ABD’nin Suriye’yi 47 yılın ardından teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarması, ülkenin uzun süredir maruz kaldığı siyasi ve ekonomik izolasyon dönemine son vererek uluslararası işbirliği, yeniden imar ve entegrasyon süreçleri için kritik bir dönüm noktası oluşturdu.
ŞAM (SANA) – ABD’nin Suriye’yi 24 Ağustos’ta teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarma kararı, ülkenin 47 yıllık bu listede kalmasının ardından geçirdiği dönüşüm sürecinde önemli bir dönüm noktası oluştururken; siyasi, ekonomik ve güvenlik alanlarında farklı ülkelerle daha geniş ilişkilerin kapısını araladı.
Bu karar, Suriye devletinin kurumlarını yeniden inşa ettiği, iç ve dış varlığını güçlendirdiği, hukukun üstünlüğünü tesis ettiği, vatandaşları koruduğu, sınır güvenliğini sağladığı ve terörle mücadele ettiği bir dönemde geldi. Tüm bunlara paralel olarak diplomatik iletişim alanı genişlerken, Arap ve uluslararası çevrelerle de bir açılım süreci yaşanıyor.
Suriye’nin listeden çıkarılması sadece siyasi boyutta kalmıyor; zira uluslararası finans kuruluşları ve şirketlerin ülkeyle iş yapmasını engelleyen en büyük engellerden birini hafifletiyor ve yatırım ile yeniden imar için daha geniş fırsatlar sunuyor. Bu süreç, Suriye devletinin yeni aşamanın gerekliliklerini karşılayabilecek kurumlar inşa etme çabalarını sürdürdüğü bir zamanda gerçekleşiyor.
İzolasyondan açılıma
Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Esad Hasan El-Şeybani, Suriye’nin listeden çıkarılmasının ” Suriyelilerin gerçekleştirdiği dönüşümün bir meyvesi ” olduğunu belirterek, bunun yeni Suriye devletinin uluslararası barış ve güvenliğe olan bağlılığının yanı sıra Amerika Birleşik Devletleri ve dünya ülkeleriyle olan işbirliği ve ortaklığının bir yansıması olduğunu vurguladı.
Bu bağlamda Paris’ten siyasi analist Nasır Züheyr, Suriye’nin yaklaşık 47 yıl sonra listeden çıkarılmasının “büyük bir siyasi anlam taşıdığını, çünkü Şam ile Washington arasındaki ilişkileri onlarca yıl yöneten en eski izolasyon biçimlerinden birine son verdiğini” ifade etti.
Züheyr, “Suriye’nin teröre destek veren ülkeler listesinden çıkması, pratik olarak Amerikan hesaplarındaki yerinin değişmeye başladığı anlamına geliyor… İlişki artık sadece kuşatma ve izolasyon fikri üzerine kurulmuyor, aksine giderek daha geniş bir iletişim ve etkileşim alanına evriliyor” dedi.
Bu dönüşüm, Suriye devletinin Aralık 2024’teki kurtuluştan bu yana kurumlarını yeniden inşa etmeye ve dış ilişkilerini genişletmeye başlamasının ardından, bölgede ve uluslararası alanda yeniden konumlanması bağlamında gerçekleşiyor. Bu adımlar, geçmişteki izolasyonun etkilerinden işbirliği ve ortak çıkarlara kademeli bir geçişe imkan tanıyor.
Kurumların inşası: Yeni aşamanın temeli
Güvenlik kurumları, devletin yeniden inşası sürecinde merkezi bir konumda yer aldı. İçişleri Bakanı Enes Hattab, Suriye’nin adının listeden çıkarılmasının “devlet kurumlarını yeniden inşa etmek ve vatandaşların ile toplumun güvenliğini koruma rolünü güçlendirmek için yürütülen ciddi çalışmaların ardından” gerçekleştiğini vurguladı. Hattab, İçişleri Bakanlığı ile Genel İstihbarat Teşkilatı’nın terörle mücadele, terör örgütlerinin peşine düşme ve hukukun üstünlüğünü sağlama konusunda etkin bir rol oynadığını belirtti.
Hattab, Suriye’nin “yeni bir geleceğe doğru kararlılıkla ilerlediğini… kurumlarını terörü desteklemek için kullanan bir devletten, terörle mücadele eden ve faillerini takip eden bir devlete” dönüştüğünü ifade ederek, daha güvenli ve istikrarlı bir gerçeklik için uluslararası toplumla ortaklaşa çalıştıklarını kaydetti.

Kurumların inşası süreci mevcut aşamada ayrı bir önem taşıyor; zira güvenliğin tesisi, hukukun üstünlüğü, sınır güvenliği, organize suç ve terörle mücadele ile sivillerin korunması, istikrarın yeniden sağlanması ve devletin içte ve dışta sorumluluklarını yerine getirme kapasitesinin güçlendirilmesi için temel sütunları oluşturuyor.
Güvenlik ve terörle mücadele
Devlet kurumlarının yeniden inşası süreci, Suriye’nin DEAŞ ve terör örgütleriyle mücadele çabalarına daha güçlü bir şekilde dahil olmasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Bu durum, güvenlik işbirliğini güçlendirme, bilgi paylaşımı yapma, terör ağlarını ve finansman kaynaklarını takip etme yönündeki bir eğilimin parçası olarak öne çıktı.
Güvenlik boyutunun yanı sıra bu çabalar; sınırların korunması, istihbarat paylaşımı, terörizmin finansmanıyla mücadele, tutuklularla ilgili süreçler ile terör örgütlerinin etkisiz hale getirilip tasfiye edilmesini kapsadı.
Tüm bunlar, Suriye ile ortakları arasında güvenlik dosyalarında, özellikle de terörle mücadele, sınır güvenliği ve silahlı örgütlerle mücadele konularında işbirliğinin genişletilmesi için bir zemin hazırladı; bu da Suriye’nin ve bölgenin güvenliğine hizmet etti.
Adalet ve hukukun üstünlüğünün tesisi
Adaletin sağlanması ve suçlardan sorumlu olanların hesap vermesi, devletin inşası ve kurumlarına olan güvenin pekiştirilmesi yolundaki ana hatlardan birini oluşturuyor.
Bu bağlamda İçişleri Bakanı, devrik rejimin işlediği kimyasal katliam kurbanlarınınmağdurlarının adalet arama hakkının baki olduğunu ve faillerin takibinin sürdüğünü vurgulayarak, “Zaman ne kadar geçerse geçsin hiçbir suçlu cezadan kurtulamayacak” dedi.
Bu dosya hukuki boyutunu aşarken, siyasi analist Züheyr hesap verebilirliğin “devletin sorumluluk üstlenme ve hukukun otoritesini sağlama kapasitesini yansıttığını, ayrıca mevcut Suriye devleti ile devrik rejim döneminde işlenen uygulamalar arasında bir çizgi çekmeye yardımcı olduğunu, bunun da uluslararası düzeyde Suriye için yeni bir imaj inşa etmek adına zorunlu bir ayrım olduğunu” belirtti.
Suçluların takibi, hukukun üstünlüğünün tesisi yolunda ilerlerken; devlet kurumlarının rolünü güçlendiriyor ve insan hakları ihlallerinden sorumlu olanların hesap vermesini ve cezasızlık kültürünün önlenmesini sağlama taahhüdünü teyit ediyor.
Ekonomi ve yeniden imar üzerindeki yansımaları
Ekonomik boyut, Suriye’nin listeden çıkarılmasıyla bağlantılı en belirgin yönlerden birini oluşturuyor; zira ülkede var olmak, bu ülkeyle iş yapmak isteyen bankalar, şirketler ve yatırımcılar için büyük hukuki riskler doğuruyordu.
Züheyr, ülkenin listede yer almasının “sadece siyasi bir engel olmadığını, aynı zamanda bu tür sınıflandırmalarla bağlantılı piyasalara girmekten kaçınan bankalar ve finans kurumları arasında büyük korkular yarattığını” belirterek, bu nedenle kararın kaldırılmasının Suriye’nin piyasalara dönmeye çalıştığı ve normal ekonomik ilişkilerin önünü açtığı yönünde hem siyasi hem de ekonomik bir mesaj gönderdiğini ifade etti.
Bu adım, Şam Uluslararası Fuarı’nın düzenlenmesiyle aynı döneme denk gelerek siyasi açılımı yatırımlara, ortaklıklara ve yeniden imar projelerine dönüştürmek için bir fırsat sundu. ABD‘nin sınıflandırmayı kaldırmasının ardından Visa ve Mastercard şirketlerinin Suriye içinde ilk uluslararası kart işlemlerini gerçekleştirmesiyle küresel finans sistemine kademeli dönüş sinyalleri de görünür hale geldi; bu, ülkenin küresel finans sistemine yeniden entegre olmasında önemli bir adım oldu.
Züheyr, “Yatırımcının istikrara, net mevzuatlara, dış dünya ile çalışabilecek bir bankacılık sistemine ve sermayeyi koruyacak garantilere ihtiyacı vardır; dolayısıyla siyasi ve güvenlik engelinin ortadan kalkması, tüm bunların gerçekleştirilmesi ve yatırımların çekilmesi için temel bir adımdır” vurgusunu yaptı.
Bu durum, yasal ve mali ortamın reform edilmesine ve kurumların performansının güçlendirilmesine paralel olarak Suriye ekonomisini artan açılımdan faydalanma fırsatıyla karşı karşıya bırakıyor; bu da yeniden imar çabalarını destekliyor ve yatırım çekmek için gerekli koşulları hazırlıyor.
Daha etkin bir bölgesel role doğru
Dış ilişkilerdeki dönüşüm, Suriye’nin başta bölgenin güvenliği, terörle mücadele ve sınır güvenliği olmak üzere bölgesel ve uluslararası alandaki varlığını güçlendirmesi için daha geniş bir alan açıyor.
El-Şeybani’nin açıklaması bu dönüşümü, kararı yeni Suriye devletinin uluslararası barış ve güvenliğe olan bağlılığıyla ilişkilendirerek özetlerken; Bakan Hattab, kurumların yeniden inşası, terör örgütlerinin takibi ve vatandaşların korunmasını önümüzdeki aşamanın merkezine yerleştirdi.
Suriye devleti, etkin kurumlar inşa ederek, güvenliği ve hukukun üstünlüğünü pekiştirerek, Arap ülkeleri ve uluslararası toplumla işbirliğini genişleterek bu açılımı sürdürülebilir bir yola dönüştürmeyi amaçlıyor.

Devlet inşası sürecinde bir dönüm noktası
Suriye’nin teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarılması, ülkenin yaşadığı dönüşümler bağlamında, Suriye devletinin kurumlarını yeniden inşa ettiği, güvenliğini güçlendirdiği ve dış ilişkilerini genişlettiği bir süreçte gerçekleşti.
Böylece bu Amerikan kararı, onlarca yıldır süren izolasyonun etkilerini aşmak için önemli bir dönüm noktasını temsil ederken; yeni Suriye, yeni konumunu pekiştirmeye, bölgesel ve uluslararası ilişkilerini güçlendirmeye, çıkarlarını korumaya ve çevresinin güvenlik ve istikrarına katkıda bulunmaya daha elverişli bir devlet inşa etmeye devam ediyor.
V.K / İ.K / F.H