ŞAM (SANA)- Savaşın uğultusu ile terk edilmiş evlerin ağır sessizliği arasında, Suriyeli anneler dimdik ayakta duruyor; kırılmaz bir sabrın ve sarsılmaz bir direncin simgesi olarak. Her acının merkezinde, korku ve hüzünle yüklü yüreklerini omuzlarında taşıyan, çocuklarından gözlerini ayırmayan anneler vardı. Savaşın kasıp kavurduğu topraklarda bile, evlatlarına onurun, özgürlüğün ve direnişin anlamını öğretmeye devam ettiler.
Devrimin Gölgesinde Anneler
2011 yılında Suriye devriminin başlamasıyla birlikte binlerce anne, ülkenin modern tarihinin en karanlık ve en ağır dönemlerinin tam ortasında kaldı. Evlatlarının özgürlük uğruna gösterdiği cesaretten doğan gurur, kayıp, baskı ve bitmeyen endişe ile iç içe geçti. Suriyeli anneler, devrim yıllarında yalnızca yaşananların tanığı olmadı; aynı zamanda ailelerinin ve çocuklarının en güçlü dayanağı haline geldi. Onlara özgürlük ve onur inancını aşılayan bu

anneler, devrik Esed rejiminin geride bıraktığı yıkım, baskı ve kayıplarla çoğu zaman tek başlarına mücadele etmek zorunda kaldı. Gecenin sessizliğinde edilen dualar ve kaybolan evlatların fotoğraflarına yönelen bakışlar, sabrın ve fedakârlığın unutulmaz hikâyelerini yazdı; bu hikâyeler Suriye halkının ortak hafızasına kazındı.
Anneliğin gerçek yükü, sıradan günlerle değil; anlatılamayan acıların derinliğiyle ölçülür. Kayıp bir evladı beklerken geçen gecelerde, sessiz dualarda, acıya rağmen silinmeyen bir tebessümde ve yaralara rağmen geleceğe atılan küçük ama kararlı adımlarda saklıdır. Bu Anneler Günü’nde, sabrı destana, acıyı dirence ve fedakârlığı korkusuz bir sevgiye dönüştüren anneleri saygıyla anıyoruz.
Rania El-Abbasi: Bir Annenin Portresi

Şam’ın kalbinde, savaşın izleriyle gündelik hayatın iç içe geçtiği bir şehirde, Rania El-Abbasi bu hikâyenin en çarpıcı isimlerinden biri olarak öne çıkıyor. Mesleğine bağlı bir diş hekimi olarak bilimi ve merhameti bir araya getiriyor, aynı zamanda Arap ve uluslararası platformlarda Suriye’yi temsil eden bir satranç şampiyonu olarak azim ve kararlılığın sembolü haline geliyordu. Evinde ise altı çocuğunun annesi olarak büyük bir sorumluluğu taşıyordu. Bugün onun hikâyesi, mesleğin ve sporun ötesine geçerek, en zor koşullarda bile insanlığını, üretkenliğini ve onurunu koruyan Suriyeli kadının simgesi olarak hafızalara kazındı.
Sessizliğe Gömülen Bir Aile
9 Mart 2013’te eşi Abdulrahman Yasin, çocuklarının gözleri önünde, devrik Esad rejimine bağlı güvenlik güçleri tarafından “devrimcilere yardım etmek” suçlamasıyla gözaltına alındı. Gözaltı sırasında Rania’ya söylediği sözler, yaşananların ağırlığını açıkça ortaya koyuyordu: “Bunlar güvenlik görevlileri, Allah’tan korkmazlar, emirlerine uyun.”

9 Mart 2013’te eşi Abdulrahman Yasin, çocuklarının gözleri önünde, devrik Esed rejimine bağlı güvenlik güçleri tarafından “devrimcilere yardım etmek” suçlamasıyla gözaltına alındı. Gözaltı sırasında Rania’ya söylediği sözler, yaşananların ağırlığını açıkça ortaya koyuyordu: “Bunlar güvenlik görevlileri, Allah’tan korkmazlar, emirlerine uyun.”
Eşinin gözaltına alınmasının ardından Rania, çocuklarıyla birlikte evinde kalmayı tercih etti. Siyasi bir geçmişi yoktu ve herhangi bir protestoya katılmamıştı. Buna rağmen eşine dair derin bir korku ve endişe taşıyordu. 10 Mart günü çocuklarını okula gönderdi ve evden ayrılmadı. Kaçabileceği birçok imkân bulunmasına, ailesi Suudi Arabistan’da olmasına rağmen gitmedi. Abdulrahman’ın her an geri döneceğine dair umudunu koruyordu. Ancak aynı gün, devrik Esad rejimine bağlı güvenlik güçleri Rania’yı, altı çocuğunu ve evdeki yardımcısını gözaltına aldı. O günden bu yana akıbetleri hâlâ bilinmiyor.
Sabrın ve Umudun Adı: Anne
Bu Anneler Günü’nde anlatılan hikâye yalnızca çocuklarını şefkatle büyüten annelerle sınırlı değil; evlatlarını kaybeden ve adalet bekleyen şehit annelerini de kapsıyor. Rania El-Abbasi ve ailesinin belirsizlik içindeki bekleyişi ile şehit annelerinin evlatlarının yokluğuna gösterdiği sabır arasında, anneliğin gücü en açık haliyle ortaya çıkıyor: sabır, sevgi ve en karanlık anlarda bile sönmeyen umut.
Raghad Younes