ŞAM (SANA) – Uzun yıllar boyunca Suriye ekonomisinin belkemiğini oluşturan tarım sektörü, 2011–2024 yılları arasında devrik Esed rejiminin halka karşı yürüttüğü savaşın yıkıcı etkilerine rağmen ayakta kalmayı başaran en dirençli alanlardan biri olarak öne çıkıyor.
Sanayi, turizm ve hizmet sektörleri ağır darbeler alırken, tarım zaman zaman sınırlı imkânlarla da olsa üretimini sürdürerek ülkenin gıda güvenliği ve ekonomik toparlanması açısından stratejik bir rol üstlenmeye devam ediyor.
Akdeniz kıyılarındaki nemli ovalardan iç kesimlerin yarı kurak platolarına uzanan coğrafyasıyla Suriye, “tarım ülkesi” kimliğini şekillendiren nadir bir iklim çeşitliliğine sahip. Fırat ve Asi nehirlerinin beslediği verimli vadiler, Cezire bölgesindeki tahıl havzaları ile Hama, Humus, Halep ve Dera çevresindeki sulama alanları, yağmura dayalı ve sulamalı tarımın birlikte yürütüldüğü geniş bir üretim kuşağı oluşturuyor.
2011 öncesinde bu yapı, yalnızca ülkenin gıda güvenliğinin büyük bölümünü sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda bölgesel pazarlara düzenli tarımsal tedarik sunuyordu. Ancak savaş yıllarında altyapının hedef alınması, sulama sistemlerinin tahrip edilmesi ve lojistik ağların kopmasıyla bu düzen ciddi biçimde zayıfladı.
Hızlı Toparlanmanın Anahtarı: Tarımsal Canlanma
Uzmanlar ve yerel yetkililer, tarımsal canlanmanın Suriye ekonomisini yeniden harekete geçirmenin en hızlı ve görece düşük maliyetli yollarından biri olduğuna dikkat çekiyor. Yüksek sermaye, uzun vadeli yatırımlar ve karmaşık altyapı gerektiren sanayi sektörünün aksine tarım, mevcut doğal kaynaklara, suya ve çiftçilerin kuşaklar boyunca aktardığı bilgi birikimine dayanıyor.

Bu alandaki toparlanmanın etkileri kısa sürede kırsal istihdamın artmasıyla hissedilebilir. Tarımın canlanması, iç göçü yavaşlatırken ulaşım, depolama ve pazarlama gibi yardımcı sektörleri de harekete geçiriyor. Aynı zamanda birçok ilde hâlen faaliyet gösteren tarım-gıda sanayisine hammadde sağlayarak zincirleme bir ekonomik hareketlilik yaratıyor.
Makroekonomik açıdan bakıldığında ise tarımın güçlendirilmesi, sınırlı mali ve lojistik imkânlar göz önüne alındığında, ülkenin pahalı ithalata aşırı bağımlı hale gelmesini önleyen stratejik bir unsur olarak değerlendiriliyor. Bu durum, özellikle temel gıda maddelerinde dışa bağımlılığın azaltılması açısından hayati önem taşıyor.
İhracat, Yaptırımlar ve Kırılgan Dengeler
Geçmişte tarımsal ihracat, Suriye’nin başlıca döviz kaynaklarından biri konumundaydı. Arap ülkeleri başta olmak üzere Avrupa ve Asya pazarları; narenciye, zeytin ve zeytinyağı, pamuk, Antep fıstığı ile çeşitli meyve ve sebzelere yoğun talep gösteriyordu. İhracat zincirlerinin kademeli biçimde yeniden işler hale gelmesi, döviz kıtlığı ve Suriye lirasındaki uzun süreli değer kaybının yarattığı ekonomik baskının hafifletilmesine katkı sağlayabilir.

Bununla birlikte dış yaptırımlar tarım sektörünü çok boyutlu biçimde etkiledi. Gübre, sertifikalı tohum ve pestisit gibi temel girdilere erişim zorlaştı. Yakıt maliyetlerindeki artış sulama ve nakliye giderlerini yükseltti. Tarım makineleri ve yedek parça ithalatı ise mali kısıtlamalar nedeniyle büyük ölçüde yavaşladı ya da tamamen durdu.
Hem merkezi yönetim hem de kırsaldaki üreticiler açısından yaptırımların kaldırılması, tarım ürünlerinin ihracatını kolaylaştırırken sektörün ihtiyaç duyduğu girdilerin ithalatını da yeniden mümkün kılacak bir eşik olarak görülüyor. Bu adım, geniş çaplı bir tarımsal toparlanmanın önünü açabilecek temel koşullardan biri olarak değerlendiriliyor.
Gıda Güvenliği ve Yeniden Yapılanma Perspektifi
Tüm zorluklara rağmen Suriye’nin tarımsal mirasının önemli bir bölümü varlığını koruyor. Gıda öz yeterliliğinin temelini oluşturan buğday ve arpa üretimi sürerken, bir dönem ulusal tekstil sanayisinin belkemiği olan pamuk yeniden canlandırılmayı bekliyor. Lazkiye’den İdlib’e ve ülkenin güneyine uzanan zeytinlikler hâlâ ayakta duruyor. Kıyı bölgelerinde narenciye, güneyde elma, üzüm ve nar; iç kesimlerde Halep fıstığı üretimi, yerel pazarların yanı sıra işleme sanayisi için de önemini koruyor.
Sektörün karşı karşıya olduğu temel yapısal sorunlardan biri, tarım ile sanayi arasındaki bağın zayıflığı olarak öne çıkıyor. Ürünlerin daha fazla yerel düzeyde işlenmesi, korunması ve paketlenmesi hem hasat sonrası kayıpları azaltabilir hem de ekonomik değeri artırabilir. Konserve ürünler, paketlenmiş yağlar, doğal meyve suları, kuru meyveler, süt ürünleri, hayvan yemi tesisleri ve pamuk işleme fabrikaları bu açıdan önemli fırsat alanları sunuyor.

Savaş öncesi dönemde Suriye’nin en önemli kazanımlarından biri, tahıl ve temel gıda maddelerinde büyük ölçüde kendi kendine yeterliliğe ulaşmış olmasıydı. Tarım kurumlarına göre sulama sistemlerinin modernize edilmesi, tedarik ağlarının yeniden kurulması, kırsal kredilerin desteklenmesi ve depolama kapasitesinin artırılması halinde bu düzeye yeniden ulaşmak mümkün.
Savaşın bıraktığı derin izlere rağmen tarım, Suriye’nin yeniden yapılanmasında en büyük potansiyele sahip alanlardan biri olmayı sürdürüyor. Toprak, su ve çiftçilerin bilgi birikimi hâlâ mevcut. Yaptırımların kaldırılmasının ardından kamu ve özel yatırımların ülkeye yönelmesi ve kırsal altyapının onarılmasıyla tarım, geçimlik bir faaliyet olmanın ötesine geçerek ekonomik toparlanmanın ana sütunlarından biri haline gelebilir.