:
- Stabil anjina (kararlı göğüs ağrısı) hastaları.
- Hafif dereceli ve semptomsuz kapak hastalığı bulunanlar.
“İlaç düzeni ve beslenmeye dikkat”
Dr. El-Ayid, kalp hastalarının oruç süresince ilaç düzenine dikkat etmeleri gerektiğini, ilaç saatlerinin doktorun belirlediği şekilde iftar ve sahur öğünleri arasında dağıtılması gerektiğini belirtti. Ayrıca aşırı efordan ve oruç süresince doğrudan güneş ışığına maruz kalmaktan kaçınılması gerektiğini, bunun susuzluk ve komplikasyonların önlenmesi açısından önemli olduğunu kaydetti.
Hastanın göğüs ağrısı, nefes darlığı, baş dönmesi ya da sersemlik hissetmesi halinde en yakın sağlık merkezine başvurması gerektiğini vurgulayan Dr. El-Ayid, beklemenin ya da telefonla doktora danışmanın yeterli olmadığını, hastanın derhal orucunu bozması gerektiğini ifade etti. Sahur öğününün hafif ve dengeli olması gerektiğine dikkat çeken El-Ayid, sıvı tüketiminin sahurdan ayrı tutulmasını ve gece saatlerine kademeli olarak dağıtılmasını önerdi.
Kalp hastalarına beslenme önerileri
Dr. El-Ayid, kalp ve tansiyon hastalarına şu tavsiyelerde bulundu:
- Kan basıncını yükseltici ve sıvı tutulmasına yol açıcı etkisi nedeniyle meyan kökünden kesinlikle kaçınılmalı.
- Demirhindi gibi şekerli içeceklerin aşırı tüketiminden uzak durulmalı.
- İftara az miktarda sıvı (su gibi) ya da hurma ile başlanmalı, 10 ila 15 dakika sonra hafif bir öğün tüketilmeli.
- Ana öğün, iftarın başlangıcından iki saat sonra yenilmeli; bu kademeli beslenme kalbe aşırı yük binmesini önler.
Kalp hastalıkları dünya genelinde en yaygın kronik hastalıklar arasında yer almaktadır. Hastalığın şiddeti, ilaç ve yaşam tarzı değişiklikleriyle kontrol altına alınabilen hafif vakalardan, sürekli tedavi ve yakın takip gerektiren ileri vakalara kadar değişmektedir. Bu nedenle oruç tutma kararı, güvenliğin sağlanması ve komplikasyonların önlenmesi amacıyla tıbbi gözetim gerektirmektedir. Zira oruç, aşırı efor veya ilaç saatlerindeki düzensizlik gibi yaşam tarzı değişiklikleri, hastalığın seyrini doğrudan etkileyebilmektedir.
M.M / İ.K