BAŞKENTLER (SANA) – Avrupa ülkeleri, Washington’dan artan baskılara rağmen ABD ile İran’a karşı savaşa katılma konusunda hala tereddütlü. Kıta ülkeleri, doğrudan askeri müdahalenin kontrolü zor geniş çaplı bir çatışmayı tetikleyebileceğini, bölge istikrarını tehdit edebileceğini ve halklarının artık dış müdahalelere karşı daha hassas olduğu gerçeğini dikkate alıyor.
Birleşik Krallık’ta, Konut Bakanı Steve Reed, Başkan Donald Trump’ın İran’daki enerji tesislerini vurma tehdidinin kişisel bir tutumunu yansıttığını belirtti. Reed, Londra’nın savaşa çekilmeyeceğini, ancak çıkarlarını korumaya ve müttefiklerle birlikte gerilimi yatıştırmaya devam edeceğini, saldırgan operasyonlara katılmayacağını vurguladı.
Almanya: Savaş Gerekçelerine Dair Derin Şüpheler
Almanya’da, Şansölye Friedrich Merz, İran’ın komşularını tehdit etmesinin önlenmesi gerektiğini vurguladı, ancak ABD ve İsrail’in savaşa giriş gerekçelerine ilişkin açık şüphelerini dile getirdi. Merz, net bir planın bulunmadığını ve Avrupa ile gerçek bir danışmanın yapılmadığını belirtti.
Merz, çatışma devam ettiği sürece Almanya’nın Hürmüz Boğazı’nda seyir güvenliğini askeri yollarla sağlamayacağını vurguladı.
Fransa ve İspanya: Kamuoyuna Yanıt
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa’nın savaşta taraf olmadığını vurguladı. Öte yandan, İspanya hükümeti askeri katılımı yeniden reddederek, değerlerine ve bağımsız karar alma hakkına bağlılığını vurguladı.
Halkoyu yoklamaları, Avrupa kamuoyunun savaşa güçlü bir şekilde karşı olduğunu ortaya koyuyor; ELAP’ın anketine göre, İspanyolların %68’i, Almanların %58’i ve Fransızların %70’i savaşa karşı.
Bu halk karşıtlığı, Körfez’de artan gerilimle de örtüşüyor. Hürmüz Boğazı, dünya petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği hayati bir geçiş noktasıdır. Boğazın kısmi olarak kapanması, petrol fiyatlarının küresel çapta yükselmesine yol açtı ve bu durum, Avrupalıların durumu daha da karmaşıklaştırabilecek askeri çatışmalara girmek yerine enerji piyasalarının istikrarını korumaya odaklanmasına neden oldu.
İttifak Hesapları ve Avrupa Egemenliği
Avrupa’nın tutumları, ittifaklar ve egemenlikle ilgili hassas hesapları yansıtıyor. Atlantik ötesi ilişkiler, Rusya-Ukrayna savaşı ve ABD’nin ticaret politikaları gibi birçok konu nedeniyle hassas bir dönemden geçiyor. Bu nedenle, Avrupa liderleri savaşın içinde doğrudan yer almak yerine müttefiklerle koordinasyon içinde deniz trafiğini güvence altına almayı sürdürmeyi, ancak ABD’nin doğrudan liderliğine bağlı kalmamayı tercih ediyor.
Ayrıca, ABD’nin değişken politikaları ve kendileriyle danışmadan kararlar alması, Avrupalıların temkinli yaklaşımını artırıyor ve Washington’ın ani adımlar atarak onları fiilen karşı karşıya bırakabileceği algısını güçlendiriyor.
Trump’ın Avrupa’nın askeri katılımını eleştirmesine rağmen, kıta liderleri belirsiz bir savaşın içine girmeyi “stratejik bir hata” olarak görüyor ve bu tutumlarında ısrar ediyor.
Amerikan baskısı karşısında Avrupa Birliği
Avrupa, bugün baskılara karşı birliğini korumaya ve bölgesel gerilimleri dikkatli bir şekilde yönetmeye çalışıyor. Bu bağlamda, AB’nin dış politika şefi Kaya Kallas, Avrupalıların Washington’dan gelebilecek “beklenmedik kararlarla” başa çıkmaya daha hazırlıklı hale geldiğini, soğukkanlılıklarını koruyarak kendi çıkarlarına odaklandıklarını belirtti.
Sonuç olarak, Avrupalılar savaşa çekilmeyi reddetme tutumlarını koruyor; müttefikleri desteklemeyi, egemenliklerini ve iç istikrarlarını sürdürmeyi dengelerken, karmaşık bir bölgesel çatışma ve adımları öngörülemeyen ABD yönetimi ile karşı karşıya bulunuyor.