Selahaddin Kalesi, Suriye’nin Lazkiye kentinde yer alan tarihi ve stratejik bir savunma yapısı olarak ICESCO kültürel miras listesine dahil edildi. Bizans, Haçlı, Eyyubi ve Memlük dönemlerinin izlerini taşıyan kale, uluslararası düzeyde tescillenerek korunması ve tanıtımı açısından yeni bir önem kazandı.
Lazkiye (SANA) – Suriye’nin sahil dağlarının üzerinde, adeta kayalığın doğal bir parçası gibi yükselen Selahaddin Kalesi, yüzyıllar boyunca kuşatmaların, fetihlerin ve farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan sessiz bir tanık olarak varlığını sürdürüyor.

Bu benzersiz tarihi yapı, taşlarına ve derin savunma hendeklerine kazınmış geçmişiyle, Suriye’nin kültürel hafızasının en önemli simgelerinden biri olarak öne çıkıyor.
SANA Kültür Servisi’nin “Mirasın Nabzı” köşesi kapsamında ele alınan kale, son olarak İslam Dünyası Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (ICESCO) kültürel miras listelerine dahil edilmesiyle yeniden uluslararası kültürel gündeme taşındı.
Bu adım, yapının medeniyet değerini tescillerken aynı zamanda korunması ve dünya kamuoyuna tanıtılması için yeni imkânlar da sunuyor.
Lazkiye Arkeoloji ve Müzeler Müdürlüğü Başkanı Muhammed El-Hasan, SANA’ya yaptığı açıklamada, kalenin ICESCO listesine alınmasının bu eşsiz yapının mimari ve tarihî değerine yönelik uluslararası bir kabul anlamına geldiğini belirtti. El-Hasan, Suriye mirasının insanlığın ortak hafızasının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayarak, bu gelişmenin kalenin korunmasına ve küresel bir kültür-turizm destinasyonu olarak tanıtılmasına katkı sağlayacağını ifade etti.
Sahil dağlarının üzerinde bir kale
Tarihi adıyla “Sahyûn” olarak da bilinen Selahaddin Kalesi, Lazkiye kentinin yaklaşık 30 kilometre doğusunda, deniz seviyesinden yaklaşık 410 metre yükseklikte bir dağ silsilesi üzerinde yer alıyor.

Stratejik geçiş yollarını kontrol eden konumu sayesinde, yüzyıllar boyunca sahil ile iç bölgeler arasındaki askeri ve ticari hareketlilik açısından kritik bir rol üstlendi.
El-Hasan’a göre kale, Doğu’nun en önemli savunma yapılarından biri olarak kabul ediliyor. Bizans tahkimatları, Haçlı dönemi mimarisi ve Eyyubi ile Memlük dönemlerine ait eklemeleri bir arada barındıran özgün yapısıyla, farklı medeniyetlerin izlerini tek bir mimari bütünlük içinde taşıyan açık bir tarih kitabı niteliğinde.
Sahyûn’dan Salahaddin kalesi’ne
Kalenin kökeni Bizans dönemine uzanıyor. 12. yüzyılda Haçlılar tarafından bölgedeki en önemli kalelerden birine dönüştürülen yapı, o dönemde yapılan devasa kaya hendeği ile dikkat çekiyor. Kale ile komşu plato arasını ayıran bu hendek, yaklaşık 28 metre derinliği ve bazı bölümlerinde 20 metreyi aşan genişliğiyle Orta Çağ’ın en büyük askeri mühendislik başarılarından biri olarak kabul ediliyor.
1188 yılında Eyyubi komutanı Selahaddin Eyyubi tarafından fethedilen kale, bu tarihten sonra onun adıyla anılmaya başlandı. Eyyubi ve Memlük dönemlerinde yapılan eklemelerle askeri ve mimari açıdan gelişimini sürdüren yapı, buna rağmen orijinal birçok unsurunu günümüze kadar korumayı başardı.
UNESCO listesinde yer alan bir mimari hazine
Kale, savunma kuleleri, devasa surlar, su depoları, tahkim edilmiş salonlar ve gizli geçitlerden oluşan kapsamlı bir savunma sistemi içeriyor. Ayrıca Bizans dönemine ait bir kilise, daha sonra camiye dönüştürülmüş yapılar ile konut ve hizmet birimlerini de barındırıyor.
Bu olağanüstü mimari ve tarihi değer nedeniyle kale, 2006 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne, El-Hısn Kalesi ile birlikte dahil edildi. Bu iki yapı, Orta Çağ askeri mimarisinin dünyadaki en iyi korunmuş örnekleri arasında gösteriliyor.
ICESCO ile kültürel görünürlük artıyor
El-Hasan, kalenin ICESCO listesine alınmasının önemine dikkat çekerek, bu adımın İslami kültürel işbirliği çerçevesinde yeni bir boyut kazandırdığını ifade etti.
Bu gelişmenin, belgeleme, koruma ve restorasyon projelerini destekleyerek Suriye’nin tarihi mirasının yeniden uluslararası alanda görünür kılınmasına katkı sağlayacağını belirtti.
Bu adım, yıllar süren zorlukların ardından Suriye’nin kültürel mirasının yeniden tanıtılması ve küresel platformlarda hak ettiği yeri bulması yönündeki çabaların bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Ziyaretçilerin hafızasına geri dönen bir mekan
Kale, yalnızca tarihi değeriyle değil, aynı zamanda yeniden canlanan kültürel ve turistik işleviyle de dikkat çekiyor. El-Hasan, Şubat 2023’te yaşanan depremin ardından kalenin ziyaretçilere kapatıldığını, ancak geçen Mayıs ayında yeniden açıldığını belirtti.
Aynı ay içinde yaklaşık 1470 ziyaretçi ağırlayan kale, bölgeye yönelik ilginin yeniden arttığını gösteriyor. El-Hasan, ziyaretçilerin ihtiyaçlarını karşılamak için su, elektrik ve altyapı hizmetlerinin güçlendirilmesinin önemine işaret ederek, bunun kültürel ve turistik hareketliliğin sürdürülebilirliği açısından gerekli olduğunu vurguladı.
Suriye, Halep, El-Hısn, Caber ve El-Merkıb gibi birçok tarihi kaleye ev sahipliği yaparken, Selahaddin Kalesi özellikle mimari bütünlüğünü en iyi koruyan yapılardan biri olarak öne çıkıyor. Bizans, Haçlı, Eyyubi ve Memlük mimarisini tek bir yapıda birleştiren nadir örneklerden biri olması, ona özel bir tarihî değer kazandırıyor.
ICESCO listesine dahil edilmesiyle birlikte kale, Suriye’nin en önemli kültürel miras unsurlarından biri olarak uluslararası görünürlüğünü yeniden kazanmış ve insanlığın ortak mirası içinde korunması gereken değerli bir anıt olarak konumunu güçlendirmiş bulunuyor.
Y.K / R.Y


