HALEP (SANA) – Suriye’nin kuzeyinde yer alan ve ülkenin en büyük şehirlerinden biri olan Halep’in doğu kırsalında bulunan El-Mabbuca köyünden siviller, SDG örgütü unsurlarının güvenli geçişleri engellemesi nedeniyle, devlet kontrolündeki bölgelere ulaşmak için ana yollar ve ilan edilen insani koridorlar yerine tarım arazilerinden geçen tali ve riskli güzergâhları kullanmak zorunda kaldı.
Yerel kaynaklara göre, Deyr Hafir ilçesine bağlı El-Mabbuca köyü sakinlerinin, Suriye Arap Ordusu tarafından sivillerin tahliyesi amacıyla ilan edilen insani koridordan geçişleri SDG unsurları tarafından sistematik biçimde engellendi. Bunun üzerine köy halkı, doğrudan çatışma riski barındıran alanlardan uzaklaşmak için güvenliklerini tehlikeye atarak alternatif yolları tercih etti.
Görgü tanıkları, aralarında kadınlar, çocuklar ve yaşlıların da bulunduğu sivillerin, kontrol noktalarından ve ana arterlerden kaçınarak tarım arazileri ve stabilize olmayan tali yollar üzerinden ilerlemeye çalıştığını aktardı.
ölge sakinleri, bu adımın bir tercih değil zorunluluk olduğunu, temel amaçlarının aktif çatışma alanlarından uzaklaşarak can güvenliğini sağlamak olduğunu ifade etti.
Halep’in doğu kırsalı, özellikle Deyr Hafir çevresi, uzun süredir SDG ve ona bağlı silahlı yapıların varlığı nedeniyle kırılgan bir güvenlik ortamına sahne oluyor. Bu durum, sivillerin serbest dolaşımını, temel hizmetlere erişimini ve güvenli tahliyesini sık sık aksatıyor.
Son dönemde Suriye devlet güçleri, sivillerin zarar görmesini önlemek amacıyla belirli geçiş noktalarını insani koridor olarak ilan etti. Ancak sahadaki fiili uygulamalar, bu koridorların her zaman kullanılabilir olmasını engelliyor ve sivilleri gayriresmi, daha tehlikeli güzergâhlara yöneltiyor.
El-Mabbuca köyünde yaşanan son gelişme, Halep kırsalında sivillerin güvenli hareket ve tahliye hakkının ne denli kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Temel ihtiyaçlara erişim, barınma ve can güvenliği kaygısı, bölge halkını hayati riskler içeren tercihler yapmaya zorluyor.
Yetkililer, sivillerin güvenli geçişinin engellenmesinin insani durumu daha da ağırlaştırdığına dikkat çekerek, uluslararası insancıl hukuk uyarınca sivillerin korunmasının ve insani koridorların kesintisiz işlemesinin öncelik olması gerektiğini vurguluyor.






