HALEP (SANA) – Türkiye’nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz, Halep’e gerçekleştirdiği ziyaret sırasında yaptığı değerlendirmelerde, Türkiye’nin önceliğinin Suriye’de istikrarın ve güvenliğin tesis edilmesi olduğunu vurgulayarak, bu doğrultuda Suriyelilere her türlü desteğin sürdürüleceğini söyledi.
Halep’te Anadolu Ajansı’na konuşan Yılmaz, Aralık 2024’te Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin ardından ülkede yeni bir yönetim ve yeni bir düzenin ortaya çıktığını belirtti. Türkiye’nin bu sürecin kapsayıcı, çoğulcu ve ülkenin tüm toplumsal bileşenlerini içine alan bir yapıda ilerlemesini desteklediğini ifade eden Yılmaz, bunun önündeki en büyük engelin ise Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanamaması olduğunu dile getirdi.
Bu çerçevede Yılmaz, PKK/YPG/SDG adı altında faaliyet gösteren örgütün uzun süre ülke topraklarının yaklaşık üçte birini kontrol etmesinin, sadece güvenlik açısından değil, ekonomik açıdan da Suriye’ye ağır bir bedel ödettiğini söyledi. Örgütün verimli tarım alanları, petrol sahaları ve sınır kapıları üzerindeki hakimiyetinin, ülkenin yeniden kalkınması için hayati öneme sahip kaynakların kullanılmasını engellediğini kaydetti.
10 Mart Anlaşması ve Sahadaki Gerçeklik
Yılmaz, Şam yönetimi ile SDG arasında 10 Mart 2025’te varılan anlaşmanın yıl sonuna kadar uygulanmasının öngörüldüğünü hatırlatarak, örgütün bu anlaşmanın gereklerini yerine getirme konusunda somut adımlar atmadığını ifade etti. SDG’nin müzakere sürecini çözüm üretmekten ziyade zaman kazanmak, güç toplamak ve ileride yeni şartlar dayatmak için kullandığını gözlemlediklerini söyledi.
Bu süreçte, örgütün saldırıları sonrasında Suriye ordusunun Halep’teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde askeri tedbirler almak zorunda kaldığını belirten Yılmaz, operasyonun müzakerelerin artık sonuç vermediği noktada, güvenlik ve kamu düzenini sağlama amacıyla gerçekleştirildiğini dile getirdi. Türkiye’nin bu süreci yakından takip ettiğini ve Suriye’nin normale dönmesi için üzerine düşeni yapmaktan çekinmediğini vurguladı.
Halep’te Operasyon ve Sivillerin Korunması
Büyükelçi Yılmaz, operasyonun SDG’nin Halep’te işgal ettiği mahallelerden çekilmeyi kabul etmesiyle sona erdiğini belirterek, sivil kayıpların sınırlı kalmasının, Suriye yönetiminin sivilleri koruma konusundaki hassas yaklaşımının bir sonucu olduğunu ifade etti. Silah bırakanlara geçiş imkânı tanınmasının ve güvenli tahliyelerin sağlanmasının can kayıplarını önlediğini söyledi.
Operasyon sürecinde AFAD ve Türk Kızılayı başta olmak üzere Türkiye’nin ilgili kurumlarının sivillere barınma ve gıda desteği sağladığını kaydeden Yılmaz, Halep’te terör tehdidinin bertaraf edilmesinin ardından yerinden edilen sivillerin evlerine dönmeye başlamasının memnuniyet verici olduğunu belirtti. Bu gelişmenin, özellikle bölgede yaşayan Kürt nüfusun Suriye devletine yeniden güven duymaya başladığının önemli bir göstergesi olduğunu dile getirdi.
Yeni Cephe Arayışları ve Güvenlik Tehditleri
Yılmaz, Eşrefiye ve Şeyh Maksud’dan çekilen örgüt mensuplarının Deyr Hafir ve Meskene bölgelerine yönelerek yeni cepheler oluşturmaya çalıştığını, bu bölgelerden Halep’teki sivil yerleşimlere yönelik kamikaze insansız hava aracı saldırıları düzenlendiğini söyledi. Bu girişimlerin Halep’in güvenliği açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurgulayan Yılmaz, örgütün 10 Mart Anlaşması’ndan ders çıkarması ve daha fazla can kaybına yol açmadan barışçıl bir geçiş sürecine katkı sunması gerektiğini ifade etti.
ABD’nin SDG’ye verdiği silahların Şeyh Maksud ve Eşrefiye’de kullanılmasına izin vermediğini hatırlatan Yılmaz, bunun Washington’un Suriye’nin yeniden istikrara kavuşmasına verdiği önemin bir göstergesi olduğunu söyledi. Suriye yönetiminin DEAŞ terör örgütü ile mücadelede uluslararası koalisyonun bir ortağı haline gelmesinin de örgütlerin sahadaki işlevini azalttığını belirtti.
ABD’nin Sezar Yasası kapsamındakiler başta olmak üzere Suriye’ye yönelik bazı yaptırımları kaldırmasının, yatırımlar ve ekonomik toparlanma açısından umut verici bir gelişme olduğunu kaydeden Yılmaz, bunun Türkiye-Suriye ticari ilişkilerine de olumlu yansıyacağını dile getirdi.
Kürt Toplumu ve Siyasi Entegrasyon
Büyükelçi Yılmaz, SDG’nin tutumunun en fazla Suriye’deki Kürtlere zarar verdiğini vurgulayarak, Kürtlerin ülkenin asli unsurlarından biri olduğunu ve Şam merkezli siyaset içinde yer alma haklarının bulunduğunu söyledi. Örgütün anlaşma yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde Kürt toplumunun Suriye siyasetinde daha sağlıklı ve kapsayıcı bir şekilde temsil edileceğini ifade etti.
Türkiye-Suriye İlişkilerinde Yeni Dönem
Türkiye ile Suriye arasındaki ticaret, yatırım ve transit taşımacılık alanlarında önemli bir potansiyel bulunduğunu belirten Yılmaz, terör tehdidinin azalması, mevzuat engellerinin kademeli olarak aşılması ve yaptırımların kaldırılmasıyla birlikte iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin hızla gelişeceğini söyledi. Antep, Kilis, İdlib ve Halep hattında yoğun bir ticari hareketliliğin yeniden başlamasının beklendiğini kaydetti.
Yılmaz, “Halep’in teröre karşı kazandığı bu zaferi önemsiyoruz. Önceliğimiz Suriye’nin istikrarı ve güvenliğidir. Türkiye olarak Suriyeli kardeşlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.” ifadeleriyle değerlendirmelerini tamamladı.