Doğu Guta’nın “El-Kehf” Hastanesi Hafızaları Yaşatmak için Sergiye Dönüştürüldü

Suriye’nin Doğu Guta bölgesinde, 2013-2018 yıllarında yaralılara ve hastalara kucak açan ve devrik rejimin saldırıları altında tünellerde kurulan “El-Kehf” (Mağara) Hastanesi, bugün o dönemin zorlu koşullarını ve insani dayanışmasını anlatan bir sergiye ev sahipliği yapıyor.

Şam Kırsalı (SANA) – “Bu mağaranın duvarları konuşabilseydi, acı ve ölüm sahnesini dökerdi; ortada kan yoktu ama kadınların gözyaşları ve çocukların boğulmaları vardı” diyerek sözlerine başlayan Hastanesi İdari Müdürü Ahmed El-Tahan, Kefr Batna Ulusal Hastanesinin altındaki yerinde tablo, model ve çocuk kıyafeti kalıntılarından oluşan sergiye dönüştürülen hastaneyle ilgili süreci anlattı.

Nüksettiği o dönem boyunca tünel, devrik rejimin vahşi saldırıları altındaki tıbbi bakım ve ilk yardım hizmetlerini sürdürmenin tek fırsatını oluşturdu; bugün ise fotoğraf, belge ve ekipmanlarla şahitlik ederek ziyaretçilerine bombardıman, kuşatma ve kimyasal saldırı karşısında insani ve tıbbi dayanışmanın öyküsünü anlatıyor.

Yeraltında bir geçitken entegre bir tıbbi sisteme dönüşen El-Kehf, Kefr Batna Hastanesini operasyonlar ve yataklı tedavi ile hasta nakli için yedek yerler de dahil olmak üzere destekleyici nokta ve tesislerle birbirine bağlıyor; bu da hastaların açık alanlardan uzak tutulmasını ve daha güvenli koşullarda tedavi edilmeye devam edilmesini sağladı.

Bahsi geçen beş yıl boyunca hastane çalışanları, tıbbi imkanların sınırlılığına ve koşulların zorluğuna rağmen, ilk yardım ve ameliyatların, karmaşık ameliyatlar dahil olmak üzere sürdürülebilmesini garanti etmek için birbirine bağlı tünel ve yeraltı sığınakları ağından yararlandı.

El-Kehf (Mağara) Hastanesi adı, doğasından ve bölümlerinin bir kısmının yeraltında tasarlanmış olmasından kaynaklanmaktadır; koridorlar ve odalar, hastalar ve çalışanlar için bir örtü ve koruma sağlayan uzun bir mağarayı andırmaktaydı.

İdari müdürünün SANA’ya belirttiğine göre hastane, rejimin uçaklarının masum insanlara füze ve kimyasalbombardımanlarıyağdırdığı 2013 yılındaki kimyasal saldırısının yaralı ve hastalarına kucak açmak amacıyla zehirli füzelerin sağanağı altında acının rahminden doğdu; o sırada kurtarma çalışması yapabilen herkes kurbanları taşımak için koşturmuş ve onları ilk yardım için güvenli bir sığınak olarak tünelde bulmuştu.

Devrim döneminde Doğu Guta’daki sağlık sektörü genel olarak tıbbi personel ve yardım eksikliğiyle karşı karşıya kalırken, devrik rejimin sistematik bombardımanına maruz kaldı; bu durum bölgedeki bazı çalışanların uzaklaşmasına yol açtı ve bu da eksik personeli telafi etmek için farklı branş ve mesleklerden kişilerin görevlendirilmesine neden oldu.

El-Tahan, demircilik ve marangozluk gibi zanaat meslek sahipleri ile hukuk ve mühendislik gibi tıptan uzak alanların üniversite mezunlarının, eksik olan veya rejim güçlerinin hedef aldığı personelin yerini doldurmak için sağlık alanına katıldıklarını belirtiyor.

Mağara sergisinin hafızasında, ölümden kurtulanların hikayelerini ya da zorlukların üstesinden gelmeyi ve yeni sorunlara çözümler üretmeyi somutlaştıran sağlık kadrolarının anılarını anlatan düzinelerce trajik hikaye yer alıyor.

Hemşire Ahmed El-Namer bu deneyimlerden birini şöyle hatırlatıyor: Akciğerleri çevreleyen ve nefes darlığına neden olan plevral boşluktaki sıvıları tahliye etmek için yerel tecrübelerle söz konusu cihaza bir alternatif ürettik.

El-Namer, “Temelde gıda saklamak için kullanılan, ‘Mekdus’ veya zeytin kavanozu olarak adlandırdığımız sıkıca kapatılmış bir kabı aldık ve akciğerler etrafındaki sıvıları almak için kullandık. Cihazın sterilize edilip yeniden kullanılabilmesi sayesinde bu deneyim başarıya ulaştı” dedi.

Geçtiğimiz ağustos ayında tünel yeniden düzenlenerek haftanın her günü ziyaretçilere kapılarını açan bir sergiye dönüştürüldü; şehitlerin kanı, yakınlarının çığlık ve acılarıyla dokunmuş bir tabloyu olağanüstü koşullarda kullanılan fotoğraflar, tıbbi aletler ve özel eşyalar aracılığıyla gözler önüne seriyor ve Doğu Guta’nın devrim ile kuşatma yıllarında yaşadıklarını duvarlarına işliyor.

Serginin kaydettiği hikayelerden biri de tünelde gezindiği sırada, devrik rejimin bombardımanında hayatını kaybeden oğlunu sergilenen panolar arasında tanıdığı an fenalaşan ellili yaşlardaki kadının yaşadığı acı dolu an oldu.

Hastane idari müdürü, serginin amacının Suriye devriminin kolektif hafızasını gelecek nesiller için korumak, devrik Esed rejiminin sivillere dayattığı gerçekleri tüm dünyaya canlı bir şekilde aktarmak ve tüneli ziyaretçilerin o dönemde sağlık personelinin hangi koşullarda çalıştığını görmesini sağlayacak bir sergiye dönüştürmek olduğunu ifade etti.

V.K / İ.K / F.H

Bu haberi paylaş