Suriye İnsan Hakları Ağı, devrik rejim döneminde işlenen işkence ve zorla kaybetme gibi ağır insan hakları ihlallerinin kapsamlı bir yaklaşımla ele alınması çağrısında bulundu. Ağ, bu ihlallerin sistematik ve kurumsal bir yapıya dayandığını, gözaltı, işkence ve gözaltında ölümlerin yaygın bir uygulama haline geldiğini belirtti.
Şam (SANA) –Suriye İnsan Hakları Ağı, Suriye’de “devrik rejim” döneminde yaşanan işkence uygulamalarının mirasının kapsamlı bir yaklaşımla ele alınması çağrısını yineledi. Ağ, söz konusu yaklaşımın gerçeğin ortaya çıkarılması, hesap verebilirlik, mağduriyetlerin giderilmesi, kurumların reforme edilmesi ve benzer ihlallerin tekrarının önlenmesi gibi başlıklara dayanması gerektiğini vurguladı.
Açıklama, her yıl 26 Haziran’da kutlanan İşkence Mağdurlarına Destek Uluslararası Günü vesilesiyle yayımlandı. Ağ, bu çağrının 2011 yılının Mart ayından bu yana sürdürülen belgeleme ve analiz çalışmalarına dayandığını belirtti.
Ağ, veri tabanları ve gözaltı örüntülerine ilişkin analizlerin, işkence, zorla kaybetme ve gözaltında ölüm vakalarının sistematik ve geniş çaplı bir yöntem haline geldiğini ortaya koyduğunu ifade etti.
Bu uygulamaların “devrik rejime” bağlı gözaltı sisteminin yapısal bir parçası olduğu, münferit olaylar olmadığı kaydedildi.
Yıllar süren belgelemelerin, işkencenin güvenlik birimlerine bağlı şubeler ve merkezler boyunca kurumsal bir yapıyla uygulandığını gösterdiği belirtildi.
Ayrıca resmi ve gayriresmi gözaltı merkezlerinde; ağır darp, elektrik verme, acı verici pozisyonlarda asma, uykusuz ve aç bırakma, tıbbi bakımdan yoksun bırakma, uzun süreli tecrit, cinsel şiddet ve aşağılamayı içeren yöntemlerin kullanıldığı aktarıldı.
Ağ, kötü gözaltı koşullarının da tek başına ölüme yol açabildiğini vurguladı.
Açıklamada, işkencenin birçok vakada zorla kaybetme ile doğrudan bağlantılı olduğu; gözaltındakilerin aileleriyle iletişim kurmasının, avukata erişiminin ve yargısal denetimin uzun süre boyunca engellendiği ifade edildi.
Bu durumun ihlallerin sürmesine zemin hazırladığı ve hukuki başvuru yollarını zayıflattığı belirtildi.
Zorla tutuklama, zorla kaybetme, işkence ve gözaltında ölüm arasındaki bu bağlantının bütüncül bir hukuki yaklaşım gerektirdiği kaydedildi.
Ağ ayrıca işkence, zalimane, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele, gözaltında ölüm ve zorla kaybetmenin uluslararası insan hakları hukukuna göre ağır ihlaller olduğunu hatırlattı.
Bu çerçevede İşkenceye Karşı Sözleşme ile Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’ye dikkat çekildi.
Açıklamada ayrıca adalet ve mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla kurulan Geçiş Dönemi Adaleti Kurumu ile Kayıplar Ulusal Kurumu’nun oluşturulmasının memnuniyetle karşılandığı belirtildi.
Bu adımın, keyfi gözaltı ve zorla kaybetme dosyalarının ele alınmasında kurumsal bir gelişme olduğu ifade edildi.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 1997’de ilan ettiği İşkence Mağdurlarına Destek Uluslararası Günü’nün, işkencenin tüm biçimlerine karşı uluslararası kararlılığı pekiştirdiği ve mağdurlara destek ile faillerin hesap vermesinin önemini vurguladığı hatırlatıldı.
Y.K / R.Y