ŞAM (SANA) – Cumhurbaşkanı Ahmed El Şara, CBS News kanalına verdiği özel röportajda, Suriye’nin kurtuluşunun ülkenin tarihsel izolasyonuna son verdiğini belirterek, bunun yalnızca Suriye için değil, bölge ve dünya için de tarihi bir dönüm noktası olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı El Şara, “Suriye’nin dünya ile bağlarının kopuk olması, uluslararası toplum açısından büyük bir kayıptı. Ülkemiz, Doğu ile Batı’yı tarihi İpek Yolu üzerinden birbirine bağlayan stratejik bir merkezdir” dedi.
Suriye’nin kurtuluşuyla birlikte doğal uluslararası ilişkilerine yeniden kavuştuğunu, yatırım ve yeniden inşa kapılarının açıldığını ve ülkenin Birleşmiş Milletler’deki yerini yeniden aldığını ifade eden Cumhurbaşkanı El Şara, “Uluslararası toplum, Suriye’nin kalkınmasının önündeki yaptırım ve sınırlamaları kaldırmalı, ülkemizin istikrarına katkı sunmalıdır” çağrısında bulundu.
İsrail’e ilişkin değerlendirmesinde ise Cumhurbaşkanı El Şara, “Suriye hiçbir ülkeyi tehdit etmeyen bir duruş sergilemiştir. Ancak İsrail, 1000’den fazla hava saldırısı ve 400 kara ihlali gerçekleştirmiş, askeri ve sivil hedeflerle birlikte Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı dahi hedef almıştır. Bu saldırılar açık bir savaş ilanıdır” ifadelerini kullandı.
1974 tarihli Ateşkes Anlaşması’na bağlı olduklarını ve BM Gözlem Gücü’nün (UNDOF) dönüşüne hazır olduklarını belirten Cumhurbaşkanı El Şara, buna rağmen İsrail’in bu süreci engellediğini söyledi.
ABD arabuluculuğundaki müzakerelerin sürdüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı El Şara, “Ancak İsrail’in tutumu gelecekteki bir anlaşmaya bağlı kalma ihtimalini zayıflatıyor” ifadelerini sözlerine ekledi.
Cumhurbaşkanı El Şara, 1967’den bu yana işgal altında bulunan Golan Tepeleri’nin Suriye toprağı olduğunu ve bunun barışçıl yollarla geri alınmasının uluslararası hukukun ve BM kararlarının gereği olduğunu vurguladı.
Suriye’nin kurtuluş sürecinin ardından yeni bir siyasi yapının inşa edildiğini belirten Cumhurbaşkanı El Şara, ulusal bir diyalog süreci sonucunda farklı toplumsal kesimleri temsil eden, liyakate dayalı, kapsayıcı bir hükümetin kurulduğunu söyledi. “Suriye artık bir hukuk ve vatandaşlık devleti olarak yeniden inşa ediliyor” diyen Cumhurbaşkanı El Şara, bu geçiş döneminin uzun ve zorlu bir süreç olduğunu, ancak sekiz ayda önemli bir ilerleme kaydedildiğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı El Şara, Demokratik Suriye Güçleri (DSG/“QSD”) ile 10 Mart tarihinde imzalanan anlaşmanın geniş bir halk desteğine sahip olduğunu belirterek, Kürt vatandaşların kültürel ve toplumsal haklarının anayasa çerçevesinde güvence altına alındığını söyledi. Ancak “ayrılıkçı taleplerin” reddedildiğini, bölgedeki çoğunluğun Arap unsurlardan oluştuğunu ve DSG içinde de tam bir fikir birliği olmadığını vurguladı.
“Suriye’de silah sadece devlete ait olmalıdır” diyen Cumhurbaşkanı El Şara, silahlı grupların varlığının ülkenin birliğine ve istikrarına tehdit oluşturduğunu belirtti. Ayrıca Hol Kampı’ndaki radikal unsurların ciddi bir güvenlik riski barındırdığını, bu dosyanın sadece merkezi hükümetin yetkisi dahilinde olduğunu ve gerektiğinde teknik yardıma açık olduklarını ifade etti.
Cumhurbaşkanı El Şara, ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye’ye yönelik yaptırımları kaldırma kararını “tarihi ve cesur bir adım” olarak nitelendirdi ve Amerikan Kongresi dâhil tüm kurumları bu yaklaşımı sürdürmeye çağırdı. “Suriye ile ABD arasındaki ilişkiler, ortak çıkarlara dayalı sağlam temeller üzerine yeniden inşa edilmelidir” dedi.
Suriye’nin zengin insan kaynağına ve stratejik konumuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı El Şara, ülkenin tarım, turizm, sanayi, enerji ve emlak gibi sektörlerde yatırımcılar için cazip bir merkez olduğunu belirtti. “Düşük iş gücü maliyeti ve altyapı avantajları sayesinde Suriye, küresel tedarik zincirlerinde kilit rol oynayabilir ve Avrupa’nın enerji ihtiyacına katkı sunabilir” dedi.
Konuşmasının sonunda “Suriye’nin yeniden inşası, tek bir kişinin ya da kurumun değil, tüm halkın ortak sorumluluğudur” diyen Cumhurbaşkanı El Şara, ülke içinde ve dışında yaşayan tüm Suriyelilere şu çağrıyı yaptı: “Artık tek adam dönemi sona ermiştir. Bugün sorumluluk devlete ve halka aittir. Suriye’nin inşasında katkı sunabilecek herkesin bu süreçte yer alması gerekir.”