Suriye’nin Kuneytra kırsalındaki Cebata El-Haşab köyünde İsrail güçlerinin toprakları gasbetmesi, tarım ve hayvancılığı tehdit ediyor. Bölge halkı geçim kaynaklarını kaybediyor.
Kuneytra (SANA) – Suriye’nin Kuneytra kenti kırsalındaki Cebata El-Haşab köyünde çiftçiler, mahsullerine ve arazilerine ulaşmakta büyük zorluk çekerken, bazı besiciler daralan meralar nedeniyle sürülerinin bir kısmını satmak zorunda kaldı. Bu durum, İsrail işgal güçlerinin köy halkına yönelik ihlal ve uygulamaları nedeniyle yaşanırken, ilin orta ve güney kırsalındaki diğer bazı köylerde de benzer ihlaller devam ediyor.
SANA muhabirine konuşan Cebata El-Haşab Muhtarı Muhammed Mazen Meriyud, İsrail işgalinin arazileri buldozerlerle kazmasının ve buralara giden yolları kapatmasının, halkı tarım ve hayvancılıkta güvendikleri alanlardan mahrum bıraktığını belirtti. Bu iki alan temel geçim kaynaklarını oluşturuyor.

Meriyud’a göre, işgalin Kuneytra kırsalında kurduğu ve Suriye’nin şiddetle kınadığı “Sufa 53 Hattı” nedeniyle Cebata El-Haşab’dan gasbedilen arazilerin alanı yaklaşık 7 bin dönüm olarak tahmin ediliyor.
Meriyud, işgal güçlerinin bu hattın uygulamasını 2022 yılında Kuneytra’daki güçlerin ayrılması bölgesinde başlattığını, bunun arazi buldozerlemeleri ve tarım ile otlatma için kullanılan alanların kesilmesiyle eş zamanlı gerçekleştiğini, ildeki diğer köylerin de arazilerinin çeşitli bölümlerini kaybettiğini açıkladı.
Meriyud, Cebata El-Haşab’daki zarar gören arazilerin sadece hat kapsamındaki alanlarla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda çiftçilere ait yaklaşık 2 bin dönüm verimli meyve arazisi ile 2 bin 500 dönümlük orman arazisini de kapsadığını belirtti.
Meriyud ayrıca, işgal güçlerinin bu arazilerin çevresinde askeri noktalar kurduğunu, bir kısmını buldozerlerle kazdığını, yolları kapattığını ve bazıları yüzlerce yıllık olan ağaçların bulunduğu bölgelere halkın erişimini engellediğini kaydetti.
Hasat edilemeyen mahsuller ve daralan meralar
Arazilerin kapatılmasının sadece yatırım yapılmasını engellemekle kalmadığını, aynı zamanda sahiplerinin artık ulaşamadığı mevcut mahsulleri de kapsadığını vurgulayan muhtar, bazı çiftçilerin hububat mahsullerini hasat etmek için ulaşamadığını, meyve ağaçlarıyla ekili arazilerin ise yolların kapatılması, kapı ve tel örgülerle erişimin engellenmesi sonucu ulaşılamaz hale geldiğini belirtti.
Muhtar Meriyud, buldozer çalışmalarının, zarar gören bölgelerde toplanan halkın gözü önünde gerçekleştiğini; Birleşmiş Milletler Ateşkes Gözlem Gücü’nün (UNDOF) ise bölgedeki görevlerinin yalnızca gözlem yapmak, ihlalleri belgelemek ve bunları Birleşmiş Milletler’e rapor etmekle sınırlı olduğunu halka bildirdiğini ifade etti.

Meriyud, “Meralara getirilen kısıtlamalar doğrudan hayvancılık sürülerinin büyüklüğüne yansıyor” diyerek, bazı besicilerin meraların yetersizliği nedeniyle sürülerini küçültmek zorunda kaldığını, örneğin yaklaşık 100 baş koyunu olan bir kişinin meraların azalması sebebiyle sürünün büyük bir kısmını satmak zorunda kaldığını belirtti. Tarım ve otlak arazilerinin kaybolmasının, geçimlerini tarım ve hayvancılıkla sağlayan ailelerin gelirlerini doğrudan etkilediğini kaydetti.
Çiftçilere ve çobanlara yönelik hedef almalar
Meriyud, mahsul ve meralarla ilgili korkuların sadece alanların daralmasıyla sınırlı olmadığını, işgal güçlerinin kurduğu noktaların yakınındaki meralarda bulunan hayvanlara ve çobanlara sık sık ateş açıldığını belirtti.
Bu bağlamda Meriyud, aylar önce köyden bir gence işgal güçlerinden kaçarken yerleşim alanı içinde açılan ateş sonucu bacağının kırıldığını, gencin hala Golan Ulusal Hastanesi’nde tedavi gördüğünü aktardı.
Köydeki sulama durumuna da değinen Meriyud, Cebata El-Haşab’daki mahsullerin çoğunun kıraç olduğunu, Kuneytra vilayetindeki diğer bölgelerin ise arazilerini sulamak için baraj sularına güvendiğini belirtti.
İşgal güçlerinin vilayetin bazı barajlarına girdiğini ve halkın bunları kullanmasını engellediğini, bunun da diğer bölgelerdeki çiftçileri sulamada güvendikleri sudan mahrum bıraktığını kaydetti.
İhlallerin belgelenmesi ve toprağa bağlılık
Meriyud, halkın ve bazı medya mensuplarının, işgal güçlerinin bölgeye ilk girişinden bu yana buldozer faaliyetlerini ve sakinlere yönelik saldırıları fotoğraf ve video ile belgelediğini, bu belgelendirmenin “baskınlar, ev aramaları, eşyaların karıştırılması, tutuklamalar ile bu önlemlerin sakinlerin yaşamı üzerindeki etkilerini” kapsadığını belirtti.
Meriyud, halkın temel talebinin güven duygusu olduğunu ifade ederek, işgal güçlerinin günün herhangi bir saatinde bölgeye girmesinin sakinlerde baskın ve tutuklama korkusu yarattığını söyledi.
Ekonomik ve güvenlik baskılarına rağmen Meriyud, halkın şartlar ne olursa olsun köylerinde ve arazilerinde kalmaya kararlı olduklarını vurguladı.
Öte yandan Kuneytra Medya Müdürlüğü, SANA’ya yaptığı açıklamada, işgal güçlerinin Kuneytra kırsalındaki Ternce köyündeki çiftçilerin meyve ağaçlarıyla ekili 250 hektar ile tarım mahsulleri ekili 350 hektar araziye erişimini engellediğini, El-Hamidiye köyünde ise Sufa 53 hattının kurulması amacıyla 560 hektar arazinin gasbedildiğini bildirdi.
Müdürlük, bu rakamların, işgal ihlalleri nedeniyle bazı noktalara ulaşmanın ve zararları tespit etmenin zorluğu dolayısıyla tahmini olduğunu kaydetti.
Suriye Dışişleri Bakanlığı, bu ayın başlarında yaptığı açıklamada, İsrail işgalinin Suriye topraklarına yönelik, 1974 Kuvvetlerin Ayrılması Anlaşması‘nın açık bir ihlali ve uluslararası meşruiyet kararlarının ağır bir ihlali olarak “Sufa 53” hattındaki çalışmaların tamamlanması da dahil olmak üzere sürdürdüğü ihlalleri en sert şekilde kınamıştı.
Bakanlık, İsrail işgalinin saldırgan tutumunun ve buna eşlik eden saha saldırıları ve tırmanışların bölgesel güvenlik ve istikrara doğrudan bir tehdit oluşturduğunu, uluslararası hukukun hükümlerini zedelediğini teyit etmiş, uluslararası toplumdan bu uygulamalara son verecek ve tekrarlanmasını önleyecek caydırıcı tedbirler almasını talep etmişti.
N.W.A / R.Y/AA