Amerikalı araştırmacılar, milyonlarca meme kanseri hastasının kemoterapiye gerek kalmadan güvenle tedavi edilebilmesini sağlayan bir genetik test geliştirdi.
Londra (SANA) – Amerikalı araştırmacılar, milyonlarca meme kanseri hastasının kemoterapiye maruz kalmasını önleyebilecek bir genetik test geliştirmeyi başardı; uluslararası bir deneme kapsamında gerçekleştirilen bu çalışma, dünya genelinde sağlık hizmeti kılavuzlarında önemli bir değişim yaratabilir.
İngiliz gazetesi The Guardian, dün Cuma günü, Londra Üniversitesi Koleji (UCL) tarafından Dr. Rob Stein gözetiminde yürütülen “Optima” denemesinin sonuçlarını yayımladı.
Birleşik Krallık, Norveç, İsveç, Avustralya, Yeni Zelanda ve Tayland’dan 4.000’den fazla hastayı kapsayan çalışmada, genetik testte düşük risk skoru alan hastaların yalnızca hormon tedavisiyle neredeyse aynı sonuçlarla tedavi edilebildiği ortaya kondu.
Sonuçlar ayrıca, milyonlarca kadının kanserin yeniden nüksetme riskinde artış olmadan kemoterapiden güvenli şekilde kaçınabileceğini gösterdi. Bu durum, kısırlığa kadar uzanabilen ağır yan etkilerin önlenmesini de mümkün kılıyor.
Çalışmanın yürütücülerinden Dr. Rob Stein ise, “Sonuçlarımız daha kişiselleştirilmiş tedaviye doğru önemli bir adımı temsil ediyor ve birçok hastanın tedavi sonuçlarını etkilemeden kemoterapiden güvenle kaçınabileceğini gösteriyor” dedi.
Meme kanseri, dünya genelinde en yaygın kanser türü olarak öne çıkıyor ve hastalar, saç dökülmesi, bulantı ve yorgunluk gibi kemoterapinin toksik yan etkileriyle mücadele ediyor.
Yeni geliştirilen genetik test ise, kimin kemoterapiye ihtiyaç duyduğunu ve kimin bu tedaviden muaf tutulabileceğini belirleyerek yıllarca süren sınırlı tedavi seçeneklerine son veriyor ve kişiye özel tıp alanında yeni bir dönemin yolunu açıyor.