Humus’un merkezinde, “El-Saa” kulesinin karşısında yer alan Rağadan Sarayı, kentin kültürel ve sosyal yaşamına uzun yıllar yön veren mimari ve tarihi değeri yüksek yapılardan biri olmayı sürdürüyor.
Humus (SANA) – Suriye’nin orta kesiminde bulunan Humus kentinin kalbinde, ünlü “El-Saa” kulesinin karşısında bulunan Rağadan Sarayı, kentin en temsili yapılarından biri ve 20. yüzyılın büyük bölümüne damga vuran kentsel, kültürel ve turistik refah döneminin simgesi olmayı sürdürüyor.
Bina, 1930’lu yılların başında Humus’un ilk modern oteli olarak inşa edildi. Eski kervansaray geleneğini geride bırakarak kentin konukseverlik tarihinde yeni bir dönem açan yapı, zamanla Suriye’nin sosyal ve kültürel yaşamının simge mekanlarından birine dönüştü.

Şükri El-Kuvetli ve Melik Feysal caddelerinin kesişiminde yer alan saray, ayrıcalıklı konumuyla Humus halkının birçok neslinin ortak hafızasında yer edindi.
Uzmanlık sitesi Souriat’a göre bina, Suriye’de modern mimarinin en etkili isimlerinden biri sayılan ve “Mühendes Dimaşik” “Şam Mühendisi” olarak tanınan İspanyol mimar Fernando de Aranda tarafından tasarlandı. Aranda’nın eserleri arasında Şam’daki “El-Hicaz” Demiryolu İstasyonu ve Palmira’daki “Zenobia Oteli” de bulunuyor. Aranda ayrıca Suriye’nin başkentinde İspanya’nın fahri konsolosu olarak görev yaptı.
Cemali ailesine ait yapı, süslemeli balkonları, klasik pencereleri ve belirgin zarafete sahip cephesiyle Fransız saray mimarisinden esinlenen Avrupa tarzı özellikler taşıyor.
Bina üç kattan oluşuyor. Zemin katta çeşitli ticari dükkanlar bulunurken, üstteki iki katta otel odaları ve süitler yer alıyordu. Yapıda ayrıca kısa sürede kent sakinleri ve ziyaretçilerin başlıca buluşma noktalarından biri haline gelen bir restoran ile kafe de bulunuyordu.
Kültürel yaşamın merkezi
Rağadan Sarayı, onlarca yıl boyunca bir otelden çok daha fazlası oldu. Salonları, Arap kültürünün önde gelen isimlerini ağırladı. Bunlar arasında Arap edebiyatının duayeni sayılan Mısırlı yazar Taha Hüseyin, Suriyeli şair Nizar Kabbani, besteci Muhammed Abdülvahab ile sanatçılar Sabah ve Semira Tevfik yer aldı.
Bu şahsiyetlerin varlığı, kuruluşun Humus’taki aydınların, sanatçıların ve sosyal hayatın temsilcilerinin başlıca buluşma mekanlarından biri olarak itibarını pekiştirdi.
Otel böylece, restoranların, kafelerin, otellerin ve kültür merkezlerinin yaygınlaştığı bir dönemde kentin yaşadığı kültürel ve turistik yükselişi simgeledi.
Savaşın izlerini taşıyan miras
Suriye’de devrik rejimin halka karşı başlattığı savaş sırasında Rağadan Sarayı, üst katlarında, ticari dükkanlarında ve cephelerinde ağır hasara yol açan bir yangına maruz kaldı. Bu durum, yapının Humus’un tarihi merkezinde onlarca yıl boyunca sürdürdüğü belirgin rolü önemli ölçüde azalttı.

Buna rağmen bina, mimari ve tarihi önemi ile kentin hafızasında sahip olduğu yer nedeniyle önemli bir kültürel miras değerini koruyor.
Sarayın onarılması ve rehabilitasyonu, eski görkeminin bir bölümünü yeniden kazanmasına ve Humus’un kültürel ile turistik faaliyetleri içindeki rolünün yeniden güçlenmesine imkan sağlayacak.
Rağadan Sarayı’nın yeniden kazanılması, kentin mimari mirasının ve kültürel kimliğinin korunması, ayrıca çağdaş tarihinin en temsilî tanıklıklarından birinin kurtarılması bakımından temel bir girişim olarak görülüyor.
N.W.A / R.Y /D.N