BAŞKENTLER (SANA) – ABD, İsrail ve İran arasındaki savaşın dördüncü haftasına girmesiyle birlikte, enerji arzındaki aksamalar ve hızla yükselen fiyatlar küresel ekonominin tüm noktalarını sarsmaya başladı. Reuters’ın aktardığı verilere göre; enerji ithalatına bağımlı gelişmiş ülkeler ile mali yapısı zayıf gelişmekte olan ekonomiler, krizin en ağır faturasıyla karşı karşıya kalıyor.
ABD, İsrail ve İran arasındaki savaşın dördüncü haftasına yaklaşması, küresel ekonomide enerji arzı ve fiyat istikrarı üzerindeki baskıyı artırıyor. Reuters tarafından paylaşılan ekonomik öngörüler, krizin etkilerinin ülkeler arasında orantısız dağıldığını; özellikle enerji ithalatına yüksek bağımlılığı olan veya mali dengeleri zayıf ülkelerin çok daha kırılgan bir tablo çizdiğini ortaya koyuyor.
G7 Ülkelerinde “enerji şoku” ve enflasyonist baskı
G7 ülkelerinde enerji krizi yeniden gündemin ilk sırasına yerleşirken, mevcut tablo Rusya-Ukrayna savaşı sırasında Avrupa’nın petrol ve doğal gaz ithalatına olan bağımlılığının yarattığı kırılganlığı hatırlatan bir boyuta ulaştı. Tahminler, artan enerji maliyetlerinin yeni bir enflasyonist süreci tetikleyebileceğine işaret ediyor. Bu durumun, ekonomik yavaşlama sinyallerine rağmen başta Avrupa ve İngiltere olmak üzere merkez bankalarını para politikasında sıkılaşmaya ve faiz artırımlarına yöneltmesi bekleniyor.
Almanya, sanayi sektörünün enerji yoğun yapısı ve küresel ticaretle olan entegrasyonu nedeniyle şoklara en açık ekonomilerden biri olarak öne çıkıyor. Berlin yönetiminin destek çabalarına karşın, mali kısıtlamalar şokları absorbe etme kapasitesini sınırlıyor. İtalya’da da petrol ve gaza olan yüksek bağımlılık, ekonomiyi fiyat dalgalanmalarına karşı hassas kılıyor. İngiltere’de ise elektrik üretiminde gazın ana kaynak olması, yaşam maliyetlerini doğrudan artırırken borçlanma maliyetleri üzerindeki baskıyı tırmandırıyor.
Asya pazarlarında tedarik zinciri ve döviz riski
Asya’da ise Japonya, enerji ihtiyacının neredeyse tamamını Orta Doğu’dan karşılaması nedeniyle en hassas noktada yer alıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki olası bir aksama, zayıf seyreden Yen ve artan ithalat maliyetleriyle birleşerek Japon ekonomisi için doğrudan tehdit oluşturuyor.
Bölgenin bir diğer büyük gücü Hindistan, yüksek enerji faturası ve değer kaybeden yerel para birimi nedeniyle “çifte baskı” yaşıyor. Petrol ithalatına bağımlı olan ülkede, yaşam maliyetlerinin artmasıyla birlikte büyüme beklentilerinde aşağı yönlü revizeler görülüyor.
Gelişmekte olan ekonomilerde “kemer sıkma” tedbirleri
Ekonomik yapıları daha zayıf olan Sri Lanka ve Pakistan gibi ülkeler ise krizden en ağır darbeyi alan kesim oldu. Sri Lanka, enerji tüketimini dizginlemek adına çalışma günlerinin azaltılması ve kamu tesislerinin kapatılması gibi sert kemer sıkma önlemlerini devreye soktu. Pakistan’da ise art arda gelen akaryakıt zamları ve kamu harcamalarındaki kesintiler, ekonominin daha derin bir istikrarsızlığa sürüklenmesi endişesini beraberinde getiriyor.
ABD-İsrail-İran savaşı, küresel ekonomik sistemin birbirine ne denli sıkı bağlarla bağlı olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Enerji arzındaki bir kırılma; enflasyondan büyümeye, döviz kurlarından mali krizlere kadar geniş bir yelpazede domino etkisi yaratıyor. Mevcut gerilimin sürmesi halinde, ülkelerin bu şoklara dayanma kapasitesinin ekonomik çeşitlilikleri ve rezerv güçleriyle test edileceği öngörülüyor.