Orta Doğu’daki savaş, ham petrol piyasalarının ötesinde rafinaj ve akaryakıt ticaretini de sarstı. Hürmüz Boğazı’ndaki aksama küresel sevkiyat zincirini baskılarken en fazla Asya etkilendi.
Başkentler (SANA) –Orta Doğu’daki savaşın etkileri küresel enerji sisteminin merkezine kadar ulaştı. Etkiler, ham petrol piyasalarındaki dalgalanmayla sınırlı kalmayarak sistemin en hassas halkalarından biri olan rafinaj sektörünü de etkiledi.
Arz krizi ve sevkiyat güzergahlarındaki aksamalar, enerji güvenliğinin yalnızca petrole sahip olmakla sınırlı olmadığını; esnek rafinaj kapasitesi ile krizlere dayanıklı ulaşım ağlarının da büyük önem taşıdığını ortaya koydu.
CNN Ekonomi’nin aktardığı Rystad Energy analizine göre kriz, başlangıçta rafinerilerde operasyonel bir şok olarak ortaya çıktı. Ancak Orta Doğu’dan gelen arzın bir bölümünün kesintiye uğraması ve dünyanın en önemli enerji geçiş güzergahlarından Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin aksaması, krizi rafine petrol ürünleri ticaretini etkileyen geniş çaplı bir soruna dönüştürdü.
Şirketin verilerine göre rafineriler, güvenlik endişeleri ve taşımacılıkta yaşanan aksamalar nedeniyle Mart-Haziran 2026 döneminde çalışma oranlarını düşürdü. Devre dışı kalan rafinaj kapasitesi günlük yaklaşık 3,2 milyon varile yükselirken rafinerilerin ortalama çalışma oranı yüzde 30 geriledi.
Hürmüz Boğazı yakıt haritasını yeniden çiziyor
Bölgedeki gerilimin tırmanmasından önce Orta Doğu rafinerileri günlük yaklaşık 9,7 milyon varil petrol ürünü üretiyordu. Bu üretimin yaklaşık üçte ikisi küresel piyasalara gönderiliyor, bölge dünyanın en önemli akaryakıt ihracat merkezlerinden biri olarak öne çıkıyordu. Ancak deniz taşımacılığındaki aksamalar bu dengeyi değiştirdi.
Rystad Energy’ye göre bölgenin rafine petrol ürünleri üretimi günlük yaklaşık 3 milyon varil azaldı. Hürmüz Boğazı dışında 150’den fazla tanker beklemek zorunda kalırken rafine petrol ürünleri ihracatı yaklaşık yüzde 60 geriledi.
Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz kıyısındaki Yenbu Limanı dahil alternatif güzergahlar kullanılmaya devam etmesine rağmen ihracattaki büyük düşüş önlenemedi.
Arz kesintileri, rafinaj şirketlerini üretim planlarını yeniden değerlendirmeye de yöneltti. Özellikle Asya’daki rafineriler, ham petrol teslimatlarında gecikmeler ve artan taşıma maliyetleriyle karşı karşıya kaldı.
Krizden en çok Asya etkilendi
Orta Doğu’dan yapılan ithalata büyük ölçüde bağımlı olan Asya piyasaları, arz yetersizliğinin oluşturduğu baskıdan en fazla etkilenen bölge oldu. Bu durum, özellikle petrokimya sektöründe kullanılan sıvılaştırılmış petrol gazı ve nafta tedarikinde hissedildi.
Rystad Energy’ye göre Asya piyasaları, Avrupa ve Kuzey Amerika’dan yapılan ithalatı artırarak kaybedilen miktarın sınırlı bir bölümünü karşılayabildi. Ancak bu adım, arz açığının devam etmesini ve taşıma maliyetlerinin yükselmesini engelleyemedi.
Afrika piyasaları ise Orta Doğu’dan gelen günlük yaklaşık 400 bin varillik arzı kaybetmesine rağmen ithalatını Hindistan, Avrupa ve Kuzey Amerika’ya yönlendirerek krizin etkilerini kısmen hafifletmeyi başardı.
Rafinaj kapasitesi rafineri sayısıyla ölçülmüyor
Kriz, dünya genelinde çok sayıda rafinerinin bulunmasının şoklara karşı eşit ölçüde dayanıklılık anlamına gelmediğini gösterdi.
Rystad Energy’ye göre 2026 yılının ortası itibarıyla dünya genelinde yaklaşık 760 faal rafineri bulunuyor. Çin 137 rafineriyle ilk sırada yer alırken onu 127 rafineriyle ABD ve 87 rafineriyle Rusya izliyor.
Ancak şirket, asıl farkın kullanılan teknoloji, tesislerin büyüklüğü ve rafinaj, taşımacılık ile ticaret arasındaki entegrasyon düzeyinden kaynaklandığını belirtiyor. Bu unsurlar, rafinerilerin piyasalardaki aksamalara karşı koyma kapasitesini belirliyor.
Piyasalardaki dalgalanmaya rağmen yüksek karlar
Enerji krizi, üretim, rafinaj, taşımacılık ve ticareti kapsayan bütünleşmiş sistemlere sahip bazı büyük petrol şirketleri için kazanç fırsatına dönüştü.
Enerji şirketlerinin ikinci çeyrek bilançoları, rafinaj ve ticaret faaliyetlerinden elde edilen karlarda belirgin bir artış yaşandığını gösterdi. Bu artışta rafineri marjlarının yükselmesi ve küresel piyasalardaki petrol ürünü yetersizliği etkili oldu.
Bloomberg’in yayımladığı rapora göre arzı farklı güzergahlara yönlendirebilen ve piyasalar arasındaki fiyat farklarından yararlanan şirketler, küresel ticaretteki aksamalardan kazanç sağladı. Güçlü lojistik ağları da piyasa dalgalanmalarına rağmen yüksek gelir elde etmelerine yardımcı oldu.
Rafinaj sektöründeki kriz, enerji mücadelesinin artık yalnızca ham petrol üretimi etrafında şekillenmediğini gösteriyor. Üretimden taşımacılık, depolama ve rafinaja kadar krizlere dayanıklı, bütünleşmiş bir tedarik zincirine sahip olmak giderek daha büyük önem taşıyor.
Ö.E