CENEVRE (SANA) – Suriye hükümeti, insan haklarına olan bağlılığını yineleyerek, geçen yıl Suriye’nin sahil bölgesinde ve Süveyda ilinde meydana gelen olayların devlet politikası olmadığını, aksine devrik rejimin onlarca yıl boyunca geliştirdiği zehirli mezhebi bir mirasın doğrudan bir sonucu olduğunu belirtti.
Suriye heyetinin başkanı, Cenevre’de yapılan Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, “Burada mükemmel olduğumuzu iddia etmiyoruz, ama tüm samimiyetimizle, şeffaflık ve sorumlulukla, yaşadığımız zorluklar ve aksaklıklar hakkında da konuşmak için buradayız. Geçen yıl boyunca sahil bölgeleri ve daha sonra Süveyda, masum insanların hayatını kaybettiği acı verici olaylara tanıklık etti. Biz, tüm insanlık bilinciyle, bu olayları ne gerekçelendiriyor ne de kabul ediyoruz” dedi.
Temsilci, yapılan araştırmaların ardından olayların devlet politikası olmadığını, aksine farklı topluluklar arasında korku yaratmaya yönelik manipülasyonla beslenen mezhebi bir mirasın sonucu olduğunu ve bunun toplumda biriken öfke ve gerilimlere yol açtığını vurguladı.
Bu olayların, sosyal ve güvenlik açısından hassas bir bağlamda meydana geldiğine ve dış aktörlerin, ayrılıkçı silahlı unsurları güçlendirerek şiddeti körüklediğine dikkat çekti. Bu durumun, ülkeyi istikrara kavuşturma ve kurumlarını birleştirme çabalarına ters düştüğünü belirtti.
Heyet başkanı, “Bu olayları ele almak, yasanın uygulanmasını sağlamak, sivil halkı korumak ve misillemeleri önlemek için genel değerlendirmelerden kaçınmak gerekir. Devlete ait olmayan bir yaklaşımın sorumluluğunu yüklememeliyiz” dedi.
Suriye hükümetinin sorumlu bir şekilde hareket ettiğini ve yargıçlar, hukuk uzmanları ve yerel topluluk temsilcilerinden oluşan bağımsız bir resmi komisyon kurarak, 560’tan fazla şüpheliyi yargı önüne çıkarmak için dava açtığını ifade etti.
Ayrıca, Süveyda’da devlet yetkilileri ve yerel sosyal ve dini otoritelerle birlikte ortak bir sivil güvenlik komitesinin kurulduğunu, bu komitenin derhal ilgili kişilerin görevden alınması ve davalarının yargıya sevk edilmesi gibi önlemler aldığını belirtti.
Kamusal talimatların verildiğini, bu talimatların karşılaşma kurallarına sıkı sıkıya uyulmasını, sivillerin korunmasını ve herhangi bir intikam ya da toplu cezalandırma eylemi yapılmamasını vurguladığını belirtti. Ana değerlendirme kriterinin, halkın korunması, gerilimlerin azaltılması ve ulusal yargı gücünün pekiştirilmesi olduğunu söyledi.
Halep ve Cezire’deki Operasyonlar
Heyet başkanı, yetkililerin olaylara tepkiden yeni yaklaşımlar geliştirmeye geçtiğini ve son Halep ve Cezire operasyonlarında hükümet güçlerinin, güvenlikten önce insani boyutu önceliklendiren bir plan doğrultusunda hareket ettiğini belirtti.
Bu plan, güçlerin davranışlarını sıkı şekilde denetlemeyi, bireysel ihlalleri engellemeyi, askeri harekât yerine yerel müzakere ve arabuluculuğu kullanmayı, insani yardım koridorları açmayı ve sivil halkın serbestçe hareketini sağlamayı içeriyordu. Ayrıca eğitim ve hizmet kurumlarının herhangi bir askeri operasyona dahil edilmemesi sağlandı.
Temsilci, bu önlemlerin somut sonuçlar doğurduğunu, bunlar arasında şiddet ve ihlallerin önemli ölçüde azaldığını, yerleşim yerlerinde korkunun azaldığını ve yerel istikrarın arttığını, bunun da sivil etkinliklerin yeniden başlamasına olanak tanıdığını belirtti.
Bu sonuçların, sahil bölgesinde ve Süveyda’da yaşananların devletin sistematik bir politikası olmadığını, çok hassas bir güvenlik bağlamında yaşanan bireysel ihlaller olduğunu ve bu olayların, net kararlar, etkili hesap verebilirlik ve yerel uygulama doktrinindeki iyileştirmelerle ele alındığını vurguladı.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nin 61. oturumunun çerçevesinde Cenevre’de düzenlenen bu üst düzey toplantı, uluslararası liderler ve yetkililerin geniş katılımıyla açıldı.
Ö.E / Y.H