ANKARA (SANA)— Suriye Enformasyon Bakanı Hamza El-Mustafa, “Savaş Gazeteciliği” anlayışından “Barış gazeteciliği” anlayışına geçişin önemini vurgulayarak medyanın yalnızca ölü sayılarını vermeye, yıkımı göstermeye ve nefret söylemini büyütmeye odaklanmaması gerektiğini belirtti.
Bunun yerine krizlerin derin nedenlerini araştıran, çözüm yollarını ve yapıcı yaklaşımları öne çıkaran, akıl ve diyalog diline geniş yer veren bir anlayışın benimsenmesi gerektiğini ifade eden Mustafa, medyanın anlayışı güçlendiren ve kan dökülmesini önlemeye katkı sunan bir köprü görevi görmesi gerektiğini söyledi.
Mustafa, bu değerlendirmeleri Perşembe günü Ankara’da, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen “Medya Perspektifinden Türkiye’nin Çatışma Bölgelerinde Barışın Tesisindeki Rolü” başlıklı uluslararası sempozyumda yaptığı konuşmada dile getirdi. Sempozyumda, çatışma bölgelerinde medya politikaları ile barış söyleminin yerleşmesinde medyanın rolü ele alındı.
Bakan, Suriye’nin modern tarihin en sert ve karmaşık insani trajedilerinden birini yaşadığını belirterek ülkenin yıllar boyunca yalnızca ölümcül silahların değil, aynı zamanda sistematik dezenformasyon kampanyalarının ve psikolojik savaşların da sahnesi hâline geldiğini söyledi. Gerçekleri çarpıtma girişimleri karşısında mesleki onurundan ve güvenilirliğinden taviz vermeyen özgür medya mensuplarını takdir ettiğini ifade etti.
Mustafa, Suriye’nin kurtuluş sonrası tarihinin bu kritik aşamasında devrik rejimin bıraktığı boşlukları doldurmak ve kışkırtıcı söylemlere başvurmadan mağdurlar için manevi telafiye katkı sunan bir medya anlayışıyla, geçiş adaleti süreciyle paralel biçimde toplumsal barışı inşa etmeyi hedeflediklerini belirtti. Bu çerçevede Suriye Enformasyon Bakanlığı’nın yürüttüğü çalışmalar ve planlara da değindi.
Medya Cephesi ve Anlatı Savaşları
Mustafa, sempozyumun ortak geleceğin şekillendirilmesinde kelime ve görüntünün taşıdığı tarihsel sorumluluğun kavrandığını gösterdiğini belirtti. Dünyanın art arda gelen krizler, çatışmalar ve jeopolitik gerilimlerle sarsıldığı bir dönemde hakikatin dezenformasyon girişimlerine karşı korunmasının hayati önem taşıdığını vurguladı.
Savaşların artık yalnızca askeri alan ve geleneksel silahlarla sınırlı kalmadığını ifade eden Mustafa, bunların “medya ve bilgi cephesi” ile “anlatı savaşları” gibi yeni alanlara yayıldığını söyledi. Medyanın zaman zaman şiddeti meşrulaştıran bir araç olarak kullanılabildiğine dikkat çeken Mustafa, gazeteciliğin haber aktarmanın ötesine geçerek anlayışı güçlendiren, kan dökülmesini önlemeye katkı sağlayan ve mağdurların haklarını koruyan bir rol üstlenmesi gerektiğini vurguladı. Bu yaklaşımın çatışmaları körüklemek yerine “barış dili” inşa etmeye yönelmesi gerektiğini belirtti.
Türk Medyası ile İş Birliği Vurgusu
Mustafa, Türkiye’nin üstlendiği diplomatik ve insani rolü takdir ederek sağlanan güvenli medya ortamının Suriyeli gazetecilerin gerçekleri ortaya koymasına ve Suriye meselesinin adaletini dünya vicdanında canlı tutmasına imkân tanıdığını söyledi. Türk medyasını, Suriyeli halkın acılarını aktarmada ve hakikatten yana tavır almada gerçek bir ortak olarak nitelendirdi.
Suriye Enformasyon Bakanı, “Türkiye hiçbir zaman seyirci olmadı; siyasi diplomasinin etkisi, ancak destekleyici bir medya ortamıyla tamamlanabilir” açıklamasında bulundu.
Mustafa, iki ülke arasında medya ve iletişim alanında koordinasyonu güçlendirmek amacıyla Burhanettin Duran’ın daveti üzerine Ankara’yı ziyaret ettiğini belirtti.
Sempozyuma Bakan Mustafa’nın yanı sıra yardımcıları Muhammed Tafran ve Abdullah El-Musa da katıldı.
M.M/R.Y




