14 yıldır cevapsız kalan tek soru: Hayan Mahmud nerede? Ailesi hâlâ naaşını ve mezarını arıyor.
Şam (SANA) –Zorla Kaybedilme Mağdurları Uluslararası Günü’nde Hasan Mahmud, 14 yılı aşkın süredir ailesinin hayatına yön veren soruyla bir kez daha karşı karşıya: Kardeşi Dr. Hayan Mahmud nerede?
Aile, Hayan’ın ne zaman gözaltına alındığını biliyor. Suriye nüfus kayıtlarında daha sonra ölü olarak kaydedildi. Eski tutuklular da aileye, gözaltında başına gelenlere tanık olduklarını anlattı.
Ancak aile, Hayan’ın naaşının nerede olduğunu hala bilmiyor.
Hasan, SANA’ya yaptığı açıklamada, “Mezarı yok. Nerede olduğunu bilmediğimiz sürece arayışımız devam edecek.” dedi.
Mahmud ailesi için bir naaşın ya da mezar yerinin bulunmaması, Hayan’ın ölümünü kabullenmiş olsalar bile ona hiçbir zaman son kez veda edememeleri anlamına geliyor.
Kapanmayan bir yara
Hayan’ın hikayesi, Suriye’de zorla kaybetmelerin geride bıraktığı ve hala çözüme kavuşmamış en derin yaralardan birini yansıtıyor: Yakınlarının öldüğünü öğrenmiş olsalar da cesetlerinin nereye götürüldüğünü veya nereye gömüldüğünü bilmeyen aileler.
Hayan’ın durumu, on binlerce vakadan yalnızca biri.
Suriye İnsan Hakları Ağına (SNHR) göre, Mart 2011’den bu yana Suriye’de en az 177 bin 21 kişi zorla kaybedilmiş durumda. Bunların arasında 4 bin 536 çocuk ve 8 bin 984 kadın bulunuyor. Ağ, gerçek sayının belgeleyebildiği vakalardan muhtemelen daha yüksek olduğunu belirtiyor.
Bu sayıların ardında Mahmud ailesiyle aynı temel sorularla karşı karşıya kalan aileler bulunuyor: Yakınlarına ne oldu ve onlar nerede?
Hasan için kardeşini arama süreci zamanla daha geniş bir uğraşa dönüştü. Zorla kaybetme vakalarını belgelemeye ve Suriye’deki gözaltı sisteminden sağ
çıkanlarla görüşmeye başladı. Daha sonra Almanya’da, devrik rejim yetkilileriyle ilgili dönüm noktası niteliğindeki ceza davalarından birinde tanıklık yaptı.
Ancak yıllar süren belgeleme çalışmaları ve hukuki süreçler, ailesinin en temel sorusuna hâlâ yanıt veremedi.
Hayan nerede?
Geleceği olan genç bir Doktor
Hayan Mahmud, 1986 yılında El-Selamiye’de doğdu. Ailesi onu sakin, nazik ve kibar biri olarak hatırlıyor.
Hasan, “Çocukluğundan beri sakin, iyi kalpli ve saygılıydı. Tartışmalardan kaçınırdı ve herkes tarafından sevilirdi.” dedi.
Hayan, Halep Üniversitesi Tıp Fakültesinden sınıfının en başarılı öğrencisi olarak mezun oldu. Daha sonra Şam’daki El-Müctehid Hastanesinde kardiyoloji alanında uzmanlaşmaya başladı.
Ailesi ve meslektaşları, onu parlak bir tıp kariyerinin beklediğine inanıyordu.
Tıp dışında futbolla, özellikle de İtalya Milli Takımıyla ilgileniyor ve klasik müzik dinlemekten hoşlanıyordu.
Bu hayat, Temmuz 2012’de yarıda kaldı.
Hastanede gözaltına alındı
Ailesine göre Hayan, El-Müctehid Hastanesinde çalıştığı sırada devrik Suriye rejiminin istihbarat görevlileri tarafından gözaltına alındı.
Hasan, gözaltının, devrik rejimin gerçekleştirdiği katliamlar konusunda başka bir doktorla yaşanan tartışmanın ardından geldiğini söyledi. Ailenin anlatımına göre Hayan, öldürmeleri kamuoyu önünde kınadı ve ardından istihbarat birimlerine ihbar edildi.
Hakkında herhangi bir suçlama yöneltilmedi ve ailesine nerede tutulduğu bildirilmedi.
Arayış neredeyse hemen başladı.
Aile üyeleri bilgi almak için hastaneleri, cezaevlerini ve devlet kurumlarını dolaştı ancak hiçbir resmi yanıt alamadı.
Eski tutuklular daha sonra aileye Hayan’ı gözaltında gördüklerini ve işkenceye maruz kaldığını anlattı.
Aile ise hangi bilgilerin güvenilir, hangilerinin yalnızca söylenti olduğunu anlamaya çalışmak zorunda kaldı.
Söylentiler için para ödemek
Resmi bilgi bulunmaması, aile için başka bir sıkıntının başlamasına yol açtı.
Hasan, aracılık yapan kişilerin defalarca aileye ulaştığını ve para karşılığında Hayan hakkında bilgi verebileceklerini iddia ettiklerini söyledi.
Hasan, “Doğru olabilecek bir haber duymak için büyük miktarlarda para ödedik. Bunların çoğunun yanlış olduğu ortaya çıktı.” dedi.
Her yeni iddia, yeni bir umut ve ardından yeni bir hayal kırıklığı döngüsünü beraberinde getirdi.
Hasan, “Normalde ölüm önce haberle başlar, ardından defin ve yas gelir. Biz bunların hepsinden mahrum bırakıldık.” ifadelerini kullandı.
Aile ayrıca annelerini en çok korktukları bilgiden korumaya çalıştı.
2022 yılında resmi bir nüfus kayıt belgesinde Hayan’ın hayatını kaybettiği belirtildi.
Aile bunu annelerine söylemedi.
Hasan, bunun yerine annelerinin oğlunun hala hayatta olduğuna inanmaya devam etmesi için belgenin bir kopyasını değiştirdiklerini anlattı.
Hasan, “Annem kağıda baktı ve sevinçle ‘Hayan yaşıyor’ dedi. Kendi annenizin, sizin ve kardeşlerinizin oluşturduğu bir yalana sevindiğini izlediğinizi düşünün.” dedi.
Umut geri döndü, sonra yeniden kayboldu
Devrik rejimin düşmesinin ardından umut kısa süreliğine geri döndü.
Hayan’ın sağ olarak serbest bırakıldığı iddialarıyla birlikte bir ses kaydı dolaşıma girdi.
Yıllardır onun hayatta kalmış olabileceğine dair herhangi bir işaret arayan aile için bu kayıt, geri dönme ihtimalinin yeniden doğmasına yetti.
Hasan, “Sevinçten çığlık attık.” diye hatırladı.
Ancak bilginin yanlış olduğu ortaya çıktı.
Hasan, “Umuttan doğrudan hayal kırıklığına döndük.” dedi.
Aile sonunda Hayan’ın öldüğünü kabullendi ancak bu kabulleniş yaşananlara bir kapanış getirmedi.
Hasan, “Ne cenaze vardı, ne defin ne de naaş.” dedi.
Arayıştan belgelemeye
Hayan’ın kaybolması Hasan’ın hayatının yönünü değiştirdi.
Almanya’ya taşındıktan sonra insan hakları kuruluşlarıyla çalışmaya ve Suriye’nin gözaltı sisteminden sağ çıkanların ifadelerini toplamaya başladı.
Kardeşi hakkında bilgi arayışı, devrik rejimin güvenlik aygıtı içinde kaybolan tutuklulara ne olduğunu belgelemeye yönelik çalışmalarla iç içe geçti.
Hasan daha sonra Almanya’nın Koblenz kentindeki bir mahkemede tanıklık yaptı. Burada eski Suriyeli istihbarat yetkilileri, Şam’daki 251 No’lu Şube’de gerçekleştirilen sistematik işkence nedeniyle evrensel yargı yetkisi ilkesi kapsamında yargılandı.
Eski istihbarat görevlisi Enver Ruslan, insanlığa karşı suçlardan mahkum edildi ve müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
Hasan, “Konuşmak acı vericiydi ama gerekliydi.” dedi.
Hasan, ifade vermesinin aile açısından sonuçları olduğunu da belirtti.
Suriye’de kalan diğer kardeşi, devrik rejimin güvenlik birimleri tarafından takip edildi ve daha sonra insani koruma kapsamında Fransa’ya kaçtı.
Koblenz’deki yargılamalar, gözaltı sistemi içinde işlenen suçlara ilişkin cezai sorumluluğu ortaya koydu.
Ancak Hasan açısından, 2012’den beri sorduğu soruya yanıt veremedi:
Kardeşi öldükten sonra nereye götürülmüştü?
Bir başka kayıp
Ailenin yaşadığı acı Hayan’la sona ermedi.
Hasan, kuzeni Basel Mahmud’un 2012 yılında Dera’da zorunlu askerlik hizmetini yaptığı sırada Hayan’ın öldüğüne ilişkin haberlerin yayılmaya başladığını söyledi.
Hasan’a göre Basel, kuzeninin cenazesi olacağını düşündüğü törene katılmak için izin istedi.
Basel durumu komutanına anlattığında, Hasan’a göre anlattıkları alayla karşılandı.
Birkaç hafta sonra Basel ailesiyle iletişime geçerek Hayan’la olan akrabalığının kendisini tehlikeye attığı konusunda onları uyardı.
Onlara kendisini unutmalarını söyledi.
Kısa süre sonra ortadan kayboldu.
Hasan, “Hayan nasıl kaybolduysa Basel de öyle kayboldu. Bugüne kadar ona ne olduğunu ya da nereye gömüldüğünü bilmiyoruz.” dedi.
Basel o tarihten bu yana bir daha görülmedi.
Yas tutacak bir yer arayışı
Hasan için Hayan’ın gözaltına alınmasından bu yana geçen yıllar, gözaltı merkezlerinde ne yaşandığını ortaya çıkarmanın gerçeği aramanın yalnızca bir parçası olduğunu gösterdi.
Ailenin elinde Hayan’ın öldüğünü gösteren bilgiler var. Eski tutukluların tanıklıkları var. Onu ölü olarak kaydeden bir nüfus kaydı var.
Ancak naaşı yok.
Mezarı yok.
Ve yasını tutmak için nereye gideceklerini bilmiyorlar.
Kayıp aileleri açısından bir yakının öldüğünü bilmek, naaşına ne olduğu veya nereye gömüldüğü sorularını mutlaka yanıtlamıyor.
Suriye’deki zorla kaybetmelerin boyutu, Mahmud ailesinin yanıtlanmamış sorularının on binlerce başka aile tarafından da paylaşıldığı anlamına geliyor. Çözüme kavuşmamış her vaka yalnızca kayıp bir kişiyi değil, hâlâ bilgi, naaş veya yas tutabilecek bir yer bekleyen bir aileyi temsil ediyor.
Mahmud ailesi için Hayan’ın mezar yerinin bulunması, yaşananları geri alamayacak. Ancak 14 yılı aşkın süredir devam eden arayışın bir bölümünü sona erdirecek.
Hasan’ın talebi, kardeşinin kaybolmasından bu yana biriken mahkeme süreçlerinden, belgelerden ve tanıklıklardan çok daha basit.
Hayan’ın nerede olduğunu bilmek istiyor.
Gözaltına alınmasının üzerinden 14 yılı aşkın süre geçmesine rağmen Hasan hâlâ ayakta durabileceği, Fatiha okuyabileceği ve kardeşi için yas tutabileceği bir yer arıyor.
N.W.A/ Y.H /D.N