Türkiye Milli Savunma Bakanlığı, Suriye’de güvenlik ve istikrarın sağlanmasına katkıda bulunmak için çalışmaya devam edeceklerini belirterek, Deyrizor’daki duba köprü projesinin iki ülke silahlı kuvvetleri arasındaki işbirliğini yansıttığını bildirdi.
Ankara (SANA) – Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanlığı yaptığı açıklamada, Suriye’de güvenlik ve istikrarın sağlanmasına katkıda bulunmak ve Suriye halkının günlük yaşamını normale döndürmek için çalışmalarını sürdüreceğini teyit etti.
Anadolu Ajansı’nın aktardığına göre, Bakanlık Sözcüsü Zeki Aktürk haftalık basın toplantısında yaptığı konuşmada, “Son zamanlarda Deyrizor’un El-Meyadin kentinde Fırat Nehri üzerinde inşa edilen duba köprü projesi, iki ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki işbirliği ve dayanışmayı yansıtmaktadır” dedi.

Suriye Savunma Bakanlığı Mühendislik İdaresi, Türkiye Savunma Bakanlığı ile işbirliği içinde, Fırat Nehri’nin iki yakası arasındaki geçiş hareketini yeniden sağlamak, halkın ulaşımını kolaylaştırmak ve kalıcı çözümler bulunana kadar ürün ile malların nehrin doğusu ile batısı arasında taşınmasını kolaylaştırmak amacıyla, geçtiğimiz ağustos ayı sonlarında Deyrizor’un doğu kırsalındaki El-Meyadin kentinde askeri duba köprünün montaj çalışmalarını tamamlamıştı.
Bu köprü, Suriye ile Türkiye’nin Deyrizor ilindeki ikinci ortak duba köprü projesi olma özelliğini taşıyor.
Suriye Arap Ordusu, halkın yaşadığı sıkıntıları hafifletmek ve nehrin iki yakasını birbirine bağlayan güvenli ve hızlı ulaşımı güvence altına almak amacıyla geçtiğimiz şubat ayında Deyrizor’daki Mreyiye ve Mırat beldeleri arasındaki bölgede Fırat Nehri’nin iki yakasını birbirine bağlayan geçici metal bir köprü kurmuştu.
İsrail’in bölgedeki politikalarına tepki
Öte yandan Aktürk, “İsrail hükümetinin, uluslararası toplumun gözü önünde Orta Doğu’nun tamamını bir çatışma alanına dönüştürmeyi amaçlayan yayılmacı ve saldırgan politikasını sürdürdüğünü” belirtti.
Aktürk, “İsrail’in bir yandan Suriye ve Lübnan’ın toprak bütünlüğünü ihlal eden askeri faaliyetlerine devam ettiğini, diğer yandan Filistin’deki yerleşimci terörünü teşvik ettiğini ve Kudüs’te Müslümanlara münhasıran ait olan kutsal mekanların tarihi ve hukuki statüsünü ihlal eden provokatif eylemlerini sürdürdüğünü” kaydetti.
İsrail’in bu uygulamalarının yalnızca bölgesel istikrar ve güvenliğe değil, aynı zamanda küresel istikrar ve güvenliğe de zarar verdiğini ve bölge halklarının uluslararası hukuka olan inancını sarstığını vurgulayan Aktürk, Türkiye’nin, İsrail’in bu yayılmacı tutumuna karşı somut ve etkili tedbirler alma konusunda uluslararası toplumun ortak sorumluluk taşıdığını hatırlatmaya devam edeceğini belirtti.
Y.K / İ.K