KABOLENZ (SANA) – Almanya’nın Koblenz kentindeki Yüksek Eyalet Mahkemesi, Suriye’nin Yermuk Kampı’nda işlenen savaş suçlarıyla ilgili davada beş sanık hakkında tanık ifadelerini almaya başladı.
Almanya’nın Koblenz kentindeki Yüksek Eyalet Mahkemesi, Wael Sallam, Samir Sallam, Mazhar Jamaan, Mahmud Arnaout ve Cihad Ahmed adlı beş sanık hakkında açılan davada dün tanık ifadelerini dinlemeye başladı.
Sanıklar, Suriye devriminin ilk yıllarında Şam’daki Yermuk Kampı’nda suç işlemekle itham ediliyor.
Alman yargı makamlarının açıklamasına göre, Koblenz Mahkemesi Devlet Güvenlik Senatosu iddianameyi kabul ederek davanın resmen açılmasına onay verdi.
Sanıklar; cinayet, cinayete teşebbüs, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlarla suçlanıyor.
Suçlamalar, 2012-2014 yılları arasındaki olaylara, özellikle 13 Temmuz 2012’de göstericilere ateş açılması sonucu sivil ölü ve yaralanmalarına dayanıyor.
Yermuk Kampı sakinlerinden olup on yıldır Almanya’da yaşayan tanık Muhannad El-Fayyad, SANA muhabirine yaptığı açıklamada, mahkemede tanık olarak ifade verdiğini, söz konusu kişileri bir gösterinin bastırılması sırasında gördüğünü ve daha sonra Almanya’da kimliklerini tespit ettiğini söyledi.
Tanıkların Suriyeli hukukçularla iş birliği içinde delil ve belgeleri topladığını belirten El-Fayyad, yargılama sürecinde başka tanıkların da dinleneceğini ifade etti.
Suriye Hukuki Araştırmalar Merkezi Başkanı, avukat ve insan hakları savunucusu Enver El-Bunni ise belgeleme sürecinin 2015’te bir tanıkla başladığını, merkezin dosya üzerinde sistematik çalışmaya 2019’da geçtiğini aktardı.
El-Bunni, başlangıçtaki ifadelerin dava açmak için yeterli olmadığını, daha sonra kapsamlı bir dosya oluşturulduğunu belirtti.
Dosyada bir aşamada sekizi şüpheli olmak üzere, beşinin Almanya’da, üçünün İsveç’te bulunduğunu söyleyen El-Bunni, dosyaların 2023’te savcılığa sunulduğunu, ardından iki ülkede sorgulama ve ifade alma süreçlerinin başladığını, Almanya’daki beş ve İsveç’teki üç kişinin gözaltına alındığını ifade etti.
El-Bunni, İsveç savcılığının altı ay sonra iki şüpheli hakkındaki delilleri yetersiz bularak serbest bıraktığını, sanık Mahmud Suveydan’ın İsveç’te yargılanmasının Ekim 2025’te, Almanya’daki beş sanığın yargılanmasının ise Kasım 2025’te başladığını söyledi.
Davadaki suçlamaların, gösteriler sırasında sivillere yönelik saldırı ve öldürmeleri kapsayan savaş suçları ile üst düzey emirler ve sistematik yapı kapsamında değerlendirilen insanlığa karşı suçlar olarak ikiye ayrıldığını belirten El-Bunni, özellikle “Filistin Şubesi” olarak bilinen 235 numaralı istihbarat birimiyle bağlantılı sanıklara dikkat çekti.
Bu davanın, Yermuk Kampı’na gıda ve ilaç girişinin engellendiğine dair delillere dayanarak kuşatmanın ilk kez insanlığa karşı suç kapsamında ele alındığını vurgulayan El-Bunni, bu suçlamanın üç sanığa, devrik rejimin üst düzeylerinden gelen “sistematik” emirlerle ilişkilendirildiğini ifade etti.
Sanıkların Ulusal Savunma milisleri, Filistin Hür örgütü ve Ahmed Cibril’e bağlı Filistin Halk Kurtuluş Cephesi – Genel Komutanlık ile bağlantılarının bulunduğunu aktaran El-Bunni, ayrıca bir güvenlik birimiyle ilişkilerinin olduğunu kaydetti.
El-Bunni, rejimin düşmesinden önce tanıkların aileleri Suriye’de olduğu için isimlerini açıklamakta büyük zorluk yaşadığını, Avrupa’da rejim yanlılarından tehditler aldıklarını ve bu baskıların tamamen sona ermediğini söyledi.
Yeni dönemin daha fazla tanığı konuşmaya teşvik ettiğini belirten el-Bunni, bunun Avrupa’daki çeşitli ülkelerde merkez tarafından yürütülen dosya ve başvuru sayısını artırdığını ifade etti.
Almanya ve Avrupa’da yeni dosyalar üzerinde çalışmanın sürdüğünü, önümüzdeki aylarda yeni davaların başlayabileceğini kaydeden El-Bunni, Belçika, Hollanda ve İsveç’te devam eden, Avusturya’da ise beklenen davalar bulunduğunu söyledi.
Almanya, evrensel yargı yetkisi ilkesini uygulayarak, savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırımı, ülke dışında işlenmiş olsa dahi delil ve şüphelilerin bulunması halinde yargılayabiliyor. Bu süreç, cezasızlığın önlenmesinde temel bir araç olarak görülüyor.