Hicri takvim, Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye hicreti esas alınarak İslam dünyasında dini ve idari işler için ortak bir zaman sistemi olarak benimsenmiştir.
Şam (SANA) – Müslümanlar her yıl Hicri yılın ilk ayı olan Muharrem’de, Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye hicretini anar. Bu olay, İslam davetinin seyrinde ve devletin kuruluşunda dönüm noktası olmuş, daha sonra da Müslümanlar tarafından takvimin başlangıcı olarak kabul edilmiştir.
Hicri takvim, İslam tarihinin en önemli medeniyet unsurlarından biri kabul edilir. Müslümanlar tarafından dini ve idari işlerin düzenlenmesi için ortak bir zaman sistemi olarak benimsenmiş, 14 asrı aşkın sürede İslam ümmetinin kültürel ve medeni kimliğinin temel parçalarından biri haline gelmiştir. Günümüzde de İslam dünyasında dini gün ve ibadetlerin belirlenmesinde temel referans olmayı sürdürmektedir.
İslami ve sosyal bilimler araştırmacısı Muhammed Yamen Hamza, SANA’ya yaptığı açıklamada, İslam öncesi Arapların yılları hesaplamak için ortak bir takvim sistemine sahip olmadığını, bunun yerine “Fil Yılı” gibi meydana gelen büyük olaylara göre tarih belirlediklerini söyledi. Hamza, ay aylarının ise bugün de kullanılan isimleriyle bilindiğini belirtti.
Hamza, bazı Arap kabilelerinin haram ayları ileri ya da geri kaydırma uygulamasına (nesî) başvurduğunu, ancak İslam’ın bu uygulamayı kaldırarak ayları asıl yerlerine döndürdüğünü belirtti. Bunun da hicri takvimin istikrar kazanmasına ve Müslümanlar için ortak bir zaman referansının oluşmasına katkı sağladığını ifade etti.
Devlet inşasında ileri bir aşama
Hamza, İslam devletinin Halife Ömer İbn Al-Khattab döneminde genişlemesiyle birlikte Müslümanlar için resmi bir takvim benimsenmesine karar verildiğini, hicretin ise devlet ve toplumun inşa sürecine geçişi temsil ettiği için İslami tarihin başlangıcı olarak seçildiğini belirtti.
Hicri takvimin yalnızca gün ve ayları hesaplama aracı olmadığını vurgulayan Hamza, bunun devlet işlerinin yürütülmesinde, divanların düzenlenmesinde, sözleşme, vakıf ve resmi yazışmalarda temel bir unsur haline geldiğini ifade etti. Ayrıca tarihi, ilmi ve kültürel olayların belgelenmesine katkı sağlayarak devletin ve kurumlarının kronolojik gelişiminin korunmasında önemli rol oynadığını söyledi.
Hassas astronomik temeller
Ulusal Hilal Gözlem Komitesi üyesi ve Suriye Astronomi Derneği Başkanı Dr. Muhammed El-Usayri, Hicri takvimin 14 asırdan uzun süredir kullanılmasının yalnızca dini ritüellere ve Müslümanların işlerinin düzenlenmesindeki rolüne bağlı olmadığını, aynı zamanda doğruluğunu ve sürekliliğini sağlayan hassas astronomik temellere dayandığını söyledi.
El-Usayri, Hicri takvimin dünyada kesintisiz kullanılan en eski takvimlerden biri olduğunu belirterek, Ay’ın Dünya etrafındaki sinodik döngüsüne dayandığını ifade etti. Bu döngünün, Ay ile Güneş’in ardışık iki kavuşumu arasındaki süre olduğunu ve ortalama 29,53 gün sürdüğünü, bunun da hicri ay ve yıl hesaplamalarının temel astronomik dayanağını oluşturduğunu kaydetti.
El-Usayri, bu astronomik temelin hicri ayların 29 veya 30 gün olmasını açıkladığını, hicri yılın ise yaklaşık 354 gün sürdüğünü ve güneş yılından yaklaşık 11 gün daha kısa olduğunu belirtti. Hicri ayın, astronomik kavuşumun gerçekleşmesi ve güneşin batışının ardından hilalin görülmesiyle başladığını ifade ederek, hilal gözlemi ve ayın konumunun hesaplanmasının erken dönemlerden itibaren Müslümanların astronomiye olan ilgisinin temel unsurlarından biri haline geldiğini söyledi.
El-Usayri ayrıca, hicri yılın güneş yılından kısa olmasının, hicri ayların ve İslami günlerin yılın mevsimleri arasında kademeli olarak yer değiştirmesine yol açtığını, bu döngünün yaklaşık 33 güneş yılı içinde tüm mevsimleri kapsadığını belirtti. Bunun, ibadetlerin farklı iklim koşullarında dönüşümlü olarak yaşanmasını sağlayarak zaman açısından bir denge oluşturduğunu ifade etti.
Din ile bilimin bütünleşmesi
El-Usayri, ayların başlangıcının belirlenmesi, namaz vakitleri, kıble yönü, hac ve oruç mevsimlerinin tespiti gibi ihtiyaçların İslam medeniyetinde astronomi, matematik ve gözlem bilimlerinin gelişmesine katkı sağladığını ifade etti. Bu süreçte rasathanelerin kurulduğunu, hesap tablolarının geliştirildiğini ve hilal gözlemi ile gök cisimlerinin konumlarının hesaplanmasına yönelik yöntemlerin ilerletildiğini, böylece İslam dünyasının yüzyıllar boyunca önemli bir astronomi merkezi haline geldiğini belirtti.
El-Usayri ayrıca, Müslüman bilim insanlarının astronomi, matematik ve hesap alanlarındaki katkılarının yalnızca dini ihtiyaçlarla sınırlı kalmayıp insanlığın bilgi birikimine de önemli katkılar sunduğunu vurguladı. Şam’ın bu alanda öne çıkan merkezlerden biri olduğunu, İbnü’ş-Şatır gibi önemli bilim insanlarına ev sahipliği yaptığını ve Emevi Camii’ndeki güneş saatinin, Arap-İslam medeniyetinin ulaştığı bilimsel seviyenin somut bir kanıtı olarak halen varlığını sürdürdüğünü kaydetti.
El-Usayri, Hicri takvimin günümüzde de dini ve resmi yaşamın çeşitli alanlarında varlığını sürdürdüğünü, dini ibadet ve etkinliklerin belirlenmesinde temel referans olarak kullanıldığını ve resmi törenler, yasalar ve belgelerde de esas alındığını belirtti. Suriye’de Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Ulusal Hilal Gözlem Komitesi’nin kurulmasının bu alandaki kurumsal ilgiyi gösterdiğini ve İslam dünyasında bir devlet başkanı imzasıyla hilal gözlemi ve hicri ayların tespiti için resmi uzman bir yapı oluşturan ilk düzenlemelerden biri olduğunu ifade etti.
El-Usayri, 14 asırdan fazla süredir kullanılan Hicri takvimin, dini boyut ile astronomik hassasiyeti bir araya getiren özgün bir sistem olarak günümüzde de Müslümanların hayatında yer almaya devam ettiğini, ibadetler ve İslami günlerle olan güçlü bağını koruyarak zaman içinde varlığını sürdürdüğünü vurguladı.
M.Y