63.Şam Uluslararası Fuarı’na katılan Arap ve yabancı şirketler, Türkiye, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan’ı kapsayan kara ve demir yolu bağlantılarının güçlendirilmesinin taşıma süreleri ve lojistik maliyetleri azaltabileceğini, ticaret ve tedarik zincirlerini destekleyerek Suriye’nin bölgesel bir ticaret ve lojistik merkezine dönüşmesine katkı sağlayabileceğini belirtiyor.
Şam (SANA) – Ulaştırmadan ticaret ve yatırım ufuklarına uzanan süreçte, Türkiye, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan arasındaki kara ve demir yolu bağlantılarının güçlendirilmesinin önemi, sevkiyat mesafelerinin kısaltılması ve malların taşıma süresinin azaltılmasıyla sınırlı kalmıyor.
63. Şam Uluslararası Fuarı’na katılan bazı Arap ve yabancı şirketlere göre, söz konusu bağlantıların güçlendirilmesi, özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden deniz trafiğinde yaşanan aksaklıklar ışığında, bölgedeki ticaret hareketi ve tedarik zincirleri haritasının yeniden şekillendirilmesinin önünü açıyor.
Bölgesel işbirliğinin güçlendirilmesi
Suriye, Ürdün ve Türkiye geçen nisan ayında, ulaştırma sektörleri ile lojistik bağlantıların geliştirilmesine yönelik bir mutabakat zaptı imzaladı.
Mutabakat zaptı, bölgesel kara ve demir yolu bağlantılarının güçlendirilmesini, altyapının iyileştirilmesini, yük ve yolcu hareketinin kolaylaştırılmasını ve sınır işlemlerinin sadeleştirilmesini hedefliyor.

Bunun, tedarik zincirlerinin verimliliğinin artırılmasına, ticaret hacminin güçlendirilmesine ve üç ülke arasındaki transit taşımacılığın desteklenmesine katkı sağlaması amaçlanıyor.
Suriye ile Suudi Arabistan da 27 Ağustos’ta, kara yolları ve demir yolları sektörlerinin geliştirilmesi ve modern standartlara göre işletme verimliliklerinin artırılmasını amaçlayan iki mutabakat zaptı imzaladı.
Mutabakatlar, teknik ve teknolojik deneyim paylaşımı ile teknik şartnamelerin geliştirilmesi yoluyla iki ülke arasında ulaştırma ve lojistik hizmetler alanındaki ortak işbirliğini güçlendirmeyi, ticaret hareketini canlandırmayı ve malların akışını kolaylaştırmayı hedefliyor.
Suriye üzerinden ticaret koridorlarının yeniden etkinleştirilmesi
Bu şirketler, Suriye üzerinden ticaret koridorlarının yeniden etkinleştirilmesine yönelik bölgesel adımları, ülkenin Türk, Körfez ve Arap pazarlarını birbirine bağlayan bir eksen olarak coğrafi rolünü yeniden kazanması açısından bir fırsat olarak görüyor.
Özellikle yolculuk sürelerinin kısaltılması ve ulaştırma maliyetlerinin düşürülmesinin, ürünlerin rekabet gücünü artırabileceği ve şirketlere pazarlara ulaşmak için daha geniş seçenekler sunabileceği belirtiliyor.
Bu koridorun etkisi yalnızca kamyon ve mal hareketiyle sınırlı kalmıyor; ulaştırma, lojistik hizmetler, depolama, gümrükleme, yük taşımacılığı ve sanayi bölgelerini kapsayan ekonomik ve hizmet sektörlerine de uzanıyor.
Bu durum yeni yatırımları teşvik ederken yerel ekonomiyi de canlandırıyor. Deniz trafiğinde yaşanan aksaklıklar ve alternatif koridor arayışları ise bunun önemini daha da artırıyor.
Şirket temsilcileri 31 Ağustos’ta SANA’ya yaptıkları açıklamalarda, bunun Suriye’nin bölgesel ticaret hareketindeki rolünü güçlendirdiğini ve ülkeye transit bir devletten kademeli olarak bölgesel bir lojistik ve ticaret merkezine dönüşme fırsatı sunduğunu belirtti.
Kara ve demir yolu bağlantısı Türk şirketleri için önemli
Bu kapsamda, ısıtma, havalandırma ve iklimlendirme sistemlerinde uzmanlaşmış Türk şirketlerinden birinin müdürü Adnan Yavuz, Suriye ile Türkiye arasındaki kara ve demir yolu bağlantılarının güçlendirilmesinin Türk şirketleri açısından özel önem taşıdığını belirtti.
Yavuz, bunun malların taşıma süresini kısaltma ve sevkiyat maliyetlerini düşürme imkânı sunduğunu, böylece Türk ürünlerinin Suriye pazarındaki rekabet gücünü artırdığını ifade etti.

Yavuz, buna karşılık Suriye ürünlerinin Türkiye pazarlarına ve ötesine ulaşması için daha verimli bir yol açıldığını, bunun ticaret hareketini desteklediğini ve Suriye’nin bölgesel bir ticaret ve lojistik koridor olarak rolünü güçlendirdiğini kaydetti.
Yavuz, ticari koşulların iyileşmesi ve ulaşım hareketinin kolaylaştırılmasının iki ülkedeki şirketler arasındaki işbirliği olanaklarının genişletilmesinde önemli iki unsur olduğunu belirtti.
Kara ve demir yolu koridorlarının geliştirilmesinin ithalat ve satış hareketini artırmasına katkı sağlaması konusunda iyimser olduğunu ifade eden Yavuz, bunun gelecek dönemde iki taraf arasında daha fazla ortaklık ve yatırımın önünü açacağını söyledi.
Suriye ile Türkiye arasındaki ticari alışverişte büyüme
Yavuz, Türkiye ile Suriye arasındaki ithalat hareketi ve karşılıklı siparişlerin mevcut dönemde olumlu bir gelişme gösterdiğine dikkati çekti.
Türkiye’den Suriye pazarına gelen siparişlerin karşılanmasında kayda değer herhangi bir sorun yaşanmadığını belirten Yavuz, Türk ve Suriyeli şirketler ile fabrikalar arasındaki işbirliğinin belirgin bir büyüme gösterdiğini ifade etti.
Yavuz, Suriye pazarındaki talep artışına paralel olarak, özellikle sanayiye yönelik ham maddelerde olmak üzere bu yıl satış hacminin arttığını kaydetti.
BAE: Suriye Körfez ile avrupa arasında bağlantı noktası
Birleşik Arap Emirlikleri’nden “United Foods Company – UFC” şirketinin temsilcisi Ahmed El-Şaar, Suriye üzerinden ticaret koridorlarının yeniden açılmasının, ülkenin Arap ülkeleri ile Avrupa arasında stratejik bir bağlantı noktası olarak ekonomik ve coğrafi rolünün yeniden etkinleştirilmesi açısından önemli bir adım olduğunu belirtti.
El-Şaar, Suriye topraklarından geçen ulaştırma yollarının yeniden etkinleştirilmesinin, Arap ve Körfez ülkelerinden gelen malların Avrupa pazarlarına, Avrupa’dan gelen malların da ters yönde daha hızlı ulaşmasına katkı sağlayacağını, bunun zaman ve lojistik maliyetlerini azaltacağını ifade etti.

El-Şaar, bu gelişmenin etkilerinin yalnızca Suriye ile sınırlı kalmayacağını, komşu Arap ülkeleri, Türkiye ve Avrupa ülkelerini de kapsayacağını belirtti.
Kara ve demir yolu koridorlarının iyileştirilmesinin Avrupa ile Arap pazarları arasındaki mal hareketi için daha verimli bir güzergâh sağlayacağını ifade eden El-Şaar, Suriye’nin coğrafi konumunun ülkeyi ticaret ve ihracat yollarında bir merkez olmaya elverişli hale getirdiğini kaydetti.
El-Şaar, Körfez ülkeleri, Irak ve komşu ülkelerden gelen mal hareketinin arttığına dikkati çekti.
Transit ülkeden ekonomik ve lojistik merkeze
El-Şaar, Suriye’nin coğrafi konumunun yalnızca kamyon ve malların geçtiği bir kara koridoru rolüyle sınırlandırılmaması gerektiğini vurguladı.
Bu konumun ekonomik, lojistik, yatırım ve sanayi projeleri ile yeni şirketlerin çekilmesi için bir temel oluşturabileceğini belirten El-Şaar, bunun Suriye’nin Arap ve bölge ülkeleri ile küresel pazarlar arasındaki bağlantı noktası konumunu güçlendireceğini ifade etti.
El-Şaar’a göre bu yaklaşım, Suudi Arabistan ile Türkiye arasında Ürdün ve Suriye üzerinden demir yolu bağlantısının gündeme gelmesi ve buna paralel olarak kara koridorunun geliştirilmesiyle daha da önem kazanıyor.
Bu durum, bölgesel ticaret hareketine hizmet edebilecek ve taşımacılık için daha verimli alternatifler sağlayabilecek çok modlu bir ulaştırma sisteminin kurulmasına imkân tanıyor.
El-Şaar’a göre, sınır ötesi ticaret hareketinin düzenli hale gelmesi, gıda sanayisi, yapı malzemeleri, mühendislik ve tarım sanayileri ile hizmet sektörlerinin büyümesini destekleyebilir.
Bu durum aynı zamanda Suriye ürünlerinin Türkiye, Ürdün, Suudi Arabistan ve Körfez pazarlarına ulaşma kapasitesini güçlendirirken, Arap ve yabancı şirketler de Suriye pazarından ve ülkenin bölge pazarlarına açılan kapı niteliğindeki konumundan yararlanıyor.
Almanya: bağlantı Suriye pazarını şirketlere açıyor
Elektrik jeneratörleri üretiminde uzmanlaşmış Alman bir şirketin temsilcisi Halid Nasr El-Hasan, Suriye ile komşu ülkeler arasındaki kara ve demir yolu bağlantılarının güçlendirilmesinin, mal hareketini kolaylaştırmak ve Suriye pazarının Arap ve yabancı şirketler ile yatırımcılara açılımını güçlendirmek açısından önemli bir adım olduğunu belirtti.
El-Hasan, ulaştırma güzergâhlarının geliştirilmesinin bölgesel ve uluslararası şirketlere ürünlerini Suriye pazarına daha doğrudan taşıma imkânı sağladığını ifade etti.

Bunun sevkiyat süresini kısaltmaya, lojistik maliyetleri düşürmeye ve ticaret hareketinin verimliliğini artırmaya katkı sağladığını belirten El-Hasan, bunun şirketleri Suriye pazarındaki varlıklarını genişletmeye ve yatırım yapmaya teşvik ettiğini kaydetti.
El-Hasan, ulaştırma yolları ile demir yolu bağlantılarının geliştirilmesinin Lübnan, Ürdün, Irak ve Suudi Arabistan ile ticaret hareketini güçlendirdiğini ve ürünlerin daha geniş pazarlara ulaşmasının önünü açtığını belirtti.
El-Hasan, şirketin ekonomik etkinliklere ve ihtisas fuarlarına, özellikle yeniden imar ve enerji sektörlerinde katılmayı, ürünlerini sergilemeyi ve sanayi ile hizmet tesisleri ve kamu tesislerinin ihtiyaçlarını karşılamayı hedeflediğini ifade etti.
Kara yolu ile demir yolu arasında, Suriye’nin malların geçtiği bir güzergâhtan bütünleşik bir bölgesel ağ içinde üretim, depolama, dağıtım ve hizmet halkasına dönüşmesi yönünde daha geniş bir ekonomik fırsat öne çıkıyor.
Bu durum, Suriye’nin coğrafi konumunun ticaretin canlandırılması, yatırımların çekilmesi ve Türk, Körfez ve Arap pazarlarının Avrupa pazarlarına bağlanmasında yeniden değerlendirilmesine imkan sağlıyor.
63. Şam Uluslararası Fuarı’nın etkinlikleri 4 Eylül’e kadar devam ediyor.
Fuara, yaklaşık 60 ülkeyi temsil eden yaklaşık bin kuruluş katılıyor. Katılımcılar arasında yerel, Arap ve uluslararası şirketler, bakanlıklar, kurumlar ve kamu kuruluşları, ticaret odaları, iş konseyleri ile yatırım ve hizmet kuruluşları yer alıyor.
N.W.A / R.Y


