WASHİNGTON (SANA) – ABD-İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın ilan edilen stratejik hedefleri değişirken, bu çatışmanın maliyeti ve ABD ekonomisi üzerindeki yansımalarına dair sorular artmaktadır. Washington’daki siyasi bölünmelerin derinleşmesi ve uluslararası baskıların yükselmesiyle birlikte, savaşın küresel ekonomi ve gıda güvenliği üzerindeki olası etkilerine yönelik endişeler de giderek büyümektedir.
ABD yönetimi hızlı askeri kazanımlar elde etmeye odaklanırken, Amerikan vatandaşı kendisini karmaşık bir gerçekliğin içinde bulmaktadır. Savaşın artan maliyeti bireysel bütçeler üzerinde yük oluşturmakta ve kamu hizmetleri programlarını tehdit etmektedir. Aynı zamanda başkentteki siyasi bölünmeler derinleşirken, bu durum yönetimi askeri hedefler ile iç ihtiyaçlar arasında denge kurma konusunda zorlu bir sınamayla karşı karşıya bırakmaktadır. Öte yandan, söz konusu çatışmanın uzun vadeli ve sonu belirsiz bir çıkmaza dönüşebileceğine dair endişeler varlığını sürdürmektedir.
Eşi Benzeri Görülmemiş Bir Maliyet
Önde gelen Amerikan basın kuruluşları ve araştırma merkezlerinden, aralarında The New York Times, The Guardian, Center for Strategic ve International Studies’in de bulunduğu çeşitli tahminler, bugün Pazar günü yayımlanan verilerde, geçen 28 Şubat’ta başlayan askeri operasyonların ilk altı gününde maliyetin dakika başına 1,3 milyon doları aştığını göstermektedir.
Bu rakamlar, her birinin değeri 3,5 milyon dolar olan uzun menzilli Tomahawk füzeleri başta olmak üzere, hava savunma sistemleri, önleyici mühimmatlar ve diğer operasyonel maliyetleri de kapsamaktadır.
Analizlere göre, bu harcamaların küçük bir kısmı dahi çocuklar arasındaki yetersiz beslenme gibi küresel sorunların giderilmesi veya düşük gelirli Amerikalı aileler için ücretsiz üniversite eğitiminin finanse edilmesi amacıyla kullanılabilirdi. Bu durum, askeri harcamalar ile insani ve sosyal ihtiyaçlar arasındaki çarpıcı çelişkiye dikkat çekmektedir.
Siyasi Hedeflerde Dönüşüm
Yakıt fiyatlarının galon başına yaklaşık 4 dolara (litre başına yaklaşık 1,06 dolar) yükselmesi ve Başkan Donald Trump yönetiminin savaşın ekonomi üzerindeki etkilerine dair Cumhuriyetçiler arasında artan endişelerle karşı karşıya kalmasıyla birlikte, yönetimin söyleminde değişim başlamıştır.
Donald Trump, İran’daki askeri operasyonları “azaltma” niyetini açıkladı; bununla birlikte İran’ın askeri kapasitesini zayıflatmak ve müttefikleri korumak gibi sınırlı hedeflerin korunacağını belirtti. Bu açıklama, İran’ın nükleer stokunun tamamen ortadan kaldırılması yönündeki önceki talebinden geri adım atıldığına işaret etmektedir.
Bu değişim, iç siyasi baskıları yansıtmaktadır. Başkan Trump, Cumhuriyetçi Parti içindeki bir kanattan ve bu savaşın geçmiş hataları yeniden üretebileceğini savunan “America First” akımından eleştirilerle karşı karşıya kalmaktadır.
Newsweek: Stratejik Tuzaklar
Newsweek, “stratejik tuzaklar” konusunda uyarıda bulundu; bu tuzaklar şunları içermektedir: doğrudan askeri tırmanış, kırmızı çizgilerin değiştirilmesi sonucu güvenilirlik sorunları, küresel petrol fiyatlarının yükselmesiyle enerji alanındaki etkiler ve seçimler öncesinde seçmen güveni üzerindeki iç politika yansımaları.
ABD Savaş Bakanlığı, askeri operasyonları desteklemek amacıyla 200 milyar dolarlık ek finansman talep etti; bu durum, Kongre’de Cumhuriyetçiler arasında bölünmelere yol açtı.
Milletvekili Lauren Boebert, ek finansmanı kesin bir dille reddettiğini belirterek seçmenlerin yaşam maliyetleriyle karşı karşıya olduğunu vurguladı. Diğer milletvekilleri ise onay vermeden önce net bir plan talep ederken, kara birliklerinin gönderilme olasılığına dair artan endişelerini dile getirdi.
Senatör Lisa Murkowski, yönetimin Kongre’ye kapsamlı bir plan sunmasının önemini vurguladı. Bu çağrı, askeri operasyonların dördüncü haftasında devam etmesi ve savaşın maliyetinin, Amerikalı yetkililerin açıklamalarına göre, yaklaşık 12 milyar dolara ulaşmasıyla daha da kritik hale geldi.
İran’a karşı yürütülen savaş, mali ve insan kayıplarının artışını, stratejik hedeflerin belirsizliğini ve ABD içindeki siyasi bölünmelerin derinleşmesini gözler önüne seriyor. Ayrıca, uluslararası alandaki zorluklar, ABD yönetiminin çatışmayı kabul edilebilir şartlarla sona erdirme kapasitesini sınırlayabilir.
Gündemdeki soru şu: Savaş, geçmiş krizleri yeniden üretecek uzun soluklu bir çatışmaya mı dönüşecek, yoksa insani ve ekonomik maliyetler katlanılamaz boyutlara ulaşmadan tırmanışı kontrol altına alacak net bir vizyon mu mevcut?