Nevşehir’in Avanos ilçesinde çalışmalarını sürdüren seramik sanatçısı Zübeyir Ayhan, İznik ve Selçuklu çinilerinden Hint mandalalarına ve Çin sanatına kadar farklı kültürlerin motiflerini geleneksel Türk seramik sanatıyla buluşturuyor.
Nevşehir (SANA) –İznik ve Selçuklu çini süslemelerinden Hint mandala desenlerine ve Çin kültüründen esinlenen sanatlara uzanan çalışmalar yapan Türk sanatçı Zübeyir Ayhan, 28 yıldır farklı kültürleri seramik eserlerde bir araya getirecek yeni yöntemler arıyor.
Türkiye’nin orta kesimindeki Nevşehir iline bağlı Avanos ilçesinde bulunan atölyesinde çalışan 47 yaşındaki Ayhan, yıllar içinde öğrendiği geleneksel sanatlar ile dünyanın farklı kültürlerinden esinlendiği motifleri seramik parçalar üzerine elle çizip renklendiriyor.
Ayhan’ın seramikle yolculuğu, 1998 yılında katıldığı ve yalnızca 3 ay süren bir kursla başladı. Bir arkadaşının tavsiyesi üzerine denemek amacıyla başladığı seramik sanatı, yaklaşık 30 yıl sonra bile kendisini araştırmaya ve öğrenmeye yönelten bir mesleğe ve tutkuya dönüştü.
Ayhan, yıllar içinde geleneksel desenlerle yetinmeyerek farklı kültürlere ait sanatları araştırmaya, bunları görsel açıdan seramik sanatıyla karşılaştırmaya ve bazı unsurlarını eserlerinde harmanlamaya başladı.
Turistlerin uğrak noktalarından Kapadokya’nın Avanos ilçesindeki atölyesinde ürettiği eserler, onları satın alan ziyaretçiler aracılığıyla dünyanın farklı bölgelerine ulaşıyor.
3 aylık kurs 28 yıllık bir yolculuğun kapısını açtı
Ayhan’ın güzel sanatlara ilgisi ortaokul yıllarında başladı. Bir arkadaşının tavsiyesi üzerine 1998 yılında Avanos Halk Eğitim Merkezi tarafından düzenlenen seramik kursuna katıldı.
Anadolu Ajansına konuşan Ayhan, yalnızca 3 ay süren kursun seramikle uzun yolculuğunun başlangıcını oluşturduğunu, bu süreçte seramik parçalar üzerine çizim yapma ve elle renklendirme becerilerini geliştirmeyi sürdürdüğünü söyledi.
Çocukluğundan beri sevdiği sanatla iç içe bir hayat sürmekten keyif aldığını belirten Ayhan, uzun yıllara dayanan deneyimine rağmen öğrenme yolculuğunun sona erdiğini düşünmediğini dile getirdi.
Ayhan, “Bu sanatın sonu yok. Bu nedenle kendimi hâlâ çırak olarak görüyorum. İnsan bu sanatta nihai ustalık aşamasına ulaşamıyor. Elimden geldiğince bütün geleneksel sanatları icra etmeye çalışıyorum.” dedi.
İznik’ten mandalaya
Ayhan, sanat yolculuğu boyunca tek bir tarzla sınırlı kalmak yerine Türk seramik gelenekleriyle farklı kültürlerden gelen sanat üsluplarını bir araya getirmeye yöneldi.
Ağırlıklı olarak İznik ve Selçuklu üsluplarından esinlenen eserler ürettiğini anlatan Ayhan, bunları mandala ve resim dâhil farklı tarzlarla harmanladığını, ayrıca müşterilerin talepleri doğrultusunda tasarımlar hazırladığını belirtti.
Osmanlı döneminde gelişen İznik çinisi, renkli motifleriyle doğadan ve geometrik süslemelerden esinlenen tasarımları sayesinde Türk seramik sanatının en önemli dallarından biri olarak öne çıkıyor.
Ayhan, “Çinlilerin kendilerine özgü sanatı, Hintlilerin mandala sanatı ve başka ustalara ait sanatlar var. Bütün bu sanatları öğrenmeye ve tanımaya, ardından bunları görsel açıdan seramik sanatıyla karşılaştırmaya çalışıyorum.” ifadelerini kullandı.
Bu desenleri araştırmanın ve bir araya getirmenin kendisine ayrı bir keyif verdiğini belirten Ayhan, mesleği öğrenmekten gurur ve mutluluk duyduğunu söyledi.
Yeni yöntemler aramayı sürdürdüğünü dile get getiren Ayhan, insanların eserlerini beğenip satın almalarının kendisini öğrenmeye ve denemeye devam etmeye teşvik ettiğini belirtti.
Ayhan, “Eserler insanlar tarafından beğenilip satıldıkça bu mesleğe olan sevgim daha da artıyor.” dedi.
Sabır gerektiren bir sanat
Bir seramik parçasının yolculuğu, çizim ve süsleme işlemlerinin tamamlanmasıyla sona ermiyor. Parça, son şeklini almadan önce başka aşamalardan da geçiyor.
Ayhan’a göre bir eserin tamamlanması, boyutuna ve tasarımına bağlı olarak 1 gün ile 1 hafta arasında sürebiliyor. Ardından parça sırlama ve fırınlama aşamalarına geçiyor.
Yalnızca fırınlama işlemi 3 ila 4 gün sürerken bu süreç, parçanın kırılması veya bazı bölümlerinin erimesi gibi beklenmedik sonuçlara yol açabiliyor.
Bu nedenle Ayhan, ayrıntılara gösterilen özen ve işe duyulan sevginin yanı sıra sabrın da bu mesleğin temel unsurlarından biri olduğunu düşünüyor.
Ayhan, “Bu benim için aynı anda hem bir meslek hem de bir hobi. Bu iş sevgi olmadan yapılamaz. Tamamen sabra dayanıyor.” ifadelerini kullandı.
Kapadokya’dan dünyaya
Ayhan’ın eserleri Avanos’taki atölyesinin sınırları içinde kalmıyor. Bölgenin turistik konumu, eserlerine farklı ülkelere ulaşma fırsatı sunuyor.
Kapadokya’yı ziyaret ederek Ayhan’ın eserlerini satın alan turistler, Türk seramik gelenekleriyle sanatçının farklı kültürlerden aldığı unsurları buluşturan parçaları beraberlerinde götürüyor.
Böylece farklı bölgelerin sanatsal üsluplarını bir araya getiren eserler, bölgeyi ziyaret eden turistler aracılığıyla yeniden dünyanın farklı noktalarına yolculuk ediyor.
Yeni nesillere açık bir kap
Seramik sanatıyla geçirdiği 28 yılın ardından Ayhan, yalnızca kendi eserlerini geliştirmekle kalmıyor, öğrendiklerini başkalarına aktarmaya da çalışıyor.
Ayhan, daha önce Nevşehir Belediyesi tarafından düzenlenen kurslarda öğrencilere eğitim verdiğini ancak bu sanata gösterilen ilginin azalması nedeniyle mesleği sürdürenlerin sayısının büyük ölçüde düştüğünü belirtti.
Buna rağmen seramik sanatını öğrenmek isteyen gençlere kapısının her zaman açık olacağını vurgulayan Ayhan, yeni nesillere bu sanatı tanıtmak ve onları seramikle uğraşmaya teşvik etmek için elinden gelen desteği sunmaya hazır olduğunu söyledi.
N.W.A / R.Y /D.N