Suriye’nin ABD’nin teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarılması, ekonomi ve dijital hizmetlerde yeni bir dönemin önünü açarken uygulamada ek adımlar önem taşıyor.
Şam (SANA) – Suriye’nin ABD‘nin teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarılması, ekonomi, dijital hizmetler ve yatırımlar açısından yeni bir sürecin önünü açarken, kararın somut sonuçlara dönüşmesi için hukuki, bankacılık, teknik ve düzenleyici prosedürlerin tamamlanması gerekiyor.
Dijital alanda ne değişti?.. Küresel hizmetlerin Suriye’ye dönüşü için adımlar
Suriye İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı, küresel dijital hizmetlerin Suriye’ye yeniden dönmesi için bazı düzenleyici ve hukuki prosedürlerin tamamlanması gerektiğini açıkladı.
Bakanlık, bu adımların başında ABD Ticaret Bakanlığının Suriye’yi E:1 ülke grubundan daha esnek bir gruba taşıyacak düzenlemeyi yayımlama sürecinin takip edilmesinin geldiğini belirtti.
Söz konusu değişikliğin, ABD’nin yetki kapsamına girme eşiğinin yüzde 10’dan yüzde 25’e çıkarılmasına ve şifreleme, ağ ekipmanları ile bulut hizmetlerine ilişkin lisans istisnalarının genişletilmesine imkân sağlayacağı bildirildi.
Atılması gereken adımlar arasında, ABD İhracat İdaresi Düzenlemeleri’nin (EAR) 746.9 maddesinde yer alan özel düzenlemelerin, Suriye’ye teknoloji ihracatına yönelik kalıcı ve olağan bir çerçeveyle değiştirilmesi de bulunuyor.
Ayrıca dijital ödeme ağ geçitlerini ve altyapı projelerinin tedarikçilerinin finansmanını engelleyen bankacılık uyum gerekliliklerinin ele alınması, kişisel verilerin ve fikri mülkiyetin korunmasına ilişkin hukuki ortamın tamamlanması ile Suriye pazarının ve ihtiyaçlarının tanıtılması gerekiyor.
Bakanlık, son aylarda büyük teknoloji şirketleri ve küresel platformların yönetimleriyle bir iletişim programı yürüttüğünü ve bunun bazı hizmetlerin yeniden sunulmasına katkı sağladığını, ancak başlıca hizmetlerin çoğunda kısıtlamaların devam ettiğini belirtti.
Suriye’nin 24 Ağustos’ta listeden çıkarıldığının açıklanmasının ardından Bakanlık, şirketleri karar konusunda resmen bilgilendirmeye başladı ve hizmetlere erişim, hesap oluşturma ve ödeme ağ geçitlerinin kullanımına ilişkin uygulanan coğrafi kısıtlamaları yeniden değerlendirmelerini talep etti.
Bakanlık, hizmetlerin geri dönüşünün aşamalı olarak gerçekleşeceğini vurguladı.
Karar tüm kısıtlamaları kaldırmıyor.. Geriye ne kaldı?
Suriye Barolar Birliği Başkanı Muhammed Ali El-Tavil, ekonomi araştırmacısı Samer Kaakarlı ve siyasi analist Derviş Halife, SANA’ya yaptıkları açıklamalarda, Suriye’nin listeden çıkarılmasının ülkeyi 1979’dan bu yana kısıtlayan en önemli hukuki ve siyasi engellerden birini ortadan kaldırdığını, ancak bunun tüm kısıtlamaların sona erdiği ya da yabancı yatırımların, bankaların ve şirketlerin derhal geri döneceği anlamına gelmediğini belirtti.
El-Tavil, Suriye’nin listeden çıkarılmasının ABD’nin tüm yaptırım ve kısıtlamalarının tek seferde ortadan kalkması anlamına gelmediğini, yalnızca ülkenin söz konusu listede yer almasına bağlı hukuki etkileri ortadan kaldırdığını ifade etti.
El-Tavil, özellikle kişiler, şirketler, teknoloji, mal ve hizmetlerle bağlantılı olarak halen yürürlükte bulunan kısıtlamaların belirlenmesi gerektiğini vurgulayarak, yatırımcılar, bankalar ve şirketler için hangi işlemlerin serbest olduğunu, hangilerinin lisans veya onay gerektirdiğini açıklayan hukuki bir rehber hazırlanmasının önemine dikkati çekti.
Kaakarlı ise yatırımcıların uygulamada para transferi yapma, hesap açma, bankacılık mutabakatlarını gerçekleştirme, yatırımlarını güvence altına alma, kar transferi yapma ve teknoloji getirme imkânlarına bakacağını belirtti.
Kaakarlı, bunların yanı sıra yatırımların korunması için gerekli hukuki ve bankacılık ortamının bulunmasının da yatırımcılar açısından önem taşıdığını ifade etti.
Halife de Suriye’nin listeden çıkarılmasının yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu belirterek, bu dönemin ana başlığının uluslararası açılımın yatırımlara, üretime ve iş fırsatlarına dönüştürülmesi olduğunu kaydetti.
Halife, istikrarın, yatırımların korunmasının, şeffaflık ve yönetişimin güçlendirilmesinin, Suriye’nin uluslararası ilgiyi uzun vadeli ekonomik ve stratejik ortaklıklara dönüştürme kapasitesini belirleyeceğini ifade etti.
Suriye ekonomisinin neye ihtiyacı var?
Uzmanlar, sermayenin ülkeye çekilmesinin, bu sermayenin akışına ve işletilmesine imkân sağlayacak altyapının, başta bankacılık sektörü olmak üzere ele alınmasını gerektirdiği konusunda görüş birliğine vardı.
Kaakarlı, önceliğin iş yapma maliyetlerini düşürebilecek sektörlere verilmesi gerektiğini belirterek, bunların başında elektronik ödemeler, kartlar, para transferleri ve bankacılık teknolojilerinin geldiğini söyledi.
Kaakarlı, ticaret ve yatırımın, paranın hareketini sağlayabilecek ve işlemleri güvenli biçimde sonuçlandırabilecek bir finansal sisteme ihtiyaç duyduğunu vurguladı.
İletişim, dijital altyapı, enerji ve elektrik de öncelikli alanlar arasında öne çıkıyor.
Bu alanlar; iletişim ağları, veri merkezleri, dijital kamu hizmetleri, elektrik üretimi, iletimi ve dağıtımı, güneş enerjisi ve gaz şebekelerinin yanı sıra su, yol ve kanalizasyon altyapısını da kapsıyor.
Söz konusu alanlar, sanayi, tarım, turizm ve hizmet sektörlerine yönelik yatırımların çekilmesi açısından temel altyapı niteliği taşıyor.
El-Tavil, iletişim sektörünün özellikle hukuki açıdan ele alınması gerektiğini belirterek, bu sektörün bağımsız ABD ihracat kontrollerine tabi olabilecek yazılım, ekipman, teknoloji ve dijital hizmetlerle bağlantılı olduğuna dikkati çekti.
Et-Tavil, bu nedenle büyük sözleşmelerin imzalanmasından veya teknoloji ve yatırımların ülkeye getirilmesinden önce ilgili ABD makamlarının açık yönlendirmelerine ihtiyaç bulunduğunu ifade etti.
Koordinasyon, mevzuat ve hazır projeler
Uzmanlar, önümüzdeki dönemin her bakanlığın ayrı ayrı çalışmasının ötesine geçen bir hükümet koordinasyon mekanizması gerektirdiğini belirtti.
El-Tavil, Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı, İletişim Bakanlığı, Merkez Bankası ve ilgili hukuk kurumlarınınyer alacağı ortak bir hükümet hukuk ekibinin oluşturulmasını önerdi.
El-Tavil, söz konusu ekibin başta ABD Hazine Bakanlığı, Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi (OFAC) ve ABD Ticaret Bakanlığı olmak üzere ilgili ABD makamlarıyla iletişim kurarak açık uygulama yönergeleri alması ve izin verilen, yasaklanan ve lisans gerektiren işlemleri belirlemesi gerektiğini söyledi.
Kaakarlı ise Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Merkez Bankası, finans kuruluşları ve muhabir bankalar arasındaki koordinasyonun önemini vurguladı.
Kaakarlı, bununla eş zamanlı olarak Ekonomi Bakanlığının uluslararası kuruluşlarla ticaret, sanayi, turizm ve tarım odaları ile yatırım fonları ve Suriyeli şirketler arasında bağlantı kurması gerektiğini ifade etti.
Kaakarlı’ya göre süreç yalnızca yatırım için genel çağrılar yapılmasıyla sınırlı kalmamalı.
Bunun yerine finansman büyüklüğünü, beklenen getiriyi, ihtiyaçları ve gerekli hukuki ve uygulamaya yönelik altyapıyı içeren hazır yatırım projelerinin hazırlanması gerekiyor.
Bir sonraki adım.. Açılım büyümeye nasıl dönüşecek?
Stratejik açıdan değerlendirmede bulunan Halife, Suriye’nin Körfez ülkeleri, Irak, Türkiye ve Akdeniz arasında bir bağlantı noktası olması nedeniyle önemli bir ekonomik ve lojistik rol üstlenmesine imkan sağlayan coğrafi avantaja sahip olduğunu belirtti.
Halife, bunun ticaret, ulaşım ve lojistik hizmetlerinin geliştirilmesinin yanı sıra tedarik zincirlerinin yeniden inşa edilmesi açısından da fırsatlar sunduğunu ifade etti.
Yeni dönemden yararlanılmasının, ortaklıklar, mutabakat zaptları ve bilgi transferi yoluyla ABD’deki kurumlar ve şirketlerin birikmiş deneyimlerine açılmayı gerektirdiğini belirten Halife, bunun kamu kurumlarının performansının geliştirilmesi, mali ve bankacılık sektörünün yeniden yapılandırılması ve finansman araçlarının güçlendirilmesiyle eş zamanlı yürütülmesi gerektiğini kaydetti.
Üç uzman, ABD’nin kararının Suriye’nin uluslararası toplumla ekonomik, ticari, mali ve bankacılık alanlarında yeniden bütünleşmesinin önündeki önemli bir engeli kaldırdığı konusunda görüş birliğine vardı.
Ancak uzmanlar, karardan yararlanılabilmesi için bakanlıklar, ekonomik ve mali kurumlar, uzmanlar ve ilgili alanlardaki yetkililerin katılacağı ulusal bir çalışma sürecine ihtiyaç bulunduğunu belirtti.
Bu süreçte ekonomi, finans, enerji, altyapı, eğitim, sağlık ve yerel yönetim alanlarında açık öncelikler belirleyecek çalışma masalarının oluşturulması, uygulanabilir planların, zaman çizelgelerinin ve sonuçları ölçmeye yönelik göstergelerin hazırlanması gerektiği kaydedildi.
Böylece temel mesele, Suriye’nin listeden çıkarılması kararının alınmasından, bu karardan yararlanma kapasitesinin ortaya konulmasına doğru kayıyor.
Bu da siyasi ve hukuki açılımın sermaye, yatırım ve teknoloji için güvenli bir ortama ve istihdam yaratabilecek, büyümeyi ve sürdürülebilir kalkınmayı destekleyebilecek üretim projelerine dönüştürülmesini gerektiriyor.
N.W.A / R.Y / B.H