Şam’daki Dördüncü Ceza Mahkemesinde Devrik Rejimi’nin bazı önde gelen isimlerine yönelik yargılamalarda, savunma hakkı, aleniyet ve tanıkların korunmasına ilişkin usullerin uluslararası ölçütlerle uyumlu olduğu belirtildi.
Şam (SANA) – Uluslararası ceza hukuku ve geçiş dönemi adaleti alanlarında uzman Suriyeli hukukçular ve avukatlar, Şam Adliyesindeki Dördüncü Ceza Mahkemesinin Devrik Rejimi’nin bazı önde gelen isimlerinin yargılanmasına ilişkin duruşmalarda Suriye Ceza Muhakemesi Usul Kanunu’na dayanmasının şeffaflığı güvence altına aldığını ve uluslararası standartlar ile sözleşmelerle uyumlu bir hukuki ortam sağladığını belirtti.
Ulusal hukuk ile uluslararası standartların bütünlüğü
Suriye Diyalog Merkezi Müdürü ve kamu hukuku uzmanı Dr. Ahmed El-Kurbi, SANA’ya yaptığı açıklamada, Dördüncü Ceza Mahkemesinin Ceza Muhakemesi Usul Kanunu’nun usul kurallarına bağlılığının, savunma hakkının korunması ve yargılamanın şeffaflığı için temel güvence olduğunu söyledi.
El-Kurbi, ulusal mevzuatın ana hatlarıyla aleniyet, sanığa ve savunma tarafına tartışma, cevap verme ve tanık çağırma hakkının tanınmasına ilişkin uluslararası standartları karşıladığını belirtti.
Bazı tanıkların isimlerinin korunmaları amacıyla gizlenmesi uygulamasının, uluslararası uygulamalar, kanunlar ve adil yargılanmada izlenen standartlarla uyumlu olduğunu ifade eden El-Kurbi, buna bazı Avrupa mahkemeleri, özellikle Alman mahkemelerinin örnek olduğunu kaydetti.
El-Kurbi, bu usule ilişkin Suriye Ceza Muhakemesi Usul Kanunu’nda açık ve ayrıntılı bir hüküm bulunmamasına rağmen, uygulamanın adaletin düzgün işlemesine ve dava taraflarının korunmasına işaret ettiğini belirtti.
Yargılama işlemlerinde hakları zedelemeyen süratin mağdurların asli hakkı olduğuna dikkati çeken El-Kurbi, geciken adaletin ise bu işlemleri amaçlarından uzaklaştırdığını vurguladı.
El-Kurbi, duruşmaların bazı aşamalarında gözlenen usuli ihtiyatın, tanıkların dinlenmesinin tamamlanması ile savcılık ve savunma taleplerinin incelenmesi bakımından planlı ve gerekçeli olduğunu ifade etti. Dava, inceleme ve hüküm için mahkemenin kararına bırakılmadığı sürece, geçiş dönemi adaleti kanunları gibi doğrudan etkili mevzuatın uygulanabilme ihtimalinin de dikkate alındığını söyledi.
Savunma hakkı ve yargılamanın aleniyeti
Uluslararası hukuk ve insan hakları alanında araştırmacı ve uzman El-Mutasım Billah El-Kilani de Şam’da devam eden Devrik Rejimi’nin önde gelen isimlerinin yargılamalarının seyrine ilişkin analitik değerlendirmenin, adil yargılanma gereklerine bağlılığa dair olumlu göstergeler ortaya koyduğunu belirtti.
El-Kilani, gözlenen en önemli olumlu göstergelerin; sanıkların avukatları eşliğinde bir yargı heyeti önüne doğrudan çıkarılmasının güvence altına alınması, Dördüncü Ceza Mahkemesinin basın mensupları, insan hakları örgütü temsilcileri, davacılar ve savunma tarafının katılımına izin vererek aleniyet kurallarına riayet etmesi olduğunu ifade etti.
Sanıkların yokluğunda yürütülen işlemlerde tebligat usulleri ile sürelerin de hukuki güvencelere uygun biçimde düzenlendiğini kaydeden El-Kilani, yargılamalarda gözlenen aleniyetin denetimi, şeffaflığı ve toplumun yargı sürecine güvenini güçlendiren dönüm noktası niteliğinde bir adım olduğunu söyledi.
El-Kilani, mahkemenin bazı tanıkların dinlenmesi için kapalı duruşma yapılması gibi usuli istisnalara başvurmasının, gerekçeli olması ve özel hayatın ya da güvenliğin korunması için gerektiği ölçüde uygulanması halinde uluslararası düzeyde güvence altına alınmış bir işlem olduğunu belirtti.
Duruşmalarda yaşananların, hesap verme dosyalarının açılması aşamasından fiili yargı uygulamasına geçiş açısından önemli bir dönüşüm teşkil ettiğini ifade eden El-Kilani, uluslararası sözleşmeler karşısında tam başarı ölçütünün gelecekte taraflar arasında savunma imkanlarında eşitliğin sağlanmasına, kararların gerekçelendirilmesine ve mağdurlar ile sanıkların haklarının eşit şekilde güvence altına alınmasına dayanacağını vurguladı.
Devrik Rejimi yargılamalarında nitelikli gelişme
Geçiş dönemi adaleti konularında avukat ve hukuk araştırmacısı Eymen Ebu Haşim de Devrik Rejimi’nin bazı önde gelen isimlerinin yargılanmasına ilişkin duruşmalarda Ceza Muhakemesi Usul Kanunu’na dayanılmasının yargı işlemlerinin düzenlenmesinde temel dayanağı oluşturduğunu belirtti.
Ebu Haşim, yargılamanın seyrine ilişkin saha analizinin, kamu savcılığının sunduğu iddianamenin ispat gücü ile sanıkların hukuki temsilcileri aracılığıyla savunma haklarının güvence altına alınması için tanınan alan arasında dikkate değer bir denge bulunduğunu ortaya koyduğunu ifade etti.
Yargılama sürecinin, usuli talepler hakkında karar verme işlemlerinin hızlandırılması ve esaslı savunmaların gecikmeksizin dinlenmesi yoluyla nitelikli bir gelişme kaydettiğini belirten Ebu Haşim, bunun mahkeme heyetinin zaman yönetimindeki etkinliğini yansıttığını söyledi.
Ebu Haşim, bu durumun, yargılamanın ciddiyeti ve iyi yönetimine ilişkin kamuoyu ile hukuk çevrelerinin güvenini güçlendiren bir yargısal referans oluşturduğunu kaydetti.
Kamu savcılığının iddianameyi belgelendirme, emareler, maddi deliller ve tanık ifadeleriyle destekleme çabalarının, hakimlerin kesin ve belirleyici kanıtlara dayanarak hukuki kanaat ve vicdani inançlarını oluşturmalarını sağladığını ifade eden Ebu Haşim, bunun şüphelere ya da varsayımsal çıkarımlara dayanılmasının önünü kestiğini belirtti.
Adil yargılanma standartlarının güvence altına alınmasının, verilen kararların meşruiyetini belirleyen temel ilke olduğunu vurgulayan Ebu Haşim, şekli veya usuli herhangi bir eksikliğin yargılamanın sağlıklı yürütülmesini olumsuz etkileyeceğini söyledi.
Ebu Haşim, ancak gözlenen göstergelerin, tüm tarafların hakkaniyetinin sağlanmasını ve soyut gerçeğe ulaşılmasını güvence altına alan doğru bir seyir izlediğini teyit ettiğini belirtti.
Şam’daki Dördüncü Ceza Mahkemesi, Devrik Rejimi’nin bazı önde gelen isimleri aleyhine açılan dava dosyalarını yakın zamanda inceleme ve hüküm verilmek üzere ilgili aşamaya sevk etti. Mahkeme, gelecek duruşmaların tarihlerini sanık Atıf Necib için 11 Ağustos, sanık Vesim El-Esed için 18 Ağustos, sanık Ahmed Hassun için 24 Ağustos ve sanık Abdünnasır Baraki için 27 Ağustos olarak belirlemişti.
N.W.A / R.Y