Şamlı sanatçılar Nezir Barudi ve Hala Hasnavi, eserleriyle başkentin mimari, kültürel ve insani mirasını belgeleyerek gelecek nesillere aktarıyor.
Şam (SANA) – Kelimeler eski bir şehrin anısını anlatmakta yetersiz kaldığında, onun hikayesini bir resim anlatır. Sanat, yalnızca yaratıcılık alanı değil; mekanı ve insanları koruyan, yaşamın ayrıntılarını unutulmaktan kurtaran bir hafızadır. Fırça, döneme tanıklık ederek gelecek nesillere tarihi şekillendiren şehirlerin özgün bir görüntüsünü aktarır.
Şam’da miras sanatçısı Nezir Barudi ile görsel sanatçı Hala Hasnavi, şehre ve mirasına duydukları derin sevgiyi paylaşıyor. Her iki sanatçı da resimlerini, başkentin görsel kimliğini korumanın; simge yapılarını, insani ve kültürel ayrıntılarını belgelemenin bir aracı haline getirdi.
Nezir Barudi, Şam’ın hafızasını belgeliyor
Yarım yüzyılı aşkın süredir Şam’ın mirasını belgelemeye adanan Nezir Barudi, şehrin sokaklarını, pazarlarını, eski evlerini ve geleneksel el sanatlarını tasvir eden yüzlerce eser üretti.

Barudi, eserlerinin bizzat yaşadığı ve deneyimlediği sahnelerden ilham aldığını, resimlerinin hayal ürünü sahnelerden çok mekânın hafızasının bir yansıması olduğunu vurguluyor.
Miras tutkusunun çocukluğunda başladığını belirten Barudi, eski Şam evlerinin süslemeleri, kemerleri, mermerleri, bakır eşyaları ve antika kapılarından etkilendiğini ifade ediyor. Hafızasına kazınan bu ayrıntılar, zamanla Şam’ın görsel kimliğini korumayı amaçlayan sanatsal bir projeye dönüştü.
Barudi’ye göre resim yalnızca bir sanat eseri değil, kültürel mirası koruyarak yeni nesillere aktarmanın da bir aracıdır. Bu nedenle halk el sanatlarını, sokak satıcılarını ve Şam geleneklerini resimlerinde ölümsüzleştirmeye özen gösterdi.
Özellikle çömlek tamirinde uzmanlaşmış çömlekçi zanaatını eserlerine taşıyan Barudi, 1960’lı yıllarda bu zanaatkarların çalışmalarına tanıklık ettiğini ve hafızalardan silinmeden önce onları fırçasıyla korumaya çalıştığını belirtti.
Eserlerine daha fazla gerçekçilik katmak için derinlik ve perspektife dayalı bir üslup benimseyen Barudi, sahnelere canlılık kazandırıyor ve izleyiciyi ayrıntılara yaklaştırıyor. Şam’ın sokakları, pazarları ve kapıları; mekanın titizlikle belgelenmesini, şehrin ruhunu ve kadim dokusunu yansıtan sanatsal bir yorumla birleştiriyor.
Suriye’nin zengin kültürel mirasının kolektif bir sorumluluk olduğuna inanan Barudi, sanatı ulusal hafızayı koruyan ve nesillerin tarihleriyle, kimlikleriyle bağını güçlendiren bir mesaj olarak görüyor. Bu nedenle sanatçıları, şehir ve köylerinin mirasını belgelemeye çağırıyor.
Tramvay, Şam’ın çocukluğuna dair nostalji
Barudi’nin eserlerindeki en belirgin anılardan biri Şam tramvayıdır. Çocukken ilk kez Duma şehrine giderken tramvaya binen sanatçı, bu yolculuğun çocukluğunun en değerli anılarından biri olarak hafızasına kazındığını anlatıyor.
Tramvayın Marce Meydanı’ndan Midan, Muhacirin, Kassaa, Cober ve Şeyh Muhyiddin gibi Şam’ın çeşitli mahallelerine uzandığını belirten Barudi, tramvayın elektrikle çalıştığını, çevre kirliliğine yol açmadığını ve kış aylarında ısıtma sistemine sahip olduğunu ifade ediyor.
Barudi, elektriğin 1907’de Şam’a ulaşmasının, aynı yıl ilk tramvayın hizmete girmesinden önce şehrin tarihinde yeni bir dönemin başlangıcına işaret ettiğini vurguluyor.
Sanatçı, eserlerinde Marce Meydanı, Eski Şehir’in kapıları ve Şam Uluslararası Fuar Alanı gibi tarihi mekanlara da yer veriyor. Aileleri, çeşmeleri ve Barada Nehri’ni resmederek başkentin hafızasının görsel kaydını oluşturuyor.

Hala Hasnavi, Şam’ı tuvalde yaşatıyor
Görsel sanatçı Hala Hasnavi için Şam’la ilişkisi yalnızca ikamet edilen bir şehir ilişkisi değil; aidiyet ve derin duygu bağıdır. Şehrin, sokaklarından önce ruhunda kök saldığını belirten Hasnavi, bu nedenle Şam’ı başkalarının gördüğü gibi değil, yaşadığı ve hissettiği biçimde resmettiğini ifade ediyor.

Hasnavi, eserlerinin Şam evlerinden, pazarlarından, kemerlerinden ve geleneksel süslemelerinden ilham aldığını, ancak bunları kendi sanatsal vizyonuyla yeniden yorumladığını anlatıyor. Mekanın özgünlüğünü korurken ona estetik bir boyut kazandırıyor ve kendi dokunuşlarını ekliyor.
Sanatçı, her kapının, taşın ve kemerin anlatmaya değer bir hikaye barındırdığı düşüncesini “Şam Sırları” adını verdiği eserlerinde yansıtıyor.
Mimari süslemelerden eski zeminlere, tavanlara ve kapılara kadar her ayrıntıya özen gösteren Hasnavi, mekandaki her unsurun belgelenmeye değer estetik ve tarihi bir değer taşıdığına inanıyor.
Resmi, duygularını ifade etmenin ve mirası korumanın bir aracı olarak gören Hasnavi, yeteneği ve yoğun çalışmasıyla sanatsal deneyimini geliştirdi. Renklerle sürekli denemeler yapan sanatçı, mekanın ruhunu yansıtan ve esere özel bir canlılık katan uyumu yakalamak için renk tonlarını titizlikle seçiyor.
Son yıllarda Şam’ın simge yapılarını belgelemeye daha fazla odaklanan Hasnavi’nin en önemli eserlerinden biri, tamamlanması bir yıl süren Emevi Camii tablosudur. Sanatçı, bu eserinde caminin en ince ayrıntılarını titizlikle yansıtarak estetik ve tarihi önemini vurguluyor.
Sanat, kimliği koruma mesajı
Barudi ve Hasnavi’nin sanatsal deneyimleri ortak bir inançta birleşiyor: Resim, estetik boyutunun ötesinde mekanı ve insanları koruyan görsel bir belgeye dönüşüyor; Suriye mirasının güvence altına alınmasına ve gelecek nesillere aktarılmasına katkı sağlıyor. Böylece Şam’ın mirası hafızalarda canlı kalıyor, sanatçılarının eserlerinde yeniden hayat buluyor.



Talar Kazanjian