BERLİN (SANA) – Kişisel hikâyelerin büyük tarihsel kırılmalarla kesiştiği bir dönemde, Suriyeli yazar Can Dost, edebiyatı şiir, tarih ve siyaset arasında kurduğu güçlü bağla yeniden düşünmeye çağıran bir ses olarak öne çıkıyor. Dost’un metinleri, Kürt halkının insani tecrübesini ve Suriye’nin yakın geçmişini, bilgelik, içtenlik ve özgürlük arayışıyla yoğrulmuş bir dille yansıtıyor.
SANA’ya verdiği bu söyleşide Can Dost, edebi yolculuğunu, düşünsel kaynaklarını ve uzun sürgün yılları boyunca vatanıyla kurduğu bağı anlatıyor.
SANA: Edebi adınız “Can Dost”, Kürtçede “acının dostu” anlamına geliyor. Bu ismin ardındaki hikâye nedir?
Can Dost: Küçük yaşlardan beri hüzünlü bir yapım vardı. Bunun, büyük ölçüde annemin yaşadığı kayıplarla ilgili olduğunu düşünüyorum. Annem kardeşlerini ve anne-babasını yitirmişti; bu acılar onu dünyaya karşı daha mesafeli kılmıştı. Çocukluğumdan itibaren çevremde haksızlık ve baskıyı gördüm. Bütün bunlar, “Can” yani acı kavramıyla kurduğum bağı ve bu adı seçmemi belirleyen temel etkenler oldu.
SANA: Çocukluğunuzu, İslami ilimlerde derin bilgiye sahip olan merhum babanızın yanında geçirdiniz. Bu durum düşünsel yönelimlerinizi nasıl etkiledi?
Can Dost: Etkisi çok derin oldu ve bu, yazdığım hemen her eserde hissedilir. Babamdan aldığım derslerle Şafii fıkhını ve Arap dili ilimlerini öğrendim. Okuldan üniversiteye kadar eğitim hayatımda hep başarılı oldum. Arapçanın bu duru ve zengin yapısı, Kürtlerin yaşadığı acıları Arap okura anlatmamın ve kendi iç dünyamı ifade etmemin başlıca aracı hâline geldi.
SANA: Eserlerinizde Kürt edebiyatının klasik isimlerinden Ahmed-i Hânî’ye özel bir ilgi dikkat çekiyor. Daha önce kendinizi onun bir müridi olarak tanımlamıştınız. Neden?
Can Dost: Evet, kendimi Ahmed-i Hânî’nin müridi olarak görüyorum. Çünkü onun ortaya koyduğu düşünsel proje iki temel boyuta sahiptir: dinî ve millî. Dinî boyutta, İslam’ın öğretilerini Kürtçe üzerinden yaymayı ve Kürt çocuklarına Kur’an dilini öğretmeyi amaçladı. Arapça ve Kürtçe kaleme aldığı eserlerle Kur’an tefsirini öğretti. Sözlük çalışması Nûbihar, yüzyıllar boyunca camilerdeki geleneksel Kürt medreselerinde ders kitabı olarak okutuldu.
Millî boyutta ise Hânî, son derece derinlikli bir düşünürdü. Kürtlerin toplumsal ve kültürel durumuna odaklandı; dayanışmayı, vesayetten kurtulmayı ve Kürtçenin korunmasını savundu. Bu yaklaşım, Mem û Zîn’in önsözünde açıkça görülür. Bu eseri Arapçaya çevirip 1995 yılında Şam’da gizlice bastım ve yayımladım.
Bence Mem û Zîn, diğer Kürt destanlarından bütünüyle ayrılır. Kürtlerin varlığını ve dillerinin sürekliliğini belgeleyen kurucu bir metindir. Felsefe, din, tasavvuf ve milli bilinci bir araya getiren ansiklopedik bir yapıttır. Bazı yönleriyle Firdevsî’nin Şehnâme’siyle karşılaştırılabilir.
SANA: Suriye’den neden ayrıldınız ve bugüne kadar neden dönmediniz?
Can Dost: 2000 yılında diktatör Hafız Esed’in ölümünün ardından oğlu Beşar iktidara geldi. Bu ailenin yönetimi altında yaşamayı kabul etmedim. 19 Haziran 2000’de Almanya’ya gitme kararı aldım. Bugün vatanımı derinden özlüyorum. Yirmi altı yıl kısa bir süre değil. Tüm bu yıllardan sonra Suriye’ye dönmeyi arzuluyorum.
SANA: Suriye devrimini konu alan eserleriniz oldu mu?
Can Dost: 2014 ile 2018 yılları arasında dört roman yazdım. Minarede Kan Amûda katliamını, Güvenli Koridor Afrin’de yaşananları, Kobani DEAŞ’a karşı verilen savaşı, Halep’ten Ayrılan Yeşil Otobüs ise 2016’da Halep halkının yaşadığı acıları ve zorunlu göçü anlatıyor. Bu eserler hem Arapça hem Kürtçe okurdan geniş ilgi gördü.
SANA: Yeni Suriye’yi, Kürtlerin geleceğini ve Kürt edebiyatını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Can Dost: Devrik rejimin ve Baas yönetiminin olmadığı bir Suriye hayal ettim. Bu hayal, ağır bedellerle de olsa sonunda gerçekleşti. Karşılaşacağımız zorluklara rağmen iyimser olmalıyız. Kürtler yeni Suriye’de doğal yerlerini bulacaktır. Her vatandaşın bu ülkenin eşit bir parçası olduğunu hissedeceği, inşa ve hoşgörüye dayalı yeni bir dönemin başlamasını diliyorum.
12 Mart 1965’te Aynularab/Kobani’de doğan Can Dost, hâlen Almanya’da yaşamaktadır. Kürtçe ve Arapça dillerinde roman, şiir ve öyküler kaleme alan yazarın eserleri birçok dile çevrilmiştir. Çalışmalarında savaş, kimlik ve Kürt kültürü temalarını ele alan Dost, Suriye ve Almanya’da çeşitli edebiyat ödüllerine layık görülmüştür.
