Şam’ın yüzyıllardır yaşatılan ahşap oyma ve sedef kakma sanatı, geleneksel mobilyalardan modern çanta ve aksesuarlara uzanan yeni tasarımlarla yeniden hayat buluyor. Tarihi zanaat, hem kültürel mirası koruyor hem de çağdaş moda dünyasında kendine yer açıyor.
Şam (SANA) – Ahşap kokusunun eski hikayelerin yankısıyla buluştuğu Şam’ın tarihi sokaklarında, ahşap oyma ve sedef kakma sanatı, kentin en köklü el sanatlarından biri olarak varlığını korumaya devam ediyor. Bu sanat, yüzyıllar boyunca detaylarından ödün vermeyen bir şehrin hafızasını da beraberinde taşıyor.
Nesilden nesile aktarılan küçük atölyelerde ham ahşap parçaları, ince geometrik motifler ve ahşabın içine özenle yerleştirilen küçük sedef parçalarıyla geçmişin ruhunu taşıyan eserlere dönüşüyor. Böylece izleyenleri, eski Şam evleri ve yıllar boyunca bu sanatla süslenen Arap saraylarının dönemine götüren bir yolculuk başlıyor.

Geçmişte daha çok lüks ev mobilyalarıyla özdeşleşen bu zanaat, bugün ahşap çantalar ve aksesuar tasarımlarına taşınarak daha modern bir görünüm kazanıyor. Böylece Şam’a özgü bu miras korunurken, çağdaş moda dünyasında da yeni bir yer edinmeye çalışıyor.
Yüzyıllara uzanan bir sanat
Şam’daki ahşap oyma ve sedef kakma sanatının tarihi, geometrik ve bitkisel motiflerle Arap hat sanatını evlerin, camilerin ve sarayların süslemelerinde kullanan İslami ve Doğu sanatlarından etkilenerek yüzlerce yıl öncesine dayanıyor.

Bu sanatın modern biçiminin geliştirilmesi ise 19. yüzyılın sonlarında Şamlı zanaatkar Curci Cebrail Bitar’a atfediliyor. Bitar, doğal renkli ahşap parçalarını sedef ve kemikle birleştiren hassas geometrik kompozisyonlar geliştirerek bu zanaatı Şam’ın en ünlü geleneksel sanatlarından biri haline getirdi.
O dönemde Şam mozaiğinin ünü Suriye sınırlarını aşarak yayılmaya başladı. Osmanlı’nın Şam Valisi Said Paşa’nın, İstanbul’daki bir sanayi sergisinde Sultan II. Abdülhamid’e hediye edilmek üzere Şamlı ustalara sanat eserleri hazırlatmasıyla, bu eserler büyük beğeni topladı ve zanaatın ülke dışına yayılmasına katkı sağladı.
Çizimden kakmaya uzanan titiz aşamalar
Eski Şam’da ahşap oyma ve sedef kakma alanında çalışan ustalardan Ahmed Tabih, SANA Türk’e yaptığı açıklamada, çalışmanın ilk olarak desen ve motiflerin ahşap üzerine çizilmesiyle başladığını, ardından el işçiliğiyle oyma işleminin yapıldığını söyledi.

Tabih, daha sonra parçaların genellikle deve kemiğinden elde edilen kemik ve sedefle işlendiğini, son aşamada ise zımparalama, cilalama ve son hazırlık işlemlerinin gerçekleştirildiğini belirtti.
Kullanılan motiflerin sanatsal tarza göre değiştiğini ifade eden Tabih, bazı desenlerin doğa ve bitkisel süslemelerden ilham aldığını, bazılarının ise Arap hat sanatı ya da İslami motiflere dayandığını söyledi. Ayrıca Nureddin Zengi’ye atfen “Nuri”, Fatımi ve Eyyubi gibi farklı sanat ekollerini temsil eden desenlerin de bulunduğunu ve her birinin kendine özgü detaylara sahip olduğunu kaydetti.

Bu sanatın temel olarak doğal ahşaba, özellikle de ceviz ağacına dayandığını vurgulayan Tabih, ahşabın kullanılmadan önce dayanıklılığını artırmak için yedi yıla kadar kurutulması gerektiğini belirtti.
Günümüzde kullanılan sedefin Filipinler’den ithal edildiğini aktaran Tabih, geçmişte ise nehir sedefinin kullanıldığını ifade etti. Farklı renklerdeki sedef türlerinin eserlere kendine özgü parlaklık kattığını söyleyen Tabih, Şam brokar kumaşının da çanta ve sanat eserlerinin iç kaplamasında kullanılarak ürünün geleneksel kimliğinin korunduğunu dile getirdi.

Şam mobilyalarından modern çantalara
Ahmed Tabih, bu sanatın geçmişte yalnızca geleneksel Şam mobilyalarında, oturma odalarında, masalarda ve ahşap sandıklarda kullanıldığını, ancak 2011 ve 2012 yıllarından itibaren modern tasarımlarla birleştirilmeye başlandığını ve özellikle 2017’den sonra daha geniş bir yaygınlık kazandığını söyledi.

“Şam mirasını korurken aynı zamanda genç nesle hitap edecek modern ama Doğulu bir şey sunmaya çalıştık” diyen Tabih, üretim sürecinin parçanın boyutuna ve detaylarına göre değiştiğini belirtti.

Bir oturma odası takımının üç ila dört ay arasında tamamlandığını aktaran Tabih, mücevher kutusunun yaklaşık 15 gün, ahşap çantanın ise yaklaşık beş gün sürdüğünü ifade ederek şunları söyledi: “Bir parça müşteriye hızlı şekilde ulaşmaz; çünkü çizimden oymaya, kakmadan cilalamaya kadar uzun aşamalardan geçer. Bu yüzden müşteri yalnızca bir ürün değil, zamanın bir parçasını ve tarihin kokusunu satın alır.”
Doğal ahşaptan yapılan ve tamamen el işçiliğiyle süslenen ürünlerin onlarca yıl dayanabildiğini, hatta nesilden nesile aktarılabildiğini de sözlerine ekledi.
“Kurtuluşun” ardından ticari hareketlilik arttı
Ahmed Tabih, “kurtuluşun” ardından turistik hareketliliğin yeniden canlanmasıyla birlikte özellikle Körfez ülkeleri ve Türkiye’den gelen ziyaretçilerin geleneksel ürünlere ilgisinin arttığını ve bunun da ticari hareketliliğe olumlu yansıdığını söyledi.
Hammadde ithalatının geçmiş döneme kıyasla daha kolay hale geldiğini belirten Tabih, daha önce bazı temel malzemelerin tekeller nedeniyle piyasada sıkıntı yarattığını, bunun da fiyatlara ve üretime olumsuz yansıdığını ifade etti.
İthalatçı sayısındaki artışın maliyetleri düşürdüğünü ve malzeme tedarikini kolaylaştırdığını söyleyen Tabih, bunun Şam’daki atölyelerde üretimin yeniden canlanmasına ve zanaatkarların mesleği sürdürmesine katkı sağladığını belirtti.
Yaşatılmaya çalışılan bir miras
Üretim maliyetlerinin yükselmesi ve zanaatkar sayısının azalması gibi zorluklara rağmen, Eski Şam’daki atölyeler bu sanatı Suriye’nin kültürel kimliğinin bir parçası olarak yaşatmaya devam ediyor. Bu çaba, kentin hafızasını koruyup gelecek nesillere aktarma girişimi olarak görülüyor.
Ahşap, sedef ve kemik arasında şekillenen Şam oyma sanatı, yalnızca bir şehrin tarihini anlatmakla kalmıyor; aynı zamanda kadim bir zanaatı çağdaş dünyanın anlayabileceği bir dile dönüştürmeyi başaran Şam ruhunu da taşıyor.


Talar Kazanjian / Varojan Kayaneh