Orta Doğu’da tırmanan gerilim petrol ve gaz piyasalarının ötesine geçerek yenilenebilir enerji sektörünü de etkilemeye başladı. Analizlere göre bölgedeki projelerde 3 ila 12 aylık gecikmeler yaşanması beklenirken, yüksek maliyetler ve tedarik zinciri aksaklıkları sektörü baskı altına alıyor.
Başkentler (SANA) – Orta Doğu‘daki savaş, küresel enerji piyasalarının dengelerini yeniden şekillendiriyor. Çatışmaların yansımaları, petrol ve gazdan temiz enerjiye geçişi hedefleyen projelere kadar uzanıyor. Bölgedeki yenilenebilir enerji yatırımları; tedarik zinciri bozulmaları, artan maliyetler ve değişen yatırım öncelikleri nedeniyle erteleme dalgasıyla karşı karşıya kalsa da bu durumun stratejik enerji dönüşümünde kalıcı bir geri adım olmadığı belirtiliyor.
Enerji analiz şirketi Rystad Energy, Hürmüz Boğazı‘nın fiilen kapatılmasını da içeren mevcut durumun, aktif yenilenebilir enerji projelerinde 3 ila 12 aylık bir gecikmeye yol açabileceğini bildirdi. Ancak kurum, enerji dönüşümü eğiliminin orta ve uzun vadede devam edeceğini öngörüyor.
Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) verilerine göre, 2024 yılında küresel enerji dönüşümü yatırımları 2022-2023 ortalamasına göre yüzde 20 artarak 2,4 trilyon dolara ulaştı. Bu miktarın yaklaşık 807 milyar doları yenilenebilir enerji kaynaklarına ayrıldı.
Enerji fiyatları ve gerilimler maliyetleri yükseltiyor
ABD, İsrail ve İran arasındaki gerilim ve Hürmüz Boğazı’ndaki kapanma riski, petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) fiyatlarını tırmandırdı. Petrol fiyatları varil başına 119 dolara kadar çıktıktan sonra 100 dolar seviyelerine çekildi.
Rystad, etkilerin bölgelere göre farklılık gösterdiğine dikkati çekti. Suudi Arabistan, Umman ve Türkiye’de kısa süreli; Katar, Kuveyt, Irak ve Ürdün’de orta süreli gecikmeler beklenirken; İran, İsrail, Lübnan ve Yemen uygulama aşamasında en çok etkilenen ülkeler kategorisinde yer alıyor.
Tedarik zincirinde aksama ve navlun Artışı
Savaşın yansımaları Körfez pazarlarına yönelik güneş enerjisi ekipmanı ithalatını sekteye uğrattı. Suudi Arabistan’ın ithalatı 625 megavattan 80 megavata gerilerken, Umman’ın ithalatı sıfıra indi. Türkiye ve İsrail’in ithalatı ise sırasıyla 248 ve 220 megavata yükseldi.
Asya-Akdeniz hattında nakliye maliyetleri konteyner başına 2 bin 826 dolardan 3 bin 594 dolara çıkarken, Çin’in ihracatta KDV iadesini iptal etmesi güneş paneli fiyatlarına yaklaşık yüzde 9 ek maliyet getirdi. Ayrıca gümüş fiyatlarının ons başına 70-80 dolar bandına yükselmesi üretim maliyetlerini artırarak sözleşmelerin yeniden fiyatlandırılmasına yol açtı.
Piyasalarda hassasiyet ve yerli üretim hamlesi
Yenilenebilir enerji projeleri, megavat saat başına 10,5 ila 20 dolar arasındaki rekabetçi ihale fiyatları nedeniyle dar kar marjlarıyla çalışıyor. Jeopolitik riskler ve finansman maliyetleri, özellikle finansal kapanışı yapılmamış projelerin fizibilitesini zorlaştırıyor.
Buna karşın Rystad, piyasada yapısal değişimler bekliyor. Orta Doğu’daki güneş paneli üretim kapasitesinin 2025’te 4,7 gigavattan 2030’da 35,8 gigavata çıkacağı öngörülüyor. Türkiye’nin ise 2026 itibarıyla 22,2 gigavatlık istikrarlı üretim kapasitesiyle tedarik zinciri risklerine karşı daha korunaklı bir konumda olduğu ifade ediliyor.
Son olarak, Avrupa Merkez Bankası da 5 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, iklim değişikliğiyle mücadele ve fiyat istikrarı için yenilenebilir enerjiye geçişin hızlandırılmasının, enerji güvenliği ve sürdürülebilirlik açısından kritik olduğunu vurguladı.