Dera’daki Ömeri Camii’nin ISESCO miras listesine alınması, Suriye’nin en eski camilerinden birinin tarihî, dinî ve kültürel değerini uluslararası düzeyde teyit ederken, korunmasına yönelik çabalara da katkı sağlıyor.
Dera (SANA) – Suriye’nin güneyindeki Dera kentindeki Ömeri Camiinin, İslam Dünyası Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütünün (ISESCO) miras listesine alınması, Suriye’nin en eski ve en önemli İslami eserlerinden birinin korunması yolunda önemli bir adım oluşturuyor.
Bu gelişme, caminin tarihi, dini ve kültürel konumunu teyit ederken, Levant’daki erken dönem İslam mimarisinin başlangıcına tanıklık eden eserlerden biri ve Dera kentinin on üç asrı aşkın kültürel mirasının simgesi olduğunu ortaya koyuyor.
SANA Kültür Servisinin “Mirasın Nabzı“ köşesi, bu sayısını Levant bölgesi’nin en eski İslam camilerinden ve erken dönem İslam mimarisinin en önemli tanıklarından biri olan Ömeri Camii’ne ayırdı.

Caminin ISESCO listesine alınması, Suriye kültürel mirasının korunmasına yönelik ulusal ve uluslararası çabalar kapsamında gerçekleştirilirken, İslam mirası haritasındaki yerini güçlendirmesi ve restorasyon, belgeleme ile rehabilitasyon alanlarında yeni işbirliği ufukları açması bekleniyor.
Levant bölgesi’nin eski camilerinden biri
Dera Eski Eserler Dairesi Başkanı Dr. Muhammed Nasrallah, SANA Kültür Servisine yaptığı açıklamada, Ömeri Camii’nin İslam fetihlerinden sonra levant bölgesi’nde inşa edilen en eski camilerden biri olduğunu belirtti.
Nasrallah, tarihi kaynakların caminin ilk inşasının Miladi 7. yüzyılın ilk yarısında Raşid Halifesi Hz. Ömer bin Hattab dönemine dayandığını gösterdiğini ve caminin tarih boyunca taşıdığı adını da buradan aldığını söyledi.
Caminin İslam tarihi boyunca, özellikle Emevi, Eyyubi, Memlük ve Osmanlı dönemlerinde genişletme, yeniden inşa ve restorasyon çalışmaları gördüğünü belirten Nasrallah, bunun yapıya tarihi özgünlüğünü korurken farklı mimari ekolleri bir araya getiren bir karakter kazandırdığını ifade etti.
Nasrallah, arkeolojik araştırmaların caminin Roma ve Bizans dönemlerine ait yapı kalıntıları üzerine inşa edildiğini gösterdiğini, bunun da bölgenin en eski yerleşim merkezlerinden biri olan Dera’da medeniyetlerin ardışıklığını yansıttığını kaydetti.
Özgünlüğü ve estetiği buluşturan mimari
Ömeri Camii, erken dönem İslam mimarisinin özelliklerini yansıtan geniş bir avluya sahip olup etrafı revaklarla çevrilidir. Caminin ibadet mekânı taş sütunlar ve kemer sıraları üzerine kurulmuş olup taş bir mihrap ile tarihi bir minberi de bünyesinde barındırıyor.
Nasrallah, kare planlı minarenin caminin en dikkat çekici mimari unsurlarından biri olduğunu belirterek, burada Eyyubi ve Memlük mimarisinin özelliklerinin görüldüğünü, caminin geçirdiği yenileme aşamalarını belgeleyen taş süslemeler ve Arapça kitabelerin bulunduğunu söyledi.

Havran’da yaygın olarak kullanılan siyah bazalt taşının yapıya yerel çevreyle uyumlu özgün bir mimari kimlik kazandırdığını belirten Nasrallah, bunun doğal malzemelerin kullanımındaki ustalığı da ortaya koyduğunu ifade etti.
İlim ve sosyal hayatın merkezi
Nasrallah, Ömeri Camii’nin yalnızca ibadet edilen bir mekân olmadığını, tarih boyunca Kur’an-ı Kerim, hadis, fıkıh ve Arap dili derslerinin verildiği ilmî ve kültürel bir merkez olarak da hizmet verdiğini söyledi.
Caminin çok sayıda âlim ve fakihin yetişmesine katkı sağladığını belirten Nasrallah, ayrıca dinî, sosyal ve millî etkinliklerin düzenlendiği bir buluşma noktası olarak Güney Suriye’nin en önemli uygarlık simgelerinden biri haline geldiğini ifade etti.
Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü de caminin öneminin yalnızca eski olmasından değil, özgün mimari unsurlarından, tarihî kitabelerinden ve Dera eski kentinin merkezindeki konumundan kaynaklandığını belirtiyor.
Bu özellikleriyle cami, İslam mimarisi ve Arap mirası tarihiyle ilgilenen araştırmacılar ile uzmanlar için önemli bir ziyaret noktası olmayı sürdürüyor.
Restorasyon çalışmaları camiye yeniden hayat verdi
Ömeri Camii, devrim yıllarında Suriye’deki birçok tarihi eser gibi yapısının ve mimari unsurlarının çeşitli bölümlerini hedef alan saldırılar sonucu zarar gördü.
Bunun ardından ilgili kurumlar, yapının özgünlüğünü korumak ve dini ile kültürel işlevini sürdürmesini sağlamak amacıyla bilimsel standartlara uygun belgeleme, bakım ve restorasyon çalışmalarına başladı.
Bu çalışmalar kapsamında tarihi unsurlar belgelendi, hasarlar tespit edildi ve gelecekte yürütülecek restorasyon projeleri için gerekli çalışmalar hazırlandı.
Restorasyon çalışmaları; kanalizasyon, su, havalandırma ve aydınlatma sistemlerini kapsayan bütüncül mimari ve statik bir çalışmaya dayanırken, kamu kurumları ile yerel toplum arasında katılımcı bir yaklaşım benimsendi.
Listeye alınması uluslararası korumayı güçlendiriyor
Nasrallah, Ömeri Camii’nin ISESCO listesine alınmasının, korunmasına yönelik çalışmalara yeni bir uluslararası boyut kazandırdığını belirterek, bunun kültürel mirasın korunmasıyla ilgili kurumlarla işbirliğini güçlendireceğini, teknik destek, eğitim ve deneyim paylaşımı programlarının önünü açacağını, ayrıca caminin İslami nitelikli kültürel ve turizm programlarına dâhil edilme fırsatlarını artıracağını ifade etti.
Ömeri Camii, bugün elde ettiği yeni uluslararası tanınmayla Suriye’nin en önemli İslami eserlerinden biri ve Dera kentinin tarihine ile uygarlık alanındaki rolüne tanıklık eden canlı bir miras olarak konumunu pekiştiriyor. Bu gelişme, kültürel mirasın korunmasının ulusal kimliğe ve gelecek nesillerin uygarlık hafızasına yapılan bir yatırım olduğunu teyit ediyor.
N.W.A /R.Y