Ortadoğu’daki savaşın etkisiyle Hürmüz Boğazı’ndaki petrol akışının kısıtlanması, küresel petrol piyasalarında stokların yetersizliği ve tedarik zincirindeki aksamalar nedeniyle 6 aylık kritik bir süreci beraberinde getiriyor.
Bşakentler (SANA) – Küresel petrol piyasası, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın devam etmesiyle birlikte tedarik aksamalarının ucu açık bir krize dönüşmesi sonucu eşi benzeri görülmemiş bir test sürecine giriyor. Bu durum, ham petrol ve yakıt stokları ile ülkelerin eksikliği giderme kapasitesini “Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrol akışı kısıtlı kalmaya devam ederse dünya altı ay daha dayanabilir mi?” sorusuyla karşı karşıya bırakıyor.
Veriler, yanıtın yalnızca küresel stokların büyüklüğüne bağlı olmadığını gösteriyor. Mevcut miktarların bir kısmı piyasaya hızla sürülemezken; rafineler, nakliye ağları ve tankerler giderek artan kısıtlamalarla karşılaşarak savaşın devamını, enerji sisteminin rezervleri fiili tedariğe dönüştürme kapasitesi için bir sınava dönüştürüyor.
Piyasadan 2,6 milyar varillik petrol çekildi
Reuters’ın raporuna göre dünya, savaşın başlangıcından bu yana yaklaşık 2,6 milyar varillik petrol tedariğinden mahrum kaldı. Bu durum, 1979 İran Devrimi’ne eşlik eden aksamalar hariç tutulduğunda, hacim bakımından tarihteki en büyük kümülatif tedarik kesintisi olarak kayıplara geçti. Bu rakam, savaş öncesindeki günlük yaklaşık 103 milyon varillik talep seviyelerine göre küresel tüketimin yaklaşık 25 gününe denk geliyor.
Analizlerin büyük çoğunluğu mevcut tedarik açığını günlük yaklaşık 5 milyon varil olarak tahmin ederken, Suudi Aramco Basra Körfezi bölgesindeki tedarik kaybının günlük 11 milyon varili bulduğunu öngörüyor.
Tablo, Körfez dışındaki ek aksamalarla daha da karmaşıklaşıyor. Kazak petrolünü taşıyan Hazar Boru Hattı’nın zarar görmesi de günlük 1,8 milyon varile yaklaşan akışın kesilmesine yol açtı.
Acil durum stokları teorik olarak 180 günlük açığı kapatıyor
Mart ayında Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), tarihinin en büyük toplu stok kullanımını gerçekleştirerek acil durum rezervlerinden 400 milyon varili kullanıma açtığını duyurmuştu. Ajansa üye ülkelerin elinde halen yaklaşık 900 milyon varillik kamu stoku bulunuyor ve bu miktar, teorik olarak günlük 5 milyon varillik tedarik açığını yaklaşık 180 gün boyunca kapatmaya yetiyor.
Ancak bu hesaplama farazi bir senaryodan ibaret kalıyor. Zira Ajans, özel şirketleri ticari stoklarını aynı şekilde piyasaya sürmeye zorlayamıyor. Ayrıca petrolün rezervlerden çıkarılma hızı; depolama sahaları, altyapı, nakliye ve rafine kapasitelerinden doğrudan etkileniyor.
İşlenmiş ürün stokları son 5 yılın en düşük seviyesinde
Endişeler, özellikle motorin ve uçak yakıtı gibi işlenmiş ürün piyasasında daha belirgin hale geliyor. ABD merkezli yatırım bankası Morgan Stanley, küresel motorin ve uçak yakıtı stoklarının son beş yılın en düşük seviyesine gerilediğini; Orta Doğu ve Rusya’daki rafinelerin gördüğü hasarın ise eldeki ham petrolü yakıta dönüştürme kapasitesini düşürdüğünü belirtiyor.
Uluslararası Enerji Ajansı, kriz sırasında bölgedeki 3 milyon varilden fazla günlük rafine kapasitesinin devre dışı kaldığına dikkat çekerek ekstra ham petrol sağlansa dahi petrol ürünü eksikliği riskinin tırmandığını ifade ediyor.
Çin stok gücüyle krizde öne çıkıyor
Çin, uzun süreli aksamaları göğüsleme konusunda en dayanıklı ekonomilerden biri olarak öne çıkıyor. Enerji piyasası araştırma şirketi Energy Aspects, temmuz ayında Çin’in ham petrol stokunu yaklaşık 1,7 milyar varil olarak tahmin ederken, diğer öngörüler 1 milyar ila 1,7 milyar varil arasında değişiyor.
Uzmanlara göre 1,7 milyar varillik bir stok, Çin’in Hürmüz Boğazı üzerinden geçen ve günlük yaklaşık 5,5 milyon varil olarak tahmin edilen ithalatını neredeyse bir yıl boyunca ikame edebilir. Bu durum Pekin’e diğer büyük ekonomilerin çoğundan daha geniş bir hareket alanı sağlıyor.
Kalıcı çözüm Hürmüz Boğazı’ndaki akışın sağlanmasına bağlı
Hesaplamalar, kalan kamu stoklarının mevcut tedarik açığını teorik olarak yaklaşık altı ay boyunca karşılayabileceğini gösteriyor. Ancak savaşın sürmesi açığı büyütebilir ve rezervlerin çok daha hızlı tükenmesine yol açabilir.
Rafineri kapasitelerinin düşmesi ve nakliye üzerindeki baskıların artmasıyla stokların önemi daha da artıyor. Bu da krizin artık sadece dünyanın ne kadar petrole sahip olduğuyla değil; bu petrolün ne kadarının depolardan çıkarılabileceği, taşınabileceği, rafine edilerek fiili yakıta dönüştürülebileceği meselesine dönüştüğünü gösteriyor.
Tedarik aksamaları devam ederken enerji piyasasının istikrarı, her şeyden önce Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleşen doğal akışın yeniden başlamasına bağlı kalmaya devam ediyor. Zira krizin uzaması, küresel petrol stoklarını her geçen gün büyüyen bir tedarik krizine kalıcı bir çözüm değil, yalnızca geçici bir savunma hattı haline getirebilir.
R.H / İ.K