Şam (SANA) – Suriye’de kış, artık sadece yılın basit bir mevsimi değil; on yılı aşkın süredir günlük bir hayatta kalma sınavına dönüştü.
Düşen sıcaklıklar sadece soğuk getirmekle kalmıyor; savaş, yerinden edilme, yoksulluk ve kayıpların yol açtığı derin yaraları da yeniden ortaya çıkarıyor. Her fırtına ve her dondurucu gece, insani kırılganlığı daha da görünür kılıyor.
Acının günlük yüzü kadar soğuk
Savaş yıllarında milyonlarca Suriyeli, özellikle evlerini terk etmek zorunda kalanlar, amansız kışlarla mücadele etmek zorunda kaldı. Kuzey Suriye’deki kamplarda ve şehirlerin, kasabaların harap olmuş mahallelerinde yıpranmış çadırlar ve hasar görmüş evler, yağmur, rüzgar ve dondan neredeyse hiç koruma sağlamıyordu.

Su, brandalardan ve çatlak duvarlardan sızıyor, zemin çamura dönüşüyor; yetersiz battaniyelere sarılmış çocuklar, korku ve sessizlik içinde gecelerin uzadığını hissediyordu. Yakıt kıtlığı ve yüksek maliyetler, uzun süren elektrik kesintileriyle birleşince ısınmak ulaşılmaz bir ayrıcalık haline gelmişti.
Birçok aile, enerji tüketimini minimuma indirmeyi veya riskli ısıtma yöntemlerine başvurmayı tercih ederek kendilerini ek risklere maruz bıraktı. Bu durum, kışı özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalıkları olan kişiler için doğrudan bir tehdit haline geldi.
Buna ek olarak, gıda güvensizliği ve sıcak giysilere ulaşmanın zorluğu, sağlık sisteminin kırılganlığı ve ilaç kıtlığıyla birleşince, mevsimsel hastalıklar daha da kötüleşti. Kış artık sadece soğuk değil; sürekli bir endişe ve hayatta kalma mücadelesiyle de ilişkilendirilen bir dönem haline geldi.
Savaşın sonundan kurtuluş sonrası zorluklara
Katil Beşşar Esad rejiminin devrilmesi ve kurtuluş sonrası dönemin başlamasıyla Suriyeliler, geleceğe temkinli bir umutla bakmaya başladılar. Ancak kış, krizlerin etkilerini hala yansıtıyor. Yıkılan altyapı, hasar görmüş elektrik ve su şebekeleri ile yüz binlerce yerinden edilmiş insanın temel hizmetlerden yoksun bölgelere geri dönmesi, soğuk mevsimin farklı bir gerçeklik altında da olsa zorlu bir dönem olmaya devam ettiği anlamına geliyor.
Birçok aile için geri dönmenin sevinci, yaşam koşullarının zorluğuyla gölgeleniyor. Biriken yoksulluk ve yüksek yaşam maliyeti, evlerini onarmalarını, yakıta erişmelerini veya sağlıklı bir kış geçirmelerini zorlaştırıyor. Soğuk hava, yeniden inşa sürecindeki bir toplumun dayanıklılığını bir kez daha sınamaya devam ediyor.
İnsanlık Sıcaklığının Kaynağı: Dayanışma
Zorlukların ortasında toplumsal dayanışma, Suriye’nin direncini en iyi yansıtan özelliklerden biri haline geldi. Battaniye, kışlık giysi ve yakıt dağıtımı ile mütevazı kaynaklarla evleri onarmak için yerel girişimler, gönüllü gruplar ve mahalle çabaları ortaya çıktı. Bu çabalar, sınırlı olsa da olumsuzluklara karşı güçlü bir mesaj veriyor: Toplum birliğini koruyor.
Bugün Suriyeliler, umutlarını gerçek bir yeniden yapılanmaya, altyapının iyileşmesine ve ekonominin güçlenmesine bağlıyor. Gelecek kışların daha az sert geçmesini arzuluyorlar; soğuğun bir kez daha sadece havanın bir özelliği olmasını, korku ve kıtlığın bir hatırlatıcı haline gelmemesini istiyorlar.
Kış, savaş yıllarından kurtuluş sonrası zorluklara kadar Suriye halkının çektiği acılara ve gösterdiği dirence sessiz bir tanık olmaya devam ediyor. Derin yaralara rağmen yaşama isteği sürüyor.
Gelecek kışların farklı bir sıcaklık getireceğine dair umut, günlük direnişin içinde saklı: İstikrar, güvenlik ve haysiyetin sıcaklığı; geçmişin acısını daha insancıl ve adil bir geleceğe dönüştürebilecek bir güç.
Hazırlayan: Watfe Sallum


