Modern bir bilimsel çalışma, zayıflama amacıyla yaygın olarak bilinen “ketojenik diyetin”, depresyon, şizofreni ve bipolar bozukluk gibi rahatsızlıklarla ilişkili bazı semptomların iyileştirilmesine katkı sağlayabilecek potansiyel etkiler taşıyabileceğini ortaya koydu.
Washington (SANA) _ Modern bir bilimsel çalışma, zayıflama amacıyla yaygın olarak bilinen “ketojenik diyetin”, depresyon, şizofreni ve bipolar bozukluk gibi rahatsızlıklarla ilişkili bazı semptomların iyileştirilmesine katkı sağlayabilecek potansiyel etkiler taşıyabileceğini ortaya koydu.
Söz konusu bulgular, beslenme ile beyin fonksiyonları arasındaki ilişkiyi ele alan artan araştırmalar kapsamında değerlendiriliyor.
ScienceDaily bilimsel sitesinin bugün Pazar günü aktardığına göre, ABD’deki Stanford Üniversitesi’nden araştırmacılar, metabolik süreçler ile beyin sağlığını ilişkilendiren “metabolik psikiyatri” olarak bilinen yeni bir bilim alanını inceledi.
Bu yaklaşım, beslenme düzenlerinin ruhsal durum ve sinir sistemi fonksiyonları üzerindeki etkisini anlamayı amaçlıyor.
Ketojenik diyet; karbonhidrat alımının ciddi şekilde azaltılması, sağlıklı yağların artırılması ve orta düzeyde protein tüketimine dayanıyor. Bu durum, vücudu yağları birincil enerji kaynağı olarak kullanmaya yönlendiriyor ve bu süreç “Ketozis” olarak adlandırılıyor.
Çalışma, ketojenik diyeti birkaç ay boyunca uygulayan bazı ruhsal bozukluklara sahip hastalarda iyileşme gözlemlendiğini; bunun ruh hali, enerji seviyesi ve konsantrasyonda artış ile depresyon belirtilerinde azalma şeklinde kendini gösterdiğini belirtti.
Bununla birlikte araştırmacılar, söz konusu bulguların henüz başlangıç aşamasında olduğunu ve doğrulanması için daha geniş kapsamlı çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Ayrıca ketojenik diyetin ilaç ya da psikiyatrik tedavilerin bir alternatifi olmadığı, yalnızca uzman gözetiminde tedavi planlarına destekleyici bir unsur olarak kullanılabileceği ifade edildi.
Uzmanlar ayrıca, bu diyetin geçici yorgunluk, bazı besin öğelerinde eksiklik ve uzun süreli sürdürülebilirlik zorlukları gibi yan etkilere yol açabileceği konusunda uyarıda bulundu.
Bu araştırma yönelimi, beslenme ile beyin sağlığı arasındaki ilişkiyi anlamaya yönelik yeni ufuklar açarak, geleneksel tedavilere ek olarak bazı ruhsal bozuklukların destekleyici tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine katkı sağlayabilir.