NEW YORK (SANA) – Amerikan gazetesi New York Times tarafından yayımlanan kapsamlı bir araştırma, devrik Beşar Esed rejiminin on binlerce Suriyelinin ölümüne ilişkin suçları gizlemek amacıyla yıllar boyunca planlı, kurumsal ve sistematik bir örtbas politikası yürüttüğünü ortaya koydu.
Gazetenin ulaştığı belgeler ve tanıklıklara göre rejim, resmi kayıtları kasıtlı biçimde tahrif etti, gözaltında hayatını kaybeden kişilere ölüm sonrasında sahte “itiraflar” atfetti ve delilleri yok ederek hem mağdurların kimliklerini silmeye hem de gelecekteki hesap verme süreçlerini engellemeye çalıştı.
Araştırma ekibi; sivil nüfus kayıtları, güvenlik birimlerine ait “çok gizli” ibareli iç yazışmalar ve binlerce sayfalık resmi belgeyi inceledi. Ayrıca devrik güvenlik yetkilileri, adli tıp uzmanları, soruşturmacılar ve toplu mezarlarda çalışmış kişilerle yapılan görüşmeler, üst düzey talimatlarla ölümlerin izlerinin sistemli biçimde ortadan kaldırıldığını doğruladı.
Belgeler, bazı vakalarda tamamen uydurma beyanların geriye dönük olarak resmi kayıtlara işlendiğini ve hayatını kaybeden tutukluların “terör örgütleriyle bağlantılı” gösterilerek öldürülmelerine sahte bir hukuki gerekçe oluşturulmaya çalışıldığını ortaya koyuyor.
Zorla kaybedilenlerin izini silme politikası
Araştırmaya göre Esed rejiminin temel hedeflerinden biri, gizli gözaltı merkezlerinde zorla kaybedilen ve sayıları yüz binleri bulan kişilerin akıbetini görünmez kılmaktı. Tutuklu kayıtları manipüle edildi, cesetlere ulaşılabilecek son ipuçları dahi bilinçli şekilde yok edildi ve ailelerin gerçeğe ulaşma ihtimali sistematik olarak ortadan kaldırıldı.
Bu örtbas politikası, 2014 yılında kamuoyuna sızdırılan ve işkence altında yaşamını yitiren tutuklulara ait binlerce fotoğrafın ardından daha da belirgin hale geldi. 2018’den itibaren ise rejim, inkâr yöntemlerinin yetersiz kaldığını görerek doğrudan delil imhasına yöneldi.
Araştırma ayrıca, toplu mezarlara yönelik müdahaleleri de belgeliyor. Uydu görüntüleri, Şam kırsalında tespit edilen bazı mezarlardaki cesetlerin başka bölgelere taşındığını ve bu işlemlerin aylarca sürdüğünü gösteriyor. Güvenlik birimleri ise ölümler için sahte belgeler ve itiraflar düzenleyerek suçlara sözde hukuki bir kılıf oluşturdu.
Acı bugün de sürüyor
New York Times, Esed rejiminin bu politikalarının etkilerinin bugün hâlâ devam ettiğini vurguluyor. Rejimin çöküşünden sonra bile binlerce Suriyeli, kaybolan yakınlarının akıbetini öğrenmeye çalışıyor. Uzmanlara göre bu dosya, Suriye’de geçiş adaletinin önündeki en ağır ve en hassas miraslardan biri olmayı sürdürüyor.
Araştırmada, zorla kaybedilenlerin akıbetini ortaya çıkarmak, gerçeği açığa çıkarmak ve mağdurların haklarını iade etmek amacıyla yeni dönemde kurulan ulusal mekanizmalara da yer verildi. Bu yapıların, uluslararası kuruluşlarla iş birliği içinde çalışarak kayıplar dosyasını ele almaya başladığı ifade edildi.
2011 yılında barışçıl protestolarla başlayan halk hareketine karşı devrik Esed rejiminin askeri ve güvenlik temelli şiddet politikaları, Suriye’de on binlerce kişinin gözaltında kaybolmasına, işkence altında ölmesine ve toplu mezarlara gömülmesine yol açtı. Uluslararası insan hakları kuruluşları ve bağımsız soruşturmalar, bu ihlallerin münferit değil, devlet politikası düzeyinde uygulandığını yıllardır belgeliyor.
New York Times’ın araştırması, devrik Esed rejiminin yalnızca kitlesel suçlar işlemekle kalmadığını, aynı zamanda bu suçları gizlemek için bilinçli ve kurumsallaşmış bir mekanizma kurduğunu ortaya koyarak, Suriyeli kurbanların adalet arayışının neden hâlâ uluslararası gündemde olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.